Sevgi hayattır!

Bir gün bir sohbet meclisinde, sevgiyi karşı cinsin­de ilk defa tanıyan bir genç kızla tanıştım. Bana kar­şılıksız kalan sevgisinin şaşkınlığı içinde, kalbindeki derin acıyı tarif etmeye çalıştı. Ben de ona dedim:

“Senin kalbine tecelli eden bu nurun adı sevgi­dir. Onu sakın reddetme. Hor görme. Dünyanın en güzel hissiyatını sana tanıtan Rabbine teşekkür et. Sana tecelli eden karşındakine tecelli etmemiş. Belki o başka biri vasıtasıyla tanıyacak sevgiyi. Sen ise onun vesilesi ile tanımışsın. Şu anda muhata­bın olmasa dahi, bir gün nasipse olacaktır. Olmasa da her sevginin seni götüreceği son nokta, Rabbinin sevgisidir. Yeter ki küçük dereciklerde boğulmaya çalışma. Okyanusa ulaşmaya çaba göster. İnsanlar bir damla suya ulaşmak için, koca okyanuslar yanın­da iken bazen göremeyebilirler. Suya kavuşmaya çaba gösterirken, o bir damla da uçar gider. Oysa dalgalarıyla, köpükleriyle, tüm gizlilik ve güzellik­leriyle okyanus az ötesindedir. O peşinde koştuğu bir damla su da oraya aittir. Onu tarif eder, ondan haber verir.

“Şu anda sen çaresizsin. İnsanlar çaresiz kalın­ca, meded edecek kimsesi olmayınca kime sığınır? Rabbine değil mi? Bütün güzellikler O’ndan değil mi? Bütün tecelliler O’ndan değil mi? Kalbine sıçra­yan bu sevgi damlası da O’ndan değil mi? Al o dam­layı da okyanusa at. Ta ki kurumasın.

“Dünya cihetiyle sevgide muhatabın olabilir veya olmayabilir. Tek veya iki kişi, bir veya iki dam­la varacağı yer yine okyanustur. Mühim olan tecelli eden kaynağı tanımaktır. O’nu bulamazsan hep yarım, hep eksik kalırsın. Esas kaynağına atılmayan bir su damlası, elde ne kadar taşınabilir ki? Uçar gi­der nihayet. Senin susuzluk acını dindiremez.

“Bu acıyı kendine çektirme. Sana cevap verme­yen, seni duymayan, senden kaçan, senden haberi olmayan, sana muhatap olamaz… Sevgide güzellik, nur, ebed dolusu hayır vardır ama karşılıksızsa hiç bir hayır yoktur. Elinde acıdan, karanlıktan, kimse­sizlikten, çaresiz kıvranışlardan ve hayatını karanlı­ğa atan boğulmalardan başka bir şey kalmaz. Sev­gide boğulunmaz, sevgide hayat bulunur.

“Şimdi sen asla reddedilmeyeceğin, seni zaten kendine muhatap olarak yaratmış, en ince hissiyat ve hatıratına kadar seni bilen, seni sınırsız seven Rabbine terk et kendini. Senin için en hayırlı ola­nı O sana bildirecektir. Seni gerçekten seven, seni Rabbi adına seven, her ikinizin kalbine de birbirine mukabil aynı sevgiyi koyduğu, gerçek eşini kısme­tinde varsa karşına çıkaracaktır. Bu dünyada yoksa ebedde kimse mahzun edilmeyecektir.

“Senin de bir eşin var el­bet. Hayırlısı derler ya hani. Bunu ancak ya­ratan bilir. Ken­dini boş yere in­citme, hırpalama, mahzun etme. Rabbine dön, rahat et. Bile bile uçuru­mun kenarında dola­nıp durma. Zira her an ayağın kayabilir. En sağ­lam ve en koruyucu kalen Rabbindir. O’nu sakın bıra­kayım deme…”

Bu sohbetten sonra o genç kardeşimiz teselli bulup, acısın­dan sıyrıldı. En azından şaşkınlık içinde gideceği yolu şaşırmış vaziyet­te iken, istikametli bir yol seçme imkanı­na kavuştu. Ben de bu yazıyı aynı acıyı çeken yüzlerce genç kardeşimiz için bir teselli ve yol gösterici olması arzusu ile yazıyorum. Muhtaç kalplere şifa olması dileklerimle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir