Bir koruyucu yöntem olarak aşılama

Aşılama, vücudu hastalık mikrobuyla karşılaştırma işlemidir. Gerçek hastalık mikrobuyla karşılaştığı zaman aşı vasıtasıyla bağışıklık kazanmış olan vücut, savaşa daha hızlı ve kuvvetli olarak başlar. Yani bir ordunun tatbikatlarla savaşa hazırlanması gibi. Aşılar insanları ölüm veya sakatlıkla sonuçlanabilecek pek çok hastalıktan korumaya yarayan, genelde zayıflatılmış hastalık mikrobu veya mikrobun parçacıklarını içeren, ağızdan damla şeklinde veya iğne ile uygulanabilen koruyucu maddelerdir.  Aşılamayla dünya çapında 1 yılda 2,5 milyon çocuğun ölümünün engellendiği düşünülmektedir.

Aşı ile önlenebilen hastalıklar sebebiyle her yıl dünyada milyonlarca insan ölmektedir. Aşılar çocuk sağlığı için ve hastalık yayılımının önlenmesiyle toplum sağlığı için en önemli silahlardır. Zayıflatılmış mikrop veya mikrop parçacıkları vücuda girince vücutta antijen dediğimiz bu parçacıklara karşı antikor denen koruyucu maddeler üretilir. Vücut bu maddelerle yeniden karşılaştığı zaman önceden tanıdığı bu maddelere karşı daha aktif şekilde savunmaya geçer.

Tarihte çok önceden beri aşılama uygulanmaktadır. Tarihte aşının uygulanmasına M.Ö. 500’ lü yıllarda Çinlilerde rastlanmış. Çiçekli hastaların döküntülerinden aldıkları mikropları burundan vererek ilk aşılama işlemini uygulamışlar. Bizim atalarımız da aşılama tarihinde en önemli kilometre taşlarından birini oluşturmaktadır. Türkler Orta Asya’daki komşularından  aşı uygulamasını öğrenmişler,  Anadolu’ya da bu birikimlerini taşımışlardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, yani  bin altı yüzlü yıllarda çiçek aşısı uygulanmış, mikrop zayıflatarak ciltten verilmiş ve  pek çok insan Allah’ın nasip ettiği bu ilimle ölümden ve ciddi cilt bozukluklarından kurtulmuştur. 1885 yılında sultan 2. Abdülhamit zamanında  çiçek aşısı mecburi olmuştur.

O dönemlerde İngiltere başkonsolosunun eşi Lady Montagu  çiçek hastalığı geçirmiş ve yüzünde iz kalmış,  İngiltere’de henüz bulunmayan fakat İstanbul’da  yaygın olarak kullanılan çiçek aşısıyla iki çocuğunu da aşılatmış. Londra’ya döndükten sonra da İngilizlere çiçek aşısını tanıtmıştır. İngiltere’de aşının bu şekilde başladığı kabul edilmektedir. Gelişen teknolojiyle beraber yeni aşılar da üretilmiş. Ülkemizde ilk kuduz aşısı 1927’de, ilk verem aşısı 1931’de uygulanmaya başlamış. Çiçek aşısının yaygın kullanımıyla çiçek hastalığı tamamen ortadan kaldırılmıştır, hatta bin dokuz yüz seksenli yıllardan beri aşı uygulanmıyor. Çocuk felci hastalığı çok nadir görülür hale gelmiştir. Kızamık hastalığı eski yıllarda ülkemizde önemli bir ölüm nedeniyken Allah’a çok şükür ki uzun yıllardır kızamığa bağlı ölüm görülmemektedir.

 

Devamı Bizim Aile Mayıs sayısında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir