Ruhun ve bedenin zindelik programı: Spor

Spor yapmak sünnettir

Spor dallarının hemen her birisi, ruh ve beden üzerindeki faydaları göz önüne alındığında, sünnete aykırı hususlardan arındırmak şartıyla, sünnet olduğu söylenebilir. Bilhassa internet, bilgisayar, cep telefonu, çeşitli dijital oyun araçları gibi hem radyasyon yayan, hem de cezp edici yönüyle bağımlılık yapan modern cihazlara kıyas edildiğinde, sporun ruh ve beden için sağlıklı bir hobi ve eğlence alanı olduğu aşikardır.

Koşu, yüzme, ok atma, atıcılık, avcılık, kılıç, kalkan ve mızrak oynama, ata binme ve güreşme gibi faydalı oyunlar zaten ismen sünnet olan spor dallarındandır. Futbol, basketbol, voleybol, hentbol, tenis gibi koşarak veya ayakta enerji harcayarak yapılan spor dalları, içinde sünnete aykırı hususlar olmaması şartıyla sünnet sayılabilir.

Peygamber Efendimiz (asm) spor yapmıştır, spor yapmayı tavsiye ve teşvik etmiştir. Allah Resûlü’nün (asm) Hazret-i Âişe validemizle (ra) bizzat koşuda yarıştığı; ilk yarışmada Hazret-i Âişe’nin (ra) geçtiği, diğer bir yarışmada ise Hazret-i Âişe’nin biraz şişmanlamış olduğu için Resûlullah’ın (asm) gerisinde kaldığı bizzat Hazret-i Âişe’nin (ra) dilinden, sahih kitaplarda kaydedilir.

Hazret-i Ali (ra) iyi bir koşucuydu. Ashab-ı Kiram da (ra) yer, yer kendi aralarında koşu yarışması düzenlerdi. Faydalı oyunlar ve yarışmalar Resûlullah (asm) tarafından tasvip görmüştür. Bir bayram günü mescitte Habeşli Müslümanlar kılıç, kalkan ve mızrak oyunu oynadılar; Allah Resûlü (asm) bu oyunu Hazret-i Âise validemizle (ra) birlikte Hazret-i Âise (ra) usanıncaya kadar izledi. Ridâsını Hazret-i Âişe validemiz (ra) üzerine örttü. Bu esnada bazen, “Haydin Erfide oğulları! Gösterin kendinizi!” diye yarışçıları da teşvik etti.

Hazret-i Ömer (ra) rivâyet etmiştir: “Resûlullah (asm) yarış için yetiştirilen atlarla Hafya’dan Seniyyet’ül-Vedâ’ya kadar yarış yaptırırdı. Yarış için yetiştirilmeyen atlarla da Seniyyet’ül-Vedâ’dan Beni Zürayk mescidine kadar yarış yaptırırdı. Bu müsabakaya Abdullah da katılırdı.”

Eğlenin ve oynayın 

Rivâyetlerden anlaşılıyor ki; Allah Resûlü (asm) meşru ve faydalı oyunlara ve yarışmalara bazen bizzat katılmış, bazen teşvik etmiş veya en azından tasvip etmiştir. Bu konuda; “Eğlenin ve oynayın! Ben dininizde ağırlık ve zorluk görmenizden hoşlanmıyorum.” buyurduğu rivâyet edilmiştir.

Sporda beşerî ilişkileri müspet yönde geliştirmek de sünnettir. Galip gelmeyi ya da mağlup düşmeyi spor yapmanın temel özelliğinden saymalı; galip gelende kibir, mağlup olanda ezilmişlik olmamalıdır.

Hazret-i Enes (ra) rivâyet eder: “Allah Resûlünün (asm) Adbâ adında bir devesi vardı. Yarışmalarda onu kimse geçemezdi. Bir gün bir bedevî, genç bir deve getirdi. Bu genç deve, Resûlullah’ın (asm) devesini geçti. Bu durum, Müslümanların ağırına gitmişti: “Ya Resûlallah, yarışta Adbâ’yı geçtiler!” diye üzüntülerini bildirdiler. Bunun üzerine Allah Resûlü (asm): “Allah’ın kanunudur bu! Dünyada yükselen hiçbir şey yoktur ki, Cenab-ı Hak onu aşağıya indirmesin!” buyurdu.

İzleyici olarak futbolu takip etmek, faydalı işlerden ve ibadetlerden alıkoymadığı ve haramlara vesile olmadığı müddetçe mubahtır. Futbol veya diğer spor dalları günümüzde birer meslek ve iş dalları olarak teşekkül ettiğinden; diğer meslekler gibi bu meslek dallarında da oynamak veya çalışmak mubahtır; hakkını verdiği ölçüde, bu meslekten para kazanmak, diğer mesleklerden para kazanmak gibi helâldir.

Sporu sünnet olmaktan çıkaran yanlışlar:

Sporda sünnet sevabını alabilmek için şu yanlışların olmamasına dikkat etmelidir:

1-Spor esnasında sünnete aykırı kıyafet giymek. Mesela açık saçık bulunmak veya erkeklerin diz üstü şort giymeleri meşru değildir.

2-Spor esnasında mahremiyetin kırmızı çizgilerini çiğnemek. Mesela kadın erkek karışık spor yapmak meşru değildir.

3-Spor yapanın hangi sebeple olursa olsun öfkesine yenik düşmesi, yarışma heyecanıyla kırıcı ve küfürlü konuşması meşru değildir.

4-Spor yapanın veya izleyenin, işi kavgaya veya magandacılığa döken fevri çıkışlarda bulunması ve şiddeti körüklemesi meşru değildir.

5-Ömrün ve vaktin çoğunu spora ayırmak suretiyle diğer faydalı işleri ve ibadetleri ihmal etmek meşru değildir.

6-Taraf tutarak, kendi tarafının her ne bahasına olursa olsun galip gelmesi isteğiyle rakip takıma haksızlık yapmak meşru değildir.

7-Şike yapmak, doping almak, rüşvetle sonucu değiştirmek gibi sebeplerle haksız kazanç sağlamak ve sonucu haksız yere etkilemek meşru değildir.

8-Spor yarışmalarını kumara alet etmek haramdır. Spor yarışmalarının sonucuna bağlanmış spor toto, spor loto, altılı ganyan gibi kumar sayılan şans oyunları kumar sayılmaktadır.

Yukarıdaki unsurlara meydan verilmeyen bir spor dalı dinen meşrudur, sünnette yerini bulur. Fakat bu unsurlardan en az birisinin bile bulunduğu bir spor dalına sünnet diyemeyiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir