Annen evde yok mu?

İnsanların birbirini tanımadığı, selamlaşmanın ve tebessüm lisanının geçmediği bir apartman dairesinden herkese merhaba. Hayatının baharında, henüz dünyaya zerresi dahi düşmemiş yavrularının tatlı hayâlinde olan yeni kurulmuş her ailede olduğu gibi bizim evde de ses ve gürültü oldukça az. İnsan sirkülasyonun bu denli az olduğu dairemizde kapı zilinin gereksiz olduğunu düşünmeye başlamıştık. Hatta durum öyle bir haldi ki evimizin kapı zilinin nasıl çaldığını dahi bilmediğimi fark ettim.

Ben kapı zilimizin melodisini düşüne dururken, âniden çalan zil ile irkildim. Yakasındaki karttan Sağlık Bakanlığı yetkilisi olduğunu anladığım bir hanımefendi beni mütebessim bir çehreyle selamlayarak şu soruyu sordu; ‘Merhaba annen evde yok mu?’ Çalan kapı ziline duyduğum sevinci gölgeleyen bu soru, yönümü yeni bir düşünceye çevirmek üzereydi. Hanımefendiye ‘annemin kendi evinde olduğunu, burasının benim evim olduğunu’ anlattıktan sonra tatlı bir gülüşme yaşadık. Kapı eşiğinde sohbet

Sizler de bilirsiniz ki biz hanımlar bir araya gel­diğimizde zamandan ve mekândan etkilenmek­sizin aralıksız olarak en az yarım saat konuşabili­riz 🙂 Bu karşılaşmada da durum izah ettiğimden farksız olmamıştı ve gülüşmelerin akabinde sağlık görevlisiyle derin sohbete dalmıştık. O geliş ama­cını unutmuştu, bense kapı eşiğinde olduğumu­zu… Yapmış olduğu sağlık taramalarında ve sağlık bilinci anketlerinde karıştığı cehaletten yakınan memure hanım sözü erken yaşta evliliğe ve anne olmaya getirmişti. ‘Annen evde yok mu?’ Sorusu­nu hatırlatarak tebessümle noktalanan ayak üstü sohbetimiz ortalama 35 dakika sürerek sonlan­mıştı.

Annem evde yoktu!

Çalan bir zil, gelen bir memure, yöneltilen bir soru ve onlarca düşünce ile baş başa kalmıştım. Bir kez daha fark etmiştim ki ‘Annem evde yok­tu!’ Bu farkındalıkla birlikte tatlı hayâllere dalmış ve kendimi annemden rol model aldığım bir ‘anne’ olarak hayâl etmeye başlamıştım. Eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla, tebessümleriyle, verdiği tatlı ceza­larla zihnimde bir anne modeli çizmeme yardımcı olan annemi hatırlamam gözlerimi nemlendirmiş­ti. Kalabalık bir ortamda, insanlara annemi tanıta­cak olsam ya da uzaktan tarif edecek olsam hep şu tanımı kullanırdım: “Bakın işte en güzel tebessüm eden kişi benim annem.” Hilm sahibi olmasıyla ve tebessümüyle zihnime kazınan annem ‘hayâlle­rimdeki beni de’ tatlı tebessümleri olan bir anne olarak şekillendirmişti.

Yeni gelin telaşı

Hayat geçen zamanla birlikte yeni hayâller, yeni tebessümler ve yeni sorular sunuyordu. Yeni gelin olmanın telaşından ve heyecanından kurtulan ben, şimdi de anne olma düşüncesiyle yeni telaşların hayâlî de olsa provasını yapıyordum. Bir işe baş­lamadan önce, o işin hayâli provasını yapmayı bir alışkanlık olarak edindiğimi sizinle paylaşmamış­tım sanıyorum. Örneğin kek yapmadan önce, ken­dime bir kaç dakika zaman tanır, tüm aşamaları zihnimden geçiririm. Ya da alışverişe başlamadan önce AVM kapısında gardırobumu ve ihtiyaçlarımı düşünür, almak istediğim şeyleri, üzerimde gör­mek istediğim renkleri hayâl eder öyle işe koyu­lurum. Kısacası önce hayâl eder, sonra benzerini yaşamak için gayret ederim.

Yeni hayâller ve yeni sorular

Yukarıda da ifade ettiğim gibi geçen zaman bana yeni sorular ve yeni hayâller sunuyordu. Şim­di de oturmuş anne olmayı hayâl ediyordum. Fazla zaman kaybetmeden en yakın dostum olan not defterime sarılmış ve hayâllerim neticesindeki dü­şüncelerimi yazmaya başlamıştım:

-Anne olmaya karar vermeden önce okumam gereken kitaplar nelerdir?

-Anne olma yolunda adımlar attığımda, görü­şüp danışacağım, tecrübe sahibi insanlar kimler olabilir?

-Evlat sahibi olan insanlar hangi yaş aralığında, hangi problemle karşılaşır?

Hayâli evladımın, ardı arkası kesilmeyen hayâ­li sorunlarını düşünürken, sorular arasında dalıp gitmiştim. Önümdeki sorular yığınına baktığımda son soru tüm olayı özetler nitelikteydi: ‘Evladım, var oluşsal sürecime yapacağı katkılar acaba neler olabilir?’

Bu tatlı düşünce, serüvenimi hatırıma gelen şu hadisi şeriflerle noktalayarak, son sorunun ışığın­da kolları sıvamış ve Bismillah demiştim.

“Allah kullarının yaptığı işi iyi yapmasından hoşlanır.

Kişinin mesul olduğu şey ile ilgili bilgilenmesi farzdır.”

Bir sonraki ayda, bir sonraki yazıda görüşmek temennisiyle. Huzur, sıhhat ve hürriyet her daim sizlerle olsun. Vesselam…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir