Hukuk-u ibad…

 

“Bir masumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenab-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına rızasıyla olsa, o başka mes’eledir.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, 15. Mektub)

“Nasıl ki sen bir gemide veya bir hanede bulunsan, seninle beraber dokuz masum ile bir câni var. O gemiyi gark ve o haneyi ihrak etmeye çalışan bir adamın, ne derece zulmettiğini bilirsin. Ve zalimliğini, semavata işittirecek derecede bağıracaksın. Hattâ bir tek masum, dokuz câni olsa; yine o gemi hiç bir kanun-u adaletle batırılmaz.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, 22. Mektub)

“Nasıl “hukuk-u şahsiye” ve bir nevi hukukullah sayılan “hukuk-u umumiye“ namıyla iki nevi hukuk var; öyle de, mesail-i şer’iyede bir kısım mesail eşhasa taalluk eder, bir kısım, umuma, umumiyet itibariyle taalluk eder ki; onlara “şeair-i İslâmiye” tabir edilir. Bu şeairin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır. Umumun rızası olmazsa onlara ilişmek, umumun hukukuna tecavüzdür.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, 29. Mektub)

“Böyle eserleri görünen bir adalete bir mahkeme-i kübra lâzımdır ki, rububiyetin hâkimiyetiyle hukuk-i ibad muhafaza edilsin. Çünki fâni olan şu dünya menzili, o büyük adalet-i hakikiyeye mazhar olamaz. Öyle ise, o büyük Sultan-ı Âdil için bir cennet-i bâkiye, bir cehennem-i daime lâzımdır.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nûriye, Lâsiyyemâlar)

“İ’lem eyyühe’l-aziz! İmana ait bilgilerden sonra en lâzım ve en mühim a’mal-i sâlihadır. Sâlih amel ise, maddî ve manevî hukuk-u ibada tecavüz etmemekle, hukukullahı da bihakkın îfa etmekten ibarettir.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî Nûriye, Zeylü’l- Habab)

“Her hak sahibine istidadı nispetinde hakkını vermek, yani vücudunun bütün levazımatını, bekasının bütün cihazatını en münasib bir tarzda vermek; nihayetsiz bir adalet elini gösterir.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 10. Söz)

“Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 10. Söz)

“Şeair, âdeta hukuk-u umumiye nev’inden cem’iyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cem’iyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, 11. Lem’a)

“Bu zamanda, hususan kırk-elli sene sonra seyyie, fenalık işleyenin üstünde kalmaz. Belki milyonlar nüfus-u İslâmiye’nin hukuklarına tecavüz olur.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye)

“Hukuk-u umumiye içinde hamiyet-i diniye esas olmalı, hamiyet-i milliye ona hâdim ve kuvvet ve kalesi olmalı.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye)

“Hukuk-u ammenin hukukullah hükmüne geçtiğini bilenlere, umumen selâm ve dua ediyorum.”

(Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lahikası)

“Hukuk-u umumiyenin müdafaası hukukullah nev’inden olduğu cihetle…”

(Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası)

Lugatçe:

Hukuk-u şahsiye: kişinin hukuku

Hukuk-u umumiye: genelin hak ve hukuku, kamu hakları.

Mesail-i şer’iye: şeriatın meseleleri.

Hukuk-i ibad: kulların hukuku, insan hukuku.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir