Flört: Zehirli bal

Mitoloji’deki hikâyelerde bile yeri olduğuna göre flört insanlık tarihi kadar eski bir konu! Bütün sema­vi dinlerde tersi öğütlenmesine rağmen, ilâhî yasak­lara aldırış etmeme imtihan sırrından dolayı insanın kendi tercihine, cüz’i iradesine kalmış bir mesele. Melek de hayvan da değiliz. Cüz’i de olsa tercih hak­kımız, irademiz var. Tercihlerimizle meleklerden üs­tün, hayvandan aşağı derecelere çıkıp inebiliyoruz. Böyle yaratılmışız.

Tahrif edilmelerine rağmen gerek Tevrat’ta ge­rekse İncil’de değil arkadaşlık, bakışları da kontrol etme üzerinde durularak inananlardan gözleriyle zina etmemeli istenir. Semavi dinlerde bu konudaki hükümler şüpheye mahal vermeyecek ölçüde kat’i­dir, kesindir, apaçıktır. Ama imtihan dünyası işte!

Gönül-akıl çelen

Günümüzde “cazibedar fitne içinde bulunan ve aklını kaybeden” gençlerimiz hislerinin esiri olarak ne yazık ki, neticede çok üzülecekleri tercihlerde bu­lunabiliyorlar.

Oysa ki, haram huzur vermez. Cehennemin acil cezasını daha dünyada iken elemleriyle hissettirir. Haram sevmek “zehirli bal gibi” kıskançlık, ayrılık acısı, sevgisine mukabele görememek gibi cehen­nemî bir ruh halini beraberinde getirir. Medyadan eksik olmayan haberlerin bir bölümü bunun sayısız örnekleriyle doludur!

Şefkat ve merhamet dinidir İslâm

İslâm dini bir şefkat ve merhamet dinidir. Kur’ân-ı Kerîm’deki sûrelerin başında yer alan bes­melede Allah’ın “Rahman ve Rahim” isimleri zikredi­lir. İmam-ı Şâfiî’ye göre besmele tek bir âyet olduğu halde Kur’ân’da 114 defa nazil olmuştur.

Anne rahmindeki ceninden, hayvanların hukukuna varıncaya kadar her bir mahlûkat bu şefkat ve merha­metten nasibini alır. Rabbimizin emrettiği, Peygam­berimizin (asm) uyguladığı hükümler haram helâl sı­nırları da bu şefkat ve merhametin delilleri. Rabbimiz “eşref-i mahlûkat” olarak yoktan yarattığı kullarının eziyet çekmelerini istemiyor. Hele de kadınların!

Flört evliliği engeller

Kız erkek arkadaşlığında netice itibarıyla en çok sıkıntıyı yaşayan, zarar gören kadınlardır. Zira teset­türsüzlük nikâh yolunu kapatır. Çağdaş erkeklerin (!) kadınları “gezip, eğlenecek” ve “evlenip çocuk sahibi olacak” diye ikiye ayırdıkları medyada sıkça yer alır. Kararsız ve şüphede kaldıkları için çoğu zaman ev­lenmemeyi tercih ettikleri de bir gerçektir.

Bu gerçeğe Bediüzzaman Hazretleri Tesettür Ri­salesi’nde şöyle işaret ediyor: “Tesettürün ref’i, izdi­vacı teksir etmeyip çok azaltıyor. Çünkü en serseri ve asrî bir genç dahi refika-i hayatını namuslu ister. Kendi gibi asrî, yani açık saçık olmasını istemediğin­den bekâr kalır, belki de fuhşa sülûk eder.”

Görücü usulü- dinî nikâh

Flörtü evliliğe hazırlık devresi olarak gören bir anlayış da var. Bu görüşü savunanların çoğu görücü usulünü eleştiriyor. Peki, flörtle yapılan evlilikler ga­rantili mi? Asırlardır dedelerimiz ninelerimiz yanlış mı yaptı?

Flörtlerin çoğunlukla “psikolojik facia” ile son bulduğunu söyleyen psikologlar yanlış mı düşünü­yorlar?

Kaldı ki görücü usûlünde eş adaylarının birbirleri­ni görüp konuşmaları, tanışmaları yolu kapalı değil. Kültürümüz, geleneklerimiz de buna müsait. Mah­remiyet prensipleri ve ölçüleri dâhilinde buluşup gö­rüşme imkânı varsa, flörte ne gerek var?

Bu safhada birbirlerini tanısınlar ve günaha gi­rilmesin düşüncesiyle tercih edilen dinî nikâhsa geri dönülemez hatalara kapı aralayan sosyal bir başka yaradır. Resmî ve dinî nikahın birlikte yapılması genç kızı da delikanlıyı da hatalardan koruyan sigorta hükmündedir.

Hülâsa

Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama gir­meye hiç lüzum yoktur.”

Zarara rızası ile girene acınmaz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir