Çocuk Sahabeler

“Kulun, peygamberin, seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, masnuâtının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisânı, rahmetinin timsâli, mahlûkatının nuru, mevcudâtının şerefi, mahlûkatının çokluğu içinde birliğinin kandili, kâinat tılsımının keşşâfı, rubûbiyet saltanatının dellâlı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, gizli isimlerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümânı, rubûbiyet güzelliğinin aynası, şuhud ve işhâdının medârı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle”

Bediüzzaman Said Nursi

 

Efendimizin torunları Hz. Hasan (ra) ve Hüseyin (ra), bir develerinin olmasını istiyorlardı. Bu isteklerini gidip dedelerine anlattılar. Hz. Peygamber (asm) maddî olarak o an çocuklara deve alacak durumda değildi. Torunlarını üzmeden onlara deveyi unutturacak bir çözüm buldu. Küçük torunlarının önüne çökerek onlara seslendi:

“Haydi binin. Bundan daha iyi deve mi olur?”

Çocuklar büyük bir sevinçle dedelerinin sırtına bindiler. Artık deveyi unutmuşlardı…

***

Abdullah bin Ömer (ra) henüz küçük bir çocuktu. Babasının, Hz. Peygamber ile bir yolculuğuna o da katılmıştı. Yolculukta bir ara, tek başına babasının devesine binmiş, deveye de söz geçiremediği için sürekli kafilenin önüne geçiyordu. Babası Hz. Ömer (ra) ise, sürekli kafilenin önüne geçip, deveyi geri çevirmek zorunda kalıyor, sık sık çocuğuna sesleniyordu:

“Abdullah, kafilenin önüne geçme!”

Abdullah’ın devesi, tekrar tekrar kafilenin önüne geçince, Hz. Ömer (ra) oğlunu azarladı:

“Abdullah, Allah’ın Rasûlü’nün önüne kimse geçemez!”

Çocuğun azarlanması Hz. Peygamber’i (asm) üzmüştü. Hz. Ömer’e (ra):

“Şu deveyi bana satsana.” dedi.

Ömer (r.a.), Hz. Peygamber’in (asm) bu isteği üzerine:

“Ey Allah’ın Rasûlü! O senindir” diyerek cevap verdi.

Hz. Peygamber (asm) bunu kabul etmedi ve isteğini tekrarladı. Bunun üzerine Ömer (ra) deveyi sattı. Efendimiz daha sonra Abdullah’a dönerek buyurdu:

“Abdullah, artık deve senindir. Ona istediğin gibi binebilirsin!”

***

“Ey Mahzure, haydi bir ezan da bana oku!”

Küçük Mahzure tüm çocuklar gibi dışarıda oyun oynamaktaydı. Küçük çocuk, oyun esnasında müezzin taklidi yaparak, alaylı bir şekilde ezan okuyordu. Oradan geçmekte olan Hz. Peygamber (asm) tebessüm ederek Mahzure’nin yanına gitti:

“Haydi bir ezan da bana oku!” dedi.

Mahzure ne yaptığının farkına varmış, pişman olmuş ve utanmıştı. Hz. Peygamber ondan ezan okumasını istediği için bütün gayretini göstererek ezan okudu. Sadece birkaç yanlışı olmuştu. Peygamber Efendimiz yanlışlarını düzelttikten sonra tebessümle sırtını sıvazlayıp:

“Mübarek olsun!” dedi.

Küçük Mahzure şaşırmıştı. Kızılmayı beklerken lütuf ve ikram görmüş, bir de dua almıştı.

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir