Gül Bahçesi

Hz. Ali (ra) rivâyet ediyor:

Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Ben Allahım. Benden başka ilah yoktur. Kim benim birliğimi ikrar ederse koruyucu kal’am içerisine girmiş olur. Benim koruyucu kal’am içerisine giren de azabımdan emin olur.

Hz. Îbni Abbas (ra) rivâyet ediyor:

Kadere îman tevhid inancının nizamıdır. Allah’ı bir bilen ve kadere îman eden kişi şüphesiz kopmaz bir kulba sarılmıştır.

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

Kadere îman, tevhid inancının nizamıdır.

Hz. Îbni Amr (ra) rivâyet ediyor:

Duaların en hayırlısı Arefe gününde yapılandır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en hayırlı söz de şudur: “Lâ ilahe illallahu vahdehû lâ şerike leh. Lehulmülkü ve lehulhamdü ve Hüve alâ külli şeyin kadir.” (Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk ancak Onundur. Hamd de Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.)

Hz. Ali (ra) rivâyet ediyor:

Cebrail, bana Yüce Allah’ın şöyle buyurduğunu anlattı: “ ‘La ilahe illallah’ Benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.”

Hz. Ebû Hüreyre (ra) rivâyet ediyor:

İmanınızı yenileyeniz. “La ilahe illallah” kelime-i tevhidini çokça söyleyiniz

Hz. Ebû Râfi (ra) rivâyet ediyor:

Senin vasıtanla Allah’ın bir kişiye hidâyet ver­mesi, senin için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.

Hz. Sehl bin Sa’d (ra) rivâyet ediyor:

Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla bir tek kişinin hidâyete ermesi senin için kırmızı develer­den daha hayırlıdır.

Hz. Ebû Ümâme (ra) rivâyet ediyor:

Hiçbir topluluk hakkı bâtıl, batılı hak gösteren bir çekişmeye girmedikçe, hidayetten sonra dalâle­te düşmezler.

Hz. Muâviye (ra) rivâyet ediyor:

Ben sadece tebliğ ediciyim. Hidâyet veren Allah’tır. Ben sadece taksim ede­nim, veren Allah’tır.

Hz. Ömer (ra) rivâyet ediyor:

Ben hakka çağıran ve Allah’ın emirleri­ni insanlara ulaştırıcı olarak gönderildim. Hidayet verme konusunda elimde hiçbir şey yoktur. Şeytan da Allah’ın yasak kıldığı şeyleri süslü gösterici olarak yaratılmıştır. Saptırma konusunda onun da elinde hiçbir şey yoktur.

Hz. Ömer (ra) rivâyet ediyor:

Her şeyin bir madeni vardır. Takvanın madeni de, Allah’ı iyi tanıyanların kalpleridir.

Hz. Enes (ra) rivâyet ediyor:

Büyük günahların en büyüğü Allah’a ortak koş­mak, adam öldürmek, anne babaya eziyet etmek ve yalan şahitlikte bulunmaktır.

Hz. Ebu Musa (ra) rivâyet ediyor:

Rabbimden bir elçi geldi. Ümmetimin yarısını cennete koymakla onlara şefaat etmem arasında beni serbest bıraktı. Ben şefaati tercih ettim. Şefa­at ümmetimden Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimseler içindir.

Hz. Şeddat bin Evs (ra) rivâyet ediyor:

Ümmetim hakkında en çok korktuğum, Allah’a ortak koşmaktır. Ben, güneşe, aya ve puta tapacak­larını söylemiyorum. Fakat Allah rızâsı dışında yapı­lan amelleri ve gizli arzuları kast ediyorum.

Hz. Ebû Said (ra) rivâyet ediyor:

Gizli şirk kişinin, makam sahibi birisinin gözüne girmek için amel işlemesidir.

Hz. Ebû Bekir (ra) rivâyet ediyor:

İçinizde şirk karıncanın yürüyüşünden daha giz­lidir. Sana yaptığında senden şirkin küçüğünü de, büyüğünü de giderecek bir şeyin yolunu göstereyim mi? Şöyle dersin: “Allah’ım, Sana bilerek ortak koş­maktan yine Sana sığınırım. Bilmediğim şeyler için de Senden bağışlanmamı dilerim.” Bunu üç defa söyleyin.

Hz Aişe (ra) rivâyet ediyor:

Ümmetimde şirk karanlık gecede tepeciğin üze­rinde karıncanın yürümesinden daha gizlidir. En aşağı derecesi zulmün azıcık bir şeyine dahi sevgi göstermen veya adaletin azıcık bir şeyine de buğz etmendir. Din, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmekten başka bir şey midir? Yüce Allah şöyle bu­yuruyor: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olunuz ki, Allah da sizi sevsin.”

Hz. Hakem bin Umeyr rivâyet ediyor:

Dünyada misafir gibi olun. Camileri ev edinin. Kalplerinizi inceliğe ve yumuşaklığa alıştırın. Çokça tefekkür edin ve ağlayın. Nefsin kötü arzuları sizi ayrılığa düşürmesin. İçinde oturamayacağınız bina­lar yapıyorsunuz. Yiyemeyeceğiniz şeyler topluyor­sunuz. Ulaşamayacağınız emeller besliyorsunuz.

Hz. Hakim bin Umeyr (ra) rivâyet ediyor:

Kalplerinizi murakabeye alıştırın. Çokça tefek­kür edin ve ibret alın.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir