İki hâdise-i meşhure

*Birincisi; “Hem yazılan eserler, risaleler –ekseriyet-i mutlakası- hariçten hiçbir sebep gelmeyerek ruhumdan tevellüt eden bir hâcete binaen, âni ve def’i olarak ihsan edilmiş. Sonra bazı dostlarıma gösterdiğim vakit demişler: “Şu zamanın yaralarına devadır.” İntişar ettikten sonra ekser kardeşlerimden anladım ki tam şu zamandaki ihtiyaca muvafık ve derde lâyık bir ilaç hükmüne geçiyor.” (Barla Lâhikası)

*İkincisi; 1930’lu yıllarda Bediüzzaman, Bar­la’nın Çam Dağı’nda, talebelerinden birine Risa­le-i Nur’u yazdırıyor. Talebesi, Üstadına derki: “Üstadım siz söylüyorsunuz, ben yazıyorum. Bu dağ başında ikimiz yalnız, garip, kimsesiz bu yazdıklarımızı kim duyacak, kim okuyacak, kim görecek?”

Üstad: “Yaz kardeşim. Bir gün gelecek bütün dünya bu eserleri okuyacak ve istifade edecek­tir.”

Elhak.. Doğrudur. Günler, aylar, yıllar geçtik­çe, Bediüzzaman’ın ruhundan tevellüt eden bir hâcete binâen, âni ve def’i olarak ihsan edilen bu Kur’ân hakikatleri tüm dünyaya ulaşmış, okuyan, okuyup istifade edenlerin sayısı hızla artmış, hayatlar Kur’ân nuruyla tekrar ihyâ edil­miş, okumaya başlayanlar kendilerini yeniden doğmuş gibi hissede gelmişlerdir..

İşte sayıları belki milyonları bulan bu bahti­yarlardan, sadece birkaçının kendi ifadeleriyle, Risale-i Nur okumaya başladıktan sonra hayat­larında neler değiştiğine kısaca bakalım;

-Hatice Ünal (61)

“Beş yaşındaki kızımın vefatının ardından, kalbimdeki boşluğu hiçbir şeyle dolduramazken, hakiki teselliye ancak, elime geçen Hanımlar Rehberi’ndeki Çocuk Taziyenamesi bölümüyle kavuşabildim. Daha sonra Risale-i Nur okuma­ya, çalışmalı derslere katılmaya başlamamla birlikte şu gerçeği farkına vardım; ben eskiden Müslüman olduğumu zannediyordum. Taklit­ten ibaret olduğumu fark ettim. Müslümanları hep eleştiriyordum. Risale-i Nur’ları okumaya başladıktan sonra öğrendim ki, mükemmel olan İslâm, kusurlu olan insanlar.”

-Asiye Güldibi (41)

Risale-i Nur’ları tanıdıktan sonra en çok ene ve uhuvvet derslerinden etkilendiğimi hatırlıyo­rum. Toplumdaki pek çok problemin, ancak bu derslerin anlaşılmasıyla çözülebileceğine ina­nıyorum. Risale-i Nur’daki hakikatlerle birlikte hayatımın çok daha fazla kolaylaştığını, daha lezzetli hâle geldiğini söyleyebilirim.”

-Sevinç Tuna (28)

“Risale-i Nur’ları tanımak, benim tefekkür deryasının kapılarını aralamama sebep oldu. Her başlıkta daha çok derinleştik ve varlığın hakika­tini daha çok fark etmeme sebep oldu.”

-Sibel Odabaşı (50)

“Hayata ve kainata bakış açımı tamamen değiştirdi. Risale-i Nur okumadan önce bakmı­yormuşum daha doğrusu. Gerek kâinata, gerek kendime baktığımda ne kadar kıymetli yaratıl­dığımızı görmeme vesile oldu.”

-Ülkü Okumuş (45)

“Risale-i Nur derslerinde, başka hiçbir yerde hissedemediğim çok güzel şeyler hissediyorum. Bakış açımı güzelleştirdi. Yaratılmışların üzerin­deki ülfet perdesini kaldırdı ve baktığım, yaşa­dığım her şeyden lezzet almaya başladım. Ders gününü dört gözle bekliyorum.”

-Hatice Bayraktar (22)

“Anlamın derdindeyim ben ve bu yüzden hep arıyorum. Risale-i Nur tam anlamıyla hakikati gösterdi. Her şeyin anlamı değişti ve derinleşti. Sandığımdan daha anlamlıydı hayatım, gençli­ğim, ailem, sevdiğim ne varsa.. Varlığım abesi­yetten kurtuldu. Hatta ölüm bile anlam kazan­dı. Birçok şeyden korkardım. Onlar yok artık. En önemlisi bir amacım var artık. “

-Ülkü Sayan (49)

“Güzellikler kattı dünyama. Daha mutlu bir insan oldum. Hayretimi artırdı, şaşkınlıklar içe­risindeyim.”

-Sevim Yılmaz (63)

“Daha önceleri farklı sohbetlere katıldım. Aradığımı bulamadım. Nihayet aradığımı Risa­le-i Nur hakikatlerinde buldum. Hayata bakış açımı değiştirdi. Risale-i Nur’dan en çok, sevgiy­le, kardeşlikle bakmayı; kin ve nefret uzak dur­mayı, merhamet etmeyi öğrendim. Bu dairede pek çok, hakiki kardeşler nasip etti Allah. Ders günlerini iple çekiyorum.”

-Hilal Yigen (23)

“O’na (cc) döndürülmeden önce O’na vasıl olabilecek en güzel yol idi karşıma çıkan. Kasa­vet ile geçmiş ilk gençlik döneminde sürur idi karşılayan. Muhabbet ettiklerim daha bir kıy­metleniyor ve bakileşiyordu. Sevdiklerim elem vermiyor, firak azap haline gelmiyor, musibet ve hastalık sadece hayatın farklı renkleri olu­veriyordu. Karşılık bulamayan emellerim, hisle­rim, ebede olan kuvvetli muhabbetim ve daha nicesi tam manasıyla karşılığını bulmak üzere tehir ediliyor ve seriütteessür kalbim incinme­den usulca bekliyordu. Yeni bir sayfa değil; yeni bir hayat, yeni bir kalp, yeni bir zihniyetti adeta bana bahşedilen. Her şey yeni ve aydınlık. Es­kiyi dahi israftan, zulmetten kurtarıp hikmete dönüştüren şey.. Nurlu kitaplar, nurlu iksirler..”

-Dursune Yılmaz (62)

“Hayatın manâsını, insanlara hoşgörülü ol­mayı, sabrı öğrendim. Anlasam da anlamasam da çok lezzet alıyor, ders günlerini iple çekiyo­rum. Buradaki lezzeti başka yerde bulamıyo­rum. Ruhum Risale-i Nur derslerini istiyor.”

-Mehlika Gürsoylu (34)

Risale-i Nur okumaya başladıktan sonra, küçük yerlere kapanıp ağlamalarım bitti. Kendi­me soramadığım sorum yok artık. Kendimi ilk defa bir yere ait hissetmeme sebep oldu.”

**

Ve onlar gibi, hayatın anlamını yakalamış, en derin beşeri yaralarını Kur’ân nuruyla sarmış, fa­nide bâkiye isal eden yolu bulmuş, yaratılış ga­yesine istikametle yürüyen, ruhlarından yükse­len her nevi ihtiyacın karşılığını ancak Nurlarda bulabilmiş nice bahtiyar…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir