Affı müjdeleyen geceler…

Recep ayının son günlerindeyiz. Bizi karşılayan  gece ise Mirâç gecesi. İnşallâh yükselişte­yiz. Çünkü bu gece âlemlerin Efendisi Sevgili Pey­gamberimiz (asm) yükselişin zirvesinde biz ümme­tini kucakladı. Çünkü bu gece Yüce Yaratıcımız bizi, iman eder oldukça, günahımıza bakmadan Cennet­le müjdeledi. “La İlahe illallah” diyen her kimsenin günahkâr olsa da Cennete gireceği bu gece müjde­lendi.1 “Günahkâr olsa da” diyorum; çünkü bu keli­me dizini hem vahiy sözünün bir parçası, hem de kulağıma hoş geliyor. Çünkü ben de günahkârım ve ben de Cenneti istiyorum. Oysa bu kelime ucuz bir kelime değil.

Hazret-i Ömer (ra) Ebu Hüreyre’den (ra) bu müj­deyi duyunca Ebu Hüreyre’ye (ra) bir tokat patlat­tı. “Sen ne diyorsun?” diye. Oysa Ebu Hüreyre (ra) Peygamber Efendimiz (asm) tarafından bu müjdeyi herkese tebliğ etmeye memur edilmişti. Bu haberi duyunca Ebu Zer (ra) de şaşırdı. Ve üst üste sor­du: “Ya Resulallah! Günahkâr olsa da mı Cennete girer?” Peygamber Efendimiz (asm) her defasında: “Evet!” buyurdu, “Günahkâr olsa da Cennete girer.” Hz. Peygamber (asm) dördüncü keresinde ilâve etti: “Ebu Zerr patlasa da Cennete girer.”2

Bu Cennet haberini duyunca şaşıranlardan birisi de Hazret-i Muaz’dır. (ra) Hazret-i Muaz (ra) Pey­gamber Efendimiz’e (asm): “Ya Resulallah! Bunu insanlara haber vereyim de sevinsinler mi?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (asm) bu defa bir endişesini dile getirdi: “Haber ver! Ama korkarım ki, buna güvenip ibadeti ihmal ederler!”3 Hazret-i Muaz da (ra) aynı endişeyi taşıdığı için bu haberi ömrünün sonuna kadar gizledi. Fakat ölüm gelip çattığında, vahiy sahibinin bir müjdesini gizlemiş olma günahından korktuğu için bu haberi insanlara söyledi.

Eminim sizler de şaşırdınız. Günahkâr da olsak Cennete girme müjdesi; durup dururken Allah’ın rahmetinden Cenneti ummak eşsiz bir haber el­bette! Öyleyse gelin, Allah’ın rahmetini celp edelim bu gece. Duâmızla, niyazımızla, namazımızla, göz­yaşımızla, yakarışımızla. Allah’ın cehenneminden Allah’ın rahmetine sığınalım ve Allah’tan Cennetini isteyelim. Cenâb-ı Allah’tan, bize ömrümüz olduk­ça Cennet ameli nasip etmesini, cehennem amelin­den uzak kılmasını dileyelim. Her ne kadar yukarı­daki müjdeleri duyurmuşsak da, her dakika binlerce günahın bizleri karşıladığı, her saniye imanımızın çalınma riskiyle karşı karşıya kaldığı, en azından imanımızın her an zafiyete uğrama tehlikesi yaşa­dığı asrımızda, bizler “La İlahe illallah Muhamme­dün Resulullah” kelimesini sözde bırakmayalım, tahkiki imana çevirelim. Bu gece namazı çokça kıla­lım. Kaza namazını bolca kılalım. Bu geceden sonra namaza devam etmemiz bu gece kendi vicdanımız­daki taahhüdümüz olsun.

Bu geceye mahsus şöyle bir ibadet rivayet edi­lir, vakti müsait olanların, diğer ibadet ve zikirle­rinin yanında, iki rekât nafile namaz kılması; her rekâtında Fatihadan sonra onar İhlâs-ı Şerif oku­ması; namaz bittikten sonra dört defa fatiha-i şe­rife okuyarak, yüz defa “Sübhanallahi velhamdülil­lahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah’ı bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Bütün hamd ve sena, minnet ve şükür Allah’a mahsustur. Allah en büyüktür. Günahlardan kaçınma ve iyiliklere kuvvet verme ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıy­ladır.) okuması; ardından yüz defa istiğfar etmesi, yani gönülden ve gözyaşlarıyla, günahlarının bağış­lanması ricasıyla, yüz defa “Estağfirullahe’l-azim” demesi; ardından Peygamber Efendimize (asm) yüz defa salâvat-ı şerife getirmesi; bundan sonra da elini açıp Cenab-ı Allah’a dua etmesi; bu sırada, başta Cennet olmak üzere isteyeceği her şeyi Ce­nab-ı Allah’tan istemesi tavsiye edilmiştir.

 

Dipnot:

1-Ebu Davud, Cenaiz, 20,

2-Buhârî, Tevhid 33; Müslim, İman 153, (94); Tirmizî, İman 18, (2646)., 3-Riyazussalihin,

3- İbn-i Mâce, İ. Salah, 191;

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir