Aman ayağımız kaymasın!

Yeşil, tombul bir tırtılcık. Trafiğin yoğun olduğu bir ana caddede karşıya geçmeye çalışıyor. Büyük kamyonlar, tırlar, vasıtalar. Müthiş tehlikelere rağ­men yolundan dönmüyor. Belki de nasıl tehlikelerle karşı karşıya olduğunun farkında değil. Bir kamyo­nun tekerinin altında kaldı sanki. Kamyon geçince yoluna devam ettiği görülüyor. Demek onun teker­leklerinden kurtulabilmiş. Yine yoluna devam eder­ken, çılgın süratle geçen bir motor sanki üstünden geçti gibi görünürken, tekrar yoluna devam ettiğini görüyoruz. Daha sonra bir otomobilin altında kaldı. Artık ezilmiştir derken, bakıyorsun hiçbir şey umu­runda değilmiş gibi yoluna devam ediyor. Nihayet kıyıya ulaştığında bir bisiklet hızla geçiyor. Daha sonra bir yürüyen adamın pabucunun altında kaldı derken, yine kurtarıyor.

Eğer nasıl tehlikelerle karşı karşıya kal­dığını bilse, yüreği yerinden fırlardı. O he­define kilitlenmiş, yeşil bir ota ulaşmanın telaşında. Hedefe kilitlenmek! Hiç bir teh­like, hiç bir tuzak umurunda değil. Onun için sadece hedefi var. Gözünü oraya dik­miş, bu yolda ölümü bile göze alıyor. He­define ulaşamasa bile o yolda ölüyor. Ha­yat en kıymetli sermayesi iken, onu ölüm­le değişebiliyor. Hedef, o tırtılcık için bir ye­şil ota ulaşmakken, herkesin ayrı bir hede­fi vardır elbette. O hedef için harcanan va­kit, ömürden giden bir parçadır ve çok kıy­metlidir. Ulaşılmak istenen hedef uğruna kaybedilmeye değer mi? Öyle bir hedef ol­malı ki, hayatını dahi o uğurda feda etsen değmeli…

İnsan, eşref-i mahlukat. Rabbimizin en değer verdiği eseri. Onun için tespit edi­len hedef, elbette hedeflerin en yükseği, en değerlisi olmalı. İmanını kaybetmek, ya da kazanmak gibi çok ehemmiyetli bir da­vası var. Vazifeleri var. Vaktinin bir saniye­si bile değerli. Değmeyen hedeflerin peşin­de koşarken, ya son noktaya ulaşıp, ‘’Bura­ya kadar! Artık ömür bitti. Bundan öte ger­çek hedefine ulaşmak için, sana yeni bir va­kit verilmeyecek…’’ dense, son pişmanlık fayda vermeyecek. İnsan kendini hiç ölme­yecekmiş gibi zannediyor. Sıhhati de yerin­deyse, hayatında her şey yolunda gidiyor­sa, gaflete dalıyor, ne zaman geleceği bilin­meyen ölümün belki de yarın kapısına da­yanabileceğini hesap edemiyor. Vaktini hiç değmeyecek hedeflerin peşinde boş yere harcıyor.

Bu gaflet uykusundan uyanmak gerek. Her an bu dünyadan ayrılacağının bilinci içinde, gerçek hedeflerine yönelmeli. Ahi­retin dünya karşılığında feda edilemeyecek yüksek kıymetini bir an önce takdir etmeli. İmanını ve ahiretini hiçbir şey için feda et­memeli. İman olmazsa, Allah’a karşı vazi­felerini hakkıyla yerine getirmiyorsa, ahire­tini kaybedeceğini hiç unutmamalı.

Tırtılın önünde, korkunç tehlikeler var­ken, o hedefini hiç bırakmadı. İman da­vasının önünde de elbet bir çok mania ve tehlikeler var. Çünkü hedef ucuz de­ğil. Allahın razılığı var, cennet var ni­hayetinde. Oraya götüren yolun üze­rinde de, bu hedefe ulaşmayı engel­leyen manialar var. Yolumuz cenne­te gidiyor derken, bir hata, bir tuzak bizi Cehenneme doğru sürüklerse ne yapacağız? Zira ‘’Cennet ucuz de­ğil, Cehennem de lüzumsuz değil.’’ Aman dikkat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir