Psk. Belkıs Ertürk: “Fikrini ifade edebilen bir çocuk, ileride fikrini ifade edebilen bir gence dönüşür!”

20151014_174024Kapak dosyamızla ilgili olarak, ergen psikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarıyla tanıdığımız, İçe Bakış Aile Danışmanlık’tan Uzman Psikolog Belkıs Ertürk ile konuştuk. Keyifli okumalar…

Aile içi problemlerin işin içinden çıkılamaz hâle gelmesi, gençlerin yaşamış olduğu problemlerin tam bir kargaşa haline dönüşmesi, aslında ailede istişare etmenin ehemmiyetini vurguluyor. Öncelikle şuradan başlayalım, aile ortamında, sağlıklı bir istişare nasıl gerçekleştirilir?

 Öncelikle aile toplantılarında bütün bireylerin, kaç ferd varsa hepsinin, fikirlerinin alınması gerekiyor. Ama burada yaşlarının çok büyük önemi var. Yani 5 yaşındaki bir çocuğun da aile toplantısında fikri alınabilir. Mesela kendi odasında bazı eşyaların seçiminde onun fikri sorulabilir. Böylece hem öz benlikleri gelişmiş olur, hem de kendilerini aile içerisinde değerli hissederler ve ifade değerlerinin olduğunu düşünürler. Daha sonraları ise, ergenliğe doğru geçtikçe daha farklı konularda fikirlerine başvurulabilir. Ama yine de ebeveynlerin aile içinde konuşulan konularda en son sözü söyleyecek kişiler olması gerekir. Aile içinde istişare geliştikçe, bu topluma da yansıyor. Biliyoruz ki aile toplumun çekirdeği. Bu açıdan bakıldığında fikrini ifade edebilen bir çocuk, ileride fikrini ifade edebilen bir gence dönüşecek. Yani toplumda kendi fikrini ifade edebilen ve bunun karşılığında da kendini hem savunabilen, hem de eleştiriye de açık olabilen bir birey olmuş olacak. Çünkü bu aile toplantıları, sadece çocukların ya da gençlerin fikirlerini ifade edecekleri yerler değil, aynı zamanda hem eleştiriye açık olabilecekleri, hem de zıt olan fikirlere karşı, kendisini nasıl ifade etmesi gerektiğinin de altının çizildiği platformlar haline dönüşüyor.

Konuyla ilgili olarak Hz.Ali’nin (ra) bir sözü var. “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar onlarla arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise istişare edin.” diyor. Bir uzman olarak bu sözü nasıl yorumlarsınız?

Psikolojide hep şu söyleniyor, “çocuğun, çocuk olduğunun farkına varılması.” Yani Hz. Ali (ra) “7 yaşına kadar çocukla oynayın” derken aslında şunu anlatır. Çocuk, oyunla kendi dünyasını anlatır. Çocuk size oyun yoluyla, aile içindeki ilişkileri, kızgınlığını, öfkesini, sevincini kısaca her şeyini anlatır. Siz çocukla oyun oynadığınızda, oyun sırasında çocuğun size karşı nasıl duygular beslediğini fark etmiş olursunuz. Söyleyemediği her şeyi oyunla anlatır. Her mesajını oyunla verir. Biz zaman zaman terapilerde ailelerle çalışarak bunu yapıyoruz ve hepsine şunu söylüyoruz, “Lütfen çocuklarınızla oyun oynayın!” Özellikle 7 yaşına kadar olan çocuklar için söylüyoruz bunu. Çünkü oyun çocuğun dünyasıdır ve kendi dünyasını orada yansıttır. Şuan her yerde oyun terapileri gelişmeye başladı. Anneyi ve babayı oyuna alarak çocukla birlikte oyun oynamalarını sağlıyorsunuz. İlişkiler o evin içinde nasıl gidiyor, çocukla birlikte nasıl bir iletişim kuruyorlar, ya da oyun oynayabiliyorlar mı, en azından onu ölçüyorsunuz. Orada çocuk oyun vasıtasıyla, aileyle iletişim kuruyor ve kendi duygu ve düşüncelerini, kızgınlığını, öfkesini aileye aktarmış oluyor. Çünkü oyun aynı zamanda şunu da ölçüyor, çocuk “nerede evet, nerede hayır diyecek?”

Nerede evet, nerede hayır diyecek?

Çocuğun doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesi için, kime nerede evet ya da hayır diyeceğini de öğrenmesi gerekiyor. Oyun aslında bunu keşfetmesi için de çok önemli bir safha. Çocuk zaten daha sonraki dönemde, yani ergenlikte, kendini fark etmeye başlıyor ve “ben de varım, buradayım, benim de fikirlerim önemli.” diyor. Ergenlik döneminde, arkadaşça yaklaşırken aynı zamanda ebeveynliğinizi de unutmamanız gerekiyor. Yani çocuğun bir arkadaşa ihtiyacı olduğu kadar, anne, babaya da ihtiyacı var. Arkadaşına anlatacağı her şeyi size anlatamaz. Burada bu sınırı da çok iyi korumak lazım. Arkadaşça olalım derken bazı aileler sınırın öte tarafına geçip, bu sefer çocuklarına kural ve sınır öğretmekte güçlük çekebiliyorlar. Çocuklar o zaman kural tanımaz hale gelebiliyorlar. Arkadaşça yaklaşmak çok ince bir çizgiye bağlı aslında. Hem seveceksiniz, hem de onu sayacaksınız, fikirlerini önemseyeceksiniz. Ama aynı zamanda onun nerede, nasıl davranacağı ve ne şekilde konuşacağı konusunda da eğiteceksiniz. “Evet, senin fikirlerin önemli, ama senin fikrin her yerde doğru olmayabilir. Bu fikrine karşıt fikirler gelişebilir.” İşte ergenlik biraz bunların da keşfedileceği, biraz zorlu ama aynı zamanda, arkadaş ve ebeveynlik arasındaki dengeyi kurarak rahatlıkla atlatacağımız bir dönem.

“15 yaşından sonra da istişare edin.” kısmı için ne söylenebilir?

Burada ileri ergenlik dediğimiz bir döneme girildiği için genç artık “ben bir bireyim” demeye başlıyor. Ergenliğe kadar gelen süreç içerisinde, çocukla olan iletişiminizi, doğduğu andan itibaren başlattığınızda, onunla istişare yaptığınızda, meyvelerini alabilirsiniz. Yani baştan itibaren çok sert tuttuğunuz bir çizginiz varsa o çocuğa 15 yaşından sonra, “hadi istişare yapalım, senin de fikirlerin önemli.” derseniz o çocuk sizin yanınıza gelmeyecektir. Çünkü sizi çok sert ve kendisini dışlayan bir otorite olarak görecektir. Evet, çocuğun bir otorite figürüne ihtiyacı vardır. Ama bunun çok sert bir otorite de olmaması gerekiyor. Sadece disiplinli olan bir otorite değil de, hem eğitimi, hem sevgiyi verebileceğiniz ve bunu dengeli dağıtabileceğiniz bir otorite olursa o zaman o istişare ergenlik dediğimiz dönemde çok daha sağlıklı olabiliyor.

Devamı Bizim Aile Kasım sayısında…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir