İmam-ı Muhammed (752-805)

İmam-ı Âzam ile İmam-ı Muhammed (ra) gümüş ve altından dişlerin yapılmasına fetva­ları, sabit kaplama hakkında olmamak gerektir. Halbuki bu diş meselesi umûmü’l-belvâ suretin­de o derece intişarı var ki, ref’i kabil değil. Ümme­ti bu belvâ-yı azîmeden kurtarmak çaresini dü­şündüm; birden kalbime bu nokta geldi. Haddim ve hakkım değil ki, ehl-i içtihadın vazifesine karı­şayım. Fakat bu umûmü’l-belvâ zaruretine karşı, fetvalara taraftar olmadığım halde diyorum ki: Eğer mütedeyyin bir hekîm-i hâzıkın göster­diği ihtiyaca binaen kaplama sureti olsa, altın­daki diş ağzın zahirîsinden çıkar, bâtın hükmüne geçer. Gusülde yıkanmaması, guslü iptal etmez. Çünkü üstündeki kaplama yıkanıyor, onun ye­rine geçiyor. Evet, cerihaların üstündeki sargıla­rın zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yı­kanması, şer’an o yaranın gasli yerine geçtiği gi­bi, böyle ihtiyaca binaen sabit kaplamanın yıkan­ması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü ip­tal etmez.(1)

İmam- Azam’ın ünlü iki talebesinden biridir. Yazdığı kitaplarla Hanefi fıkhının yayılmasına büyük hizmeti geçmiştir. Zekası ve ilmiyle dik­katleri üzerine çekmiş, ilim uğruna babasından kalan tüm mirasını harcamıştır. Kısa sürelerle iki kez kadılık yapmıştır. Künyesi Ebu Abdullah Mu­hammed ibni Hasan ibni Abdullah ibni Tavus ib­ni Hürmüz’dür. Benîşeyban tarafından azat edil­diği için “Şeybanî” lakabıyla da anılmıştır.

Muhammed, 752 yılında Vasıt şehrinde doğ­du. Küçük yaşta Kur’ân-ı Kerim eğitimi aldı. Ba­zı bölümleri ezberledi. Öğrenim amacıyla zama­nın önemli beldelerinden biri olan Kûfe’ye gitti. Burada hadis derslerini aldı. Babası tarafından İ­mam-ı Azam’a götürüldü. İmam-ı Azam ilk kar­şılaştıklarında Kur’ân-ı Kerim’in ne kadarını ez­berlediğini sordu. “Bir kısmını” cevabını aldıktan sonra, “inşallah yakında tamamını ezberlersin” temenni ve duasında bulundu. Muhammed’in ihlas ve zekası hocasının dikkatini çekti.

Muhammed kısa bir süre sonra babası ile be­raber tekrar imam- Azam hazretlerinin huzuru­na çıktı. Kur’ân-ı Kerim’in tamamını ezberlediği­ni müjdeledi. Kendisine sorulan ayetlerin tama­mına doğru cevap verdi. İmam-ı Azam bu üstün zekalı çocuğun babasına, evladını ilim öğrenme­ye teşvik etmesi nasihatinde bulundu. Baba da oğlunu Ebu Hanife’ye teslim etti.

Muhammed dört yıl boyunca İmam-ı Azam Ebu Hanife’den özellikle fıkıh dalında önem­li dersler aldı. Hocasının vefatına kadar dersleri­ni sürdürdü. Ayrıca hocasının büyük talebesi Ebu Yusuf’tan da bazı dersler aldı. Aldığı bu eğitim sonrasında fıkıh dalında çok önemli bir konuma geldi. Bunun dışında muhtelif alimlerden hadis derslerini alarak eğitimini sürdürdü.

Muhammed, henüz yirmi yaşındayken Kû­fe Camii’nde ders vermeye başladı. Bir ara Me­dine’ye gitti. Burada bulunan İmam-ı Malik’ten hadis ve fıkıh derslerini aldı, çok sayıda hadis öğrenip, ezberledi. Akabinde tekrar Kûfe’ye ge­ri döndü. İlme aşırı merakı ve ilgisinden dola­yı muhtelif beldeleri ziyaret etti. Özellikle ha­dis-i şerif öğrenmek maksadıyla Mekke, Medi­ne, Şam, Bağdat gibi muhtelif şehirleri dolaştı.

İmam-ı Muhammed babasından kalan ve ö­nemli bir yekûn oluşturan mirası ilim uğruna harcadı. Öğrendiği bütün ilimleri yaymak ve baş­kalarının da istifadesine sunmak için tüm im­kanlarını kullandı. Çok sayıda insana ders ver­di. Derslerine olan yoğun ilgisinden dolayı evin­de oturacak yer bulmak imkansız hale geldi. U­zun süre Kûfe’de kaldı. Kûfe mescidinde verdi­ği ve teşkil ettiği ilim meclisi yirmi yıla yakın de­vam etti.

İmam-ı Muhammed, ilmî hüviyeti ve örnek kişiliğiyle dikkatleri çekti. Birçok İslâm alimi gibi, idarecilere mesafeli durdu. İlmin haysiyetini mu­hafaza etti. Dönemin Abbasî halifesi olan meş­hur Harun Reşid’in de ilgi ve yakınlığına mazhar oldu. Halife kendisine iltifatta bulundu ve kadı­lık teklif etti. Kadılık teklifini reddedince iki ay kadar hapis yattı. Kadılık görevini kabul edece­ğini açıklayınca serbest kaldı ve Rakka şehrine atandı. Kadılığı sırasında aralarında İmam-ı Şa­fi gibi meşhur isimlerin de bulunduğu çok sayıda kişi ondan ders aldı.

Abbasi halifesi Harun Reşid ile münasebet­lerinin düzelmesi uzun sürmedi. Zeydi İmam-ı Yahya bin Abdullah’ın isyanı olayında fikirleri u­yuşmadı. Yapılan istişareden memnun kalma­yan Halife, İmam-ı Muhammed’i tarassut altına aldırdı. Kitaplarını inceleyerek, eserlerinde isya­na teşvik edici bölümlerin olup olmadığını araş­tırttı. Kadılık görevinden de aldırıldı. Son yılları­nı Bağdat’ta geçiren İmam-ı Muhammed, hali­fe ile araları düzeldikten sonra Horasan kadılığı­na tayin edildi. Ancak tayin edildiği 805 yılında vefat etti.

İmam-ı Muhammed’in en önemli hizmetle­rinden başta geleni, Hanefi fıkhını yazdığı kitap­lar aracılığıyla, sonraki nesillere ulaşmasını ve sistemleşmesini sağlamasıdır. Hocası ve mez­hep imamı Ebu Hanife’den öğrendiklerini, ehl-i sünnet itikadını, günlük ibadet ve yaşama da­ir dinî bilgileri yaymaya çalıştı. Ulaştığı seviye ve yaptığı hizmetten ötürü mezhebin müçtehi­di olarak kabul gördü. İçtihatlarında İmam-ı A­zam’ın koyduğu esaslar dahilinde hareket etti.

Ebu Hanefi’den sonra Hanefi mezhebinin ön­de gelen iki ismi İmam-ı Ebu Yusuf ile İmam-ı Muhammed’tir. Ancak Ebu Yusuf’a oranla da­ha çok eser kaleme almıştır. Bu bakımdan Hane­fi mezhebinin yayılmasında en etkili talebe ol­muştur. İmam-ı Azam’ın meşhur bu iki talebesi Hanefi fıkhında “imameyn” olarak anıldı.

Güzel ilim ve ahlâk sahibi olan İmam-ı Mu­hammed, etkili konuşması ve hitabetiyle dinle­yicilerini etkiledi. Keskin zekasıyla sorulan her soruya ikna edici cevaplar verdi. Vaktini çok i­yi değerlendirerek azami istifade etmeye çalış­tı. Gecelerin üçte birinde yatarken, diğer bölüm­lerde ibadet ve talebelerine ders vermekle geçi­rirdi. En büyük ahmaklığın insanın kendi nefsini beğenmesi olduğunu belirtti. Affetmeyi de aklın zekatı olarak izah etti. Ayrıca güzel ahlâkın kö­tü nesebi örteceğini belirterek, güzel ahlâk ko­nusunda insanları teşvik etti.

İmam-ı Muhammed’in bazı eserleri de şun­lardır; Camiü’l Kebir, Camiü’s-Sağir, Siyerü’l Ke­bir, Siyerü’s Sağir, Mebsut, Ez-Ziyadat, Kiysaniy­yat, Harunniyat, Cürcaniyyat, Rukkiyat.

Dipnot: 1. Barla Lâhikası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir