Bir akupunktur macerası

Akupunktur benim için vazgeçilmez ve hayatı­mın bir parçası. Akupunkturun bilimsel olması, işe yarıyor mu, yaramıyor mu? gibi konulardan ziyade bugün akupunkturla ilgili nelere şahit olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Rahmetli babaannem bizimle birlikte kalırdı. Yaş olmuş 86-87. KOAH, yüksek tansiyon bir de bağırsakta polip, arada kanama yapan kabızlık vs. var. Genel durumuna baktığımızda yaşına göre çok şükürdü. Birden rahminde bir ağrı başladı. Hafta­lar geçti, ağrı geçmedi. Birçok hastaneye götür­dük. İlaçlar kullandı geçmedi. Sonra babam eve bir akupunkturcu getirdi. Akupunktur eğitimi almış bir amca. Mesleği ne diye sorarsanız tiyatrocuydu. İnanır mısınız babaannemi o amca tedavi etti ve babaannemin ağrısı geçti. Eczacılık fakültesinden yeni mezun olmuşum, fitoterapiye, alternatif tıbba zaten meylim var, akupunkturu ben de öğrenmek istedim. Ve kim bana akupunktur eğitimi verir diye araştırmaya başladım. Dr. İsmail Bey çıktı karşıma. Bir şekilde anlaştık, akupunktur kliniğinde eğitime başladım. İsmail Bey bu işin duayenlerindendi ama ilk tanıştığımızda herkese olduğu gibi kendisi, bana da fikirleri biraz enteresan geldi bana. Sonradan an­laşılırdı söyledikleri, hastaları göre göre hikayelerini dinleye dinleye ve tedavi olmalarını izleye izleye.

Doktorların bacağında ve belinde kist var dedik­leri Lütfiye Teyzenin sedyeyle ağlaya ağlaya gelip 90 seans sonunda o yaşında yürüyerek çarşı çarşı gezmesine, yüzü bembeyaz kesilmiş belinin ağrı­sından ağlamaklı ve migren atakları geçiren başka bir teyzenin 30 seans sonunda tek ba­şına merdivenleri uça uça çıkmasına ve mig­ren ataklarım geçti demesine, depresyondan elleri titreyen hastanın 15 seans sonunda bana gülerek yemek tarifleri vermesine ( el­leri titremiyordu artık), yakın bir akrabamın antidepresan ilaçları bırakmasına, ağlama krizi geçiren bir hastanın tek bir iğneyle ra­hatlamasına, enerjisizlikten ve ağrıdan yer­lerde sürünen fibromiyalji hastasının tedavi­den sonra ‘yeniden doğmuş gibiyim’ diyerek hocamıza dualar etmesine, rutin olarak (beni tanıyanlar bilir) sürekli beli tutulan ve ağrı­yan belimin, artık sağlıklı bir insanın belinin ağrıdığı kadar ağrımasına, reflüsü ve varisleri geçen babama, astımı geçen ve sürekli grip olurken artık olmayan anneme, erken yaşta menopoza girdim diyerek tedavi olan hasta­nın adet görmesine, kronik kabızlığı olan beş yaşında çocuğun bağırsaklarının düzenli ça­lışmasına şahit oldum.

Daha birçok şeye şahit oldum diyebilirim. Mesela bir hasta geldi, içimden acaba bu has­ta tedavi olur mu demiştim. Hasta ağrı çek­mekten yüzü kararmış, buruş buruş olmuş, ayağını hafif sürüyerek yürüyor ve bacağı­nın biri uyuşuk. Gitmediği doktor kalmamış. Nöropati hastası. Modern tıpta tedavisi yok. Rahatlatmak için epilepsi ilacı verilmekte. İs­mail Hoca ‘en az 90 seans geleceksin’ dedi. Hasta gelmeye başladı ve 30 seansın sonun­da bacağının ağrısı geçti. Hasta şaşkın çünkü senelerce bu ağrıyı çekmiş. Sonuç olarak o hastanın ağrısı da geçti 90 seansa 2-3 seans kala uyuşukluğu da geçti. Yüzü aydınlandı to­puklu ayakkabı bile giymeye başladı. Ve ben buna şahit oldum.

Babaannemin elleri uyuşmaya başladı ve uyuşmanın verdiği acıdan geceleri ağlamak­lı. Ben tedaviye başladım. Birkaç parmağının uyuşukluğu geçti ama elinin uyuşması tam geçmemişti, İsmail Hoca bana ‘sen devam et’ dedi. Babam doktorlara götürdü, ameli­yat dediler. Teşhis, Karpal tünel sendromu. İlaç verdi bir doktor. Babaannemin elinin uyuşması rahatladı. Ancak bir de ne görelim, babaannem hafızasını yitirmeye başladı. En ufak ayrıntıyı bile kaçırmayan asla bir şey unutmayan kadın banyonun yerini unuttu, yemediği yemeğe yedim dedi. Derhal ilacı bıraktırdım. Dedim ki babaannecim beynin uyuşacağına elin uyuşsun. İlacı bırakınca zeki babaannem geri döndü çok şükür. Sonra akupunktur tedavisine 6 ay kadar de­vam ettik ve babaannemin uyuşuklu­ğundan eser kalmadı.

Bilimsel olarak tabi ki açıkla­ması var söz açılmışken onu da belirteyim. Vücutta endor­finlerin salgılanmasını sağ­lar. Endorfinlerin vücutta ağrı kesici ve iyileştirici özelliği vardır ve insanı iyi hissettirir. Cox1-Cox2 in­hibasyonu yapar yani ağrı kesici ve antiinflamatuar etkisi vardır.

Lokal olarak iğneyle uy­gulama yapıldığında o bölge­de kanlanma artar ve iyileşme hızlanır.

Vücudun kendi kortizonu­nu salgılamasını sağlar. Enerji bölgelerinde zayıflık azlık ya da çokluk olduğunda o bölgelerde uygulama yapıldığında vücut enerjisi optimum seviyeye gelir ve döngüdeki aksaklık kalkar böylece hastalıklar iyile­şir. Kollajen yapımını arttırır.

Akupunktur tedavisinde en önem­li kural bana göre sabır, çünkü tedavi uzun soluklu ama hakikatli ve zarar­sız. Değer mi? Kesinlikle değer. Her­kes hastalıklardan korunma, vücut direnci, bağışıklık vs için rutin ola­rak akupunktur tedavisi yaptır­malı. Hastalık geldikten sonra değil de gelmeden önlemi alın­malı. İşte bir akupunktur klasi­ği. Bu arada bir de babaanne­me bir Fatiha gönderin hayrı­nıza, Allah rahmet eylesin.

Sevgiyle kalın,

Sağlıklı günler dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir