Yanında kim var?

Sıcak bir yaz gecesi. Derin sessizlikte duyulan cırcır böceklerinin sesi. Gökyüzünde bembeyaz bulutlar. Yıldızlar bir yanıp bir sönüyor.

Binaların yarı boylarındaki ağaçlar kıpırtısız. Sokak lambalarının ışığı altında yeşil yaprakları sarıya dönüşmüş. Sokak sakin. Ana cad­deden geçen tek tük arabalar var. Rüzgâr hafif hafif esmeye başlıyor. İplerde asılmış çamaşırların çırpınışından anlaşılıyor. Rüzgâr esse de hâlâ sıcak. Çok sıcak…

Gece uzuyor. Sabah olsa ya. Güneş doğsa. İnsanlar yürüse şu so­kakta. Balkonlardaki iplerde asılan çamaşırları biri toplasa yenisini assa. Ya da fırıncı yaksa, ekmek fırınını yanmış odun kokusu yayılsa. Hayat başlasa. Sıcak olsa da gündüzler daha güzel sanki. Birliktelik var, yalnızlıkta kalış yok.

Ya geceler öyle mi? Tüm bu olanları tek başına görüyor ve hisse­diyor insan. Tek başınalık. Sahi insan tek başına kalabilir mi? Uzun gecelerde tek başına mıdır insan?

Galiba pek de yalnız değil? İlk kendisi var insanın yanında. Sonra mahlukat. Masa, koltuk, ağaç, hava, gökyüzü, yıldızlar. Sahi şu yaz gecelerinde sinekler bile yalnız bırakmıyor insanı. Arkadaşlık mı kur­mak istiyorlar? Gelip durduklarına göre. Demek gecede de hayat var. Hareket var. Cırcır böceğinin sesinden, yaprağın yeşilinden, bulutun beyazına kadar… Sıcağın neminden, rüzgârın serinliği, uykunun derin­liğine kadar her şeyi yaratan Rabbi var insanın. Tıpkı gündüzü yaratıp, gün boyu süren tüm dostlukları yarattığı gibi geceyi ve gecedeki mah­lukatı yaratan Rabbi var.

Ve insanın dostu olan Rabbi var… Her daim yanında…

Gecede, gündüzde, sıcakta, soğukta, kalabalıkta, tek başınalıkta…

O hâlde, geceyi ve gündüzü yaratan,

Gecenin ve gündüzün Rabbi olan Allah’a hamdolsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir