“Sanatın her alanında, yapabilecek bir şey var.”

Sanatı eğitim hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak gören Eğitimci – Yazar Hafize Mihriban Sezer ile çocuk ve sanatı konuştuk. Keyifli okumalar…

Hafize Mihriban Sezer bir sınıf öğretmeni. Öğretmenlik hayatı eğitimle ilgili yanlış inançları değiştirmek ve önyargılı yaklaşımlarla korkmadan mücadele et­mekle geçmiş. Bu yaklaşımlardan biri de resim, müzik, tiyatro vb sanat dallarıyla ancak yetenekli ve bu işi meslek edinmiş insanların yapabileceği ya da sanatı sadece belli kesimde ve belli düşüncedeki insanların yürütebileceği yönündeki önyargılar. Bu nedenle öğretmenlik hayatı boyunca bize uygun değerleri çocuk­ları da fazla sıkmadan, öğüt verir yaklaşımlara girmeden sanat çalışmalarına na­sıl katabilirim diye hep çabalamış. Origami, tiyatro, resim ve müzik çalışmalarının çocuklarda nasıl olumlu yönde değişim yaptığını gördükçe de çabası artmış. Yaptığı çalışmalarda özellikle önem verdiği hususlar; doğallık, samimiyet ve çocukların duygularını olduğu gibi kabullenmek. Ona göre eğitim hiç bir zaman başarının sayısal ölçümleri olmadı. Öğrencilerin sayısal ölçümlerin çok ötesinde farklı ve verimli bir yaşam sürmeleri için mutlaka bir becerileri olduğuna inanmış ve becerilerin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi için hep çaba sarf etmiş. Bu arada “Her Sınıf Bir Piyes Oynuyor Şenliği” Projesi kapsamında çocukları bilgisa­yar, cep telefonu, tabletin bağımlılık yapıcı etkilerinden kurtarıp, daha sağlıklı iletişim kanallarına alter­natif olarak örneğin ebru, origami gibi farklı kültürler arası etkileşim alanlarına yöneltmek için “Masamın Üstü ve Ben” isimli çocuk oyunu yazmış.

Yıllarını bu işe adamış bir eğitimci olarak çocukların el be­cerisi/ sanatı sahibi olmasının önemi, onlara kazandırdıkları nelerdir?

Sanat denildiği zaman, aileler “Benim çocuğum sanatçı mı ola­cak?” gibi şeyler söylüyorlar. Biz yaptığımız çalışmaları bir sanat­çı yetiştirmek için yapmıyoruz, çocukların ruhlarında değişimler gerçekleştirmek için yapıyoruz, öncelikle bunu ifade etmek iste­rim. Sanatsal çalışmalarla çocuk­ların özgüvenlerinde bir değişim oluyor, derslerinde başarı elde ediyorlar. Örneğin ben sınıf öğret­meniyim birinci sınıfta müzik ça­lışmalarına başlıyorum. “Hemen birinci sınıfta mı?” diye velilerden ya da diğer eğitimci arkadaşlar­dan, çevreden yorumlar geliyor. “Önce okuma yazma öğretmemiz gerekiyor, şimdi onu yapmaya­lım, bir kenara koyalım” gibi ya da origami çalışmalarına başla­dığımda “çok küçük değiller mi? yapamazlar, olmaz” gibi şeyler geliyor. Ama biz diyoruz ki çocu­ğun ruhunda bir gelişme olma­sını istiyorsak, bize iç dünyasını açsın istiyorsak, sanat mutlaka hayatında olmalı. Sanat yönü­nün beslendiğinde öğrencilerimin okumaya daha çabuk geçtikleri­ni ben yirmi bir yıllık tecrübemle gözlemledim. Farklı bir şey yaptı­ğınızda insanlar sizi “Bu çocuklar okumaya geçebilecek mi? Başarı­larında bir düşüş olacak mı?” diye gözlemliyorlar. Sonra onlar da gördü ki bu çocukların akademik anlamdaki başarıları daha yüksek oldu. Bu noktada ben özellikle origami çalışmalarını çok önemsi­yorum. Malzemesi çok kolay bu­lunabilen bir sanatsal çalışma. Bir gazete parçasıyla bile yapabilirsi­niz. Belli başlı bazı diagramlar var. Bunları öğrendikten sonra diğer­lerini yapması daha kolay oluyor. Hem yazmaları, okumaları hem de defter düzenleri çok düzgün oluyor. Çocuklar 4. sınıfa geldikle­ri zaman zihin haritalarına geçiş kolaylaşıyor. Kendilerine bir zihin haritası oluşturabiliyorlar. Çünkü origamide belli bir disiplin var. O disipline beyinleri alıştığı için zihin haritalarıyla bir şeyi anlatmadan kendileri yapabiliyorlar. Söyle bir gerçek var. Çocuklar aslında ne kadar ezber yaparlarsa, o kadar öğrenmiyorlar. Ne kadar çok tüm duyularını kullanırlarsa o kadar da iyi öğreniyorlar. Sanat faaliyetle­rinde beş duyumuzu da kullana­biliyoruz. Bu yüzden çocuklar için çok önemli. Bir de ben hep şöyle düşünürüm. Rabbimiz her şeyi sanatla yaratmış. Biz neden ço­cuklarımızı sanattan uzak tutma­ya çalışalım ki? Bu noktada önce kendi algılarımızı düzeltip, çocuğu sanata yönlendirmemiz gerekiyor. Sanatın her alanında, herkesin ya­pabileceği çok şey var. Mükemmel yapmaya da gerek yok. Bir yerden başlayıp yapabildiğimiz kadarını yapmamız gerekiyor.

Origami çalışmalarıyla el, göz koordinasyonu gelişiyor

Bu çalışmalarla çocukların el, göz koordinasyonu gelişiyor. Farklı düşünmeyi öğreniyorlar. Tek yönlü bir eğitim verdiğinizde ise, sadece sizin söyledikleriniz ölçüsünde düşünüyorlar. Ama sanatla uğraştıklarında farklı açılardan bakmayı öğreniyorlar. Sabrı da öğreniyorlar çünkü sa­natsal bir şeyleri tamamlamak için bir sürece ihtiyaçları var. Önemli nokta şu ki çocuk sabrının neticesini görebiliyor. Örneğin origamiden bir kalem yapacak, onu tasarlıyor yapmaya çalışıyor olmuyor, tekrar deniyor. Sonun­da yaptığında elinde bir ürün olmuş oluyor. Zamanımızın ço­cukları çok sabırsız oldukları için bu onlar için çok önemli. Sanatsal çalışmalarla sabırlarını somutlaş­tırmış oluyoruz.

Peki ne zaman başlıyorsunuz bu çalışmalara?

Okuma yazmaya başlarken, heceler kısmında origamiye başlıyoruz. Hatta harflerde. Diyelim A harfini öğreniyoruz hemen a harfiyle başlayan mesela at yapıyoruz. Tabi ki onların becerilerine uygun, etrafında görebilecekleri, rahatlıkla yapabilecekleri şeyleri önceden belirliyorum. Diagramlarını nasıl katlayacaklarını vs. çocuklara projeksiyon gösteriyorum. Çocuklar ilerleme kaydettikçe daha orta dereceli diagramlara başlıyoruz. Hangi katlamanın ne anlama geldiğini anlatıyorum bu süreçte. Tabi çok da kolay olmuyor her zaman, sabır gerektiriyor. Bu konuda kendim bir yöntem geliştirdim. Yaptıkları origami çalışmalarının, hikâyelerini ve şiirlerini yazdırıyorum onlara. Bir süre sonra artık kendileri bir şeyler üretmeye, hiç olmayan katlamalar yapmaya başlıyorlar.

Teknoloji çağında çocuklar tabletleri elinden düşürmüyor ve kabiliyetleri köreliyor maalesef. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bizim kültürümüzden gelen çok güzel şeyler var. Eminim her ebeveynin, öğretmenin kendilerinin bildikleri ya da yapabildikleri çok şeyler vardır. Tiyatro, origami, müzik benim küçüklüğümden beri ilgi duyduğum alanlardı. Değerlerimize uygun çalışmalar olmadığını gördükçe üzülüyordum açıkçası. O yüzden bu alanda kendimi geliştirdim. Ailelerin ve diğer öğretmenlerin elbette ki yapabildiği çok farklı çalışmalar vardır. Ben mutlaka onları bulsunlar ve ortaya çıkarsınlar diyorum. Manilerimiz var bizim kültürümüzde. Bunlar ilkokul çocuklarının çok seveceği şeyler. Bizim geleneksel kültürümüzde bu tarz şeyler var ama bilmediğimiz için, öğretilmediği için unutulmaya yüz tutmuş maalesef. Çocukların gelişimleri için dersten çok daha önemli bunlar. Artık çocuklar dışarıda oyun oynamıyorlar, hatta oynamayı bilmiyorlar. Öğrenciler üzerinde de müşahede ediyoruz bunu. Çocukları tablet ve cep telefonlarının etkilerinden kurtarmak için bir tiyatro yazmıştım. Orada çocukları origamiye, ebruya yönlendirmek için güzel mesajlar vermiştik. Umarım hepsi yerine ulaşır.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Herkesin mutlaka sanatın bir dalına karşı ilgisi vardır. Aileler mükemmeli aramasınlar, çocukları mutlaka sanata yönlendirsinler. Bunu yaparken tabi ki değerlerimizi gözetsinler. Çocuklarını tanısınlar, hangi alana ilgi duyduğunu bilsinler. Duygularını ifade etmesine imkan tanısınlar. Sanatın hangi dalına ilgi duyduğunu keşfetsinler ve buna göre zorlamadan yönlendirsinler. Bizim içine kapanık çok sessiz bir öğrencimiz vardı. Ailesiyle görüştük çeşitli birimlere yönlendirdik ama iyi olması yönünde bir netice elde edemedik. Sonra bu öğrenciye origami ve diğer çalışmalara yönlendirdik. Tiyatroda küçük bir rol verdik. Öğrencinin o kadar farklı yetenekleri ortaya çıktı ki. Dışa dönük en azından derdini anlatabilecek, öz bakım becerilerini yapabilecek kadar ilerlediğini gördük. O yüzden daha önce de ifade ettiğim gibi lütfen çocuklarımızı sanattan uzaklaştırmayalım.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir