“Hacamat sağlık duasıdır.”  

 

Sağlık problemlerine alternatif tedavi şekilleri şimdilerde tüm dünyada gündemde olan bir konu; dolayısıyla Nebevî sağlık bilgileri de gündemde. Bu bağlamda Nebevî yöntemlerden biri olan ve insanlık tarihi kadar eski hacamat konusunu koruyucu bir tedavi yöntemi olarak öğrenmek için Turanşah Tümer Beyefendi ile konuştuk. İstifadenize sunuyoruz.

İlk önce tıbbî hacamat nedirden başlayalım Hocam.

Ben hacamat hakkında ilk yıllar hastalarıma şöyle diyordum: Hacamat sizin için çok faydalı. Son  zamanlarda ise söylediğim şey “Hacamat faydalı falan değildir; sizin için nimettir.” Düzenli ve doğru yerlerde, steril ve hekim kontrolünde yapılan hacamat gerçekten bir nimettir. Çünkü temizlik insan hayatı için çok önemlidir. Temizliğin zirvesi de kan temizliğidir. Yani insan bir şekilde temizlenir. Küçük abdest, büyük abdest, banyo yapmak birer temizliktir. Bunların dışında vücutta kalanları detoks ile dışarı atmanın tek yolu hacamattır. Hacamat bir nimettir. Düzenli bir şekilde yapılması gerekir. Düzenli de yılda 3-7 gün aralıklarla 4 seanstır.Vücudun bütün bölgelerinin taranmasıdır. Burada hastalıktan korunmak maksadıyla olandan bahsediyorum; yoksa tansiyon, şeker, migren gibi bir çok hastalıkta kullanılan tedavi maksatlı hacamat seansları, hekim kontrolüne göre değişir. Sonuçta Peygamber Efendimiz’in (asm) tavsiyesi olan, geçmişi 5 bin yıla dayanan bir yöntem bu.  Biz biraz geç fark ettik.

Koruyucu yöntem olarak hacamatı biraz açar mısınız?

Üç-yedi gün aralıklarla olan hacamattır. Hadîs-i şerîflerde vardır. “Mihcemin çiziğinde şifa vardır.” Yani hacamatta çizik olduğu için (mihcemin)  insan kan vermiş gibi etkilenmez. Delme, kesme gibi cildin alt dokularına gidilip normal kan alınsaydı üç-yedi günde bir yapılamazdı. Bu çizik ile; cildin hemen altındaki dermis tabakasında olan ve kılcal damarlarda bulunan toksik, yapışkan, sıkışmış, akmakta zorlanılan ve kalp pompasını yoran kan dışarı alındığında vücut çok rahat eder, detoks olur. Hastalık varsa etkisi azalır. En kötü şartlarda konforlu bir hastalık olur. Daha iyi şartlarda ise koruyucu hekimlikte kullanılırsa insan yaşının gerektirdiği enerjik halde olur ama vadeyi değiştirmez. İnsanın vadesi gelene kadar zinde olur. “İki gün yatak, üçüncü gün toprak” sözü hacamat olanlar içindir.

 Peki tüm hastalıklar için hacamat yapılır mı?

Şöyle ki: Tüm hastalıklarda genel olarak yapılır; ama en güzel hacamat koruyucu anlamda yapılan, hasta olmadan düzenli olarak yapılan temizliktir. Düzenli olduğunda o kadar fayda veriyor ki hastaların çoğundan güzel neticeler, geri dönüşler alınmaktadır. Hekim olmanın tatmin olma yönü vardır ki biz bunu yaşıyoruz.

 Koruyucu anlamının dışında, hangi hastalıklarda tedavi maksatlı kullanılıyor?

Holistik tıp; yani az ya da çok her hastalığa yararlı diyebiliriz. Bazı hastalıklarda tek başına yeterlidir. Bazı hastalıklarda da tedaviye destek olarak; mesela kişi hastalığı için ilaç alır, hacamat ilacın emilimini bile maksimum şartlarda yapar, güzelleştirir. İlaç bile yeterince emilir, hakkını verir. Yara varsa çabuk iyileşir; çünkü holistik, bütüncül tıp budur. Hacamat sağlık duasıdır. “Allah sağlık versin” diyorsak kesinlikle hacamat olmalıyız. Ama şu vardır: kesinlikle bu hekim kontrolünde olmalıdır. Hekimin mihçerin çiziğini atmayı iyi bilmesi gerekir. Ama hekim olmamak da hacamat yapmamayı gerektirmez bu da ayrı bir konudur. Yine de hekim olmayan bir kişi eli becerikli olsa bile, bir hekimin kontrolünde bunu yapmalıdır. Hacamat, kanla ilgili olduğu için sağlık, sterilite, hijyen bilgisi gerektirir. Hangi malzemeler, hangi ölçüde kullanılacak? Kaç numara korunma, nasıl olacak? Hastaların hangi bölgelerinden, ne kadar olacak?  Bütün bunlar hekim kontrolünde olmalı. Sağlık Bakanlığımız da bunun farkına vardığı için şu anda enstitü kurulma aşamasında. Hekimlere bir dönem eğitim verildi, daha da verilecek. Çünkü merdiven altında yapılan hacamatta yüz hastaya bir şey olmuyor; ama yüz birinci hastaya bakıyoruz ya damar ya bir sinir  kesilmiş; bizler hekim olarak bunları görüp duyduğumuzda  üzülüyoruz. Yüz birinci hasta bile olsa niye kötü olsun, bunun için kesinlikle tedbir alınması lazım.

Peki, hacamat yaptırmadan önce veya yaptırdıktan sonra dikkat edilmesi gereken şeyler neler?

Şöyle; vücudu kendi enerjisi ile baş başa bırakmalıyız. Vücudu yormayacak şekilde cinsel perhizle beraber, vücudu yormayacak şekilde beslemek de gerekiyor.Vücudu kendi enerjisi ile baş başa bırakacağız ki vücut kendini yenilesin. Bir başka konu; hacamatın güvenli ellerde hastaya kesinlikle zarar vermeden yapılması gerekiyor. Resulullah (asm) hacamatı yaptırırken “Bugün günlerden ne?” dememiştir. Buharî, Müslim, İbn-i Mace, Ebu Davut, Tirmizî gibi kaynaklardan bakarak ilahiyatçı arkadaşlarla da istişare ettik bu konuyu. Hacamatın yapılmasında zaman engeli yoktur. Arabistan’da hacamat hastanesi yedi gün yirmi dört saat açıktır. Mesela  Resulullah’ı (asm) akrep soktu veyahut hastalandı; “Bugün günlerden ne?” dememiştir. Bunlara rağmen birkaç kaynaktaki “Şu yazın sıcağında hacamatı istiane ediniz.” hadisine dayanılarak bahar aylarında yapılması tavsiye ediliyor, denilir. Ya da Pazartesi, Perşembe uygundur, denilir. Ama burada men, yasak yoktur. Bunlar tavsiye niteliğindedir. Bunu bazı günlere hapsedip, ayda birkaç güne sığdırıp insanları engellemek yanlıştır. Kaynaklara göre konuşuyorum, bunlar benim fikrim değildir. Hacamat güzel bir tedavidir, dinimizde de tedaviye engel yoktur. Tedavi yapılacağı zaman men yoktur. Bir de Allah’ın kötü günü yoktur; yani “Çarşamba yaptırmayın” diye bir şey yoktur. Yine geçmişteki tıp alimlerinin iyi niyetli görüşleri var. Diyorlar ki ayın çekim gücüne göre iltihaplar vücudun üstüne çıkar. Dolunay günlerinde, yani takvime göre 13-20-21. günler; ama bunlar âlimlerin görüşleridir. Yani dinî bir vecibe ve tavsiye değildir. Dolayısıyla o günlerde yapılırsa daha çok iltihap çıkar, daha çok kan çıkar gibi görüşler var; ama biz bugün modern tıbba göre bunu tesbit edemedik. Emin değiliz.

Anadolu’da eskilerden beri bazı yemekler yapılırken, ekinler ekilirken ay takvimine göre hareket etmek şeklinde uygulamalar var. Halk arasında bunlara dikkat emekte fayda var diye biliniyor.

Eyvallah, doğru söylüyorsunuz. Biz de bunları söylüyoruz; ama “Siz uygun gördüğünüz tarihte gelebilirsiniz” de diyoruz. Hacamat takvimi uygulamalarında bir sorun yok o çünkü bu konuda herhangi bir men yok.

Peki, hacamat üniversitelerde ders olarak gösterilecek mi, yoksa enstitülerde mi kalacak? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bakanlık’tan bizi çağırdılar, defalarca görüştük; ama bu konuda yavaş davranıyorlar. Ben şunu da biliyorum: Bizim meclisimizdeki idarecilerimizin çoğu, aileleriyle birlikte hacamatı desteklemekte ve yaptırmaktadır. Yaptırılan şeyin bu kadar faydası varsa, bence bir an önce topluma da faydalı olsun diye hastanelerde uygulamalı eğitimi verilip yaygınlaştırılmalı. Bu tedavi bu topluma layıktır. Bizim toplumumuz da buna layıktır.

Devamı Bizim Aile Mayıs sayısında…

 

 

 

1 comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir