Dindar erkekler nasıl kadınları beğenir?-1

Güzellik, herkesin bildiği gibi görece bir kavram. Zamana, mekâna, kültüre hatta insandan insana değişiyor güzel olan. Öyle olması da gerekir; çünkü algılayan varlık özne, algılama kanalları herkes için biriciktir. Yaratıcının Cemîl oluşu nasıl her şeyde bir güzellik barındırmayı gerektiriyorsa, Ehad oluşu da her güzelliğin algılanışının herkes için tek ve biri­cik olmasını gerektiriyor. Aslında yazımız erkekle­rin kadınları nasıl ve ne yönden güzel bulduklarına dair bir inceleme yazısı niyetiyle ortaya çıktı. Tabiî ki çok basit bir araştırmayla bile, “Erkekler şöyle kadınları beğenirler, böyle olursanız partneriniz sizi beğenir” tarzı bilgilere ulaşmak mümkün. Ama düşündürücü olan, güzellik böyle göreceli olduğu halde bazı beğeni kriterlerinin nasıl kolektif bir bilinç halinde toplumda, özellikle dindar erkekler arasında yer edindiği. Bu bilgileri kim, nasıl veriler kullanarak çıkarmış? Acaba bu durum erkeklerin fıtratının sonucu mu, yoksa böyle olduğu söylendi­ği için mi günümüzde erkeklerin beğenisi bu yön­de? Bu soruları cevaplamak derin araştırmalar ve uzun tartışmalar gerektirecek. Bu nedenle benim üzerinde duracağım nokta, günümüzde dindar er­keklerin toplumda yer edinmiş hangi güzellik kri­terlerinden etkilenerek kadınları beğendiği olacak. Bunun için iki başlıktan yararlanacağım. Birinci başlıkta; dindar erkeklerin eş seçimi sırasında öne sürdüğü kriterlerden yola çıkarak kadını beğenme­ye sebep olan faktörleri tartışacağım. Bir sonraki yazımız da nasipse, evlendikten sonra kadından beklenenler üzerinden, ‘erkeğin kadını beğenmesi­ni etkileyenler’ hakkında olacak.

Dindar erkeklerin evlilik kriterlerinde ilk mad­denin kadının diyaneti olduğunu görüyoruz. Böyle olması dinin de tavsiyesi aslında. Yani dindar bir erkek, dinin de tavsiyesine uyarak evleneceği ka­dının da dindar ve güzel ahlâklı olmasını istiyor. Bu demek oluyor ki hem dinî kaynaklara, hem de din­dar erkeğin tercihine göre, kadının güzel oluşunun ilk adımını diyaneti ve güzel ahlâkı oluşturmak­ta. Hatta güzel ahlâk dediğimiz şeyin içine giren tüm karakteristik özelliklerin -mesela merhamet, sevecenlik, fedakârlık, muhabbet, aileye hürmet, zekavet vb- sadece dindar değil bütün erkeklerin kadınları beğenmesi için (salt şehevi beğenmekler bahsimizden hariç) aradığı unsurlar olduğunu mo­dern yaklaşımlar da bize söylüyor.

Bunun devamında başka şöyle bir kriter çıktı karşımıza: Dindar erkeğin “yanıma yakışacak biri olsun” isteği. Bunu da iki şekilde değerlendirece­ğim. Birincisi; kadın ve erkek arasındaki denkliğin sadece diyanet noktasında kalmaması, kişilik, ah­lâk, hayat görüşü, sosyal yaşam aktiviteleri, aile dinamikleri gibi noktalarda da uyum içerisinde olunmasının bu yakışmaya olan etkisi. Öncelikle evlenmek isteyen kadın ve erkeğin kendini iyi ta­nıması; “ Ben nasıl biriyim? Eşimden neler bekliyo­rum? Eşime neler verebilirim?” sorularını dürüst bir şekilde cevaplaması çok önemli. Bu açıdan bakar­sak erkekle kadının birbirlerini kendilerine yakıştır­maları güzel bir aşama. Demek ki erkeğin kadını beğenmesine bir sebep de kadının kendisine denk olması ve erkeğe uyum içerisinde bir beraberlik ya­şayacaklarını düşündürmesi. Aslına bakarsanız bu madde de yine fıtratın bir gereği olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü hem dinin tavsiyeleri, hem günü­müzde evlilik uzmanlarının araştırmaları netice­sinde geldikleri nokta buraya işaret ediyor. Üstelik, naklen ve aklen ortaya konulmuş hakikatin bugün, içerisinde aşk ve romantizmi barındıran medya­nın bütün organlarınca hikâyelere konu edildiğini hepimiz görebiliyoruz. Öyleyse uyum, beğeni için gerçekten önemli.

Ancak eğer bu yakışıklık yine dış görünüş nok­tasında ise akla bazı sorular gelmiyor değil. Bu ya­kıştırmanın içerisinde boy, kilo, ten rengi, kaş-göz gibi özellikler etkili oluyor ki bazı erkekler bunları da kriter olarak belirleyebiliyor. Mesela çok uzun boylu bir erkek belli bir uzunluğun altında biriy­le görüşmek istemiyor. Ya da tersine olarak boyu standardın altında olan bir erkek kendisinden daha uzun boylu birini kendine yakıştıramıyor. Tabiî ki o erkeğin, aradığı özellikte olmayan kadını beğen­mediği, güzel bulmadığı anlamını çıkaramayız bu durumdan. Yüz güzelliğiyle veya daha önce saydı­ğımız özellikleri yönünden o kişi gerçekten erkeğin beğenisini kazanıyor/kazanacak da olabilir. Ama bu durum bırakın evlenmeyi görüşmeye dahi engel olabildiğine göre demek erkeği fıtratındaki duygu­lardan ziyade etkileyen dışarıdan bir şeyler söz ko­nusu. Acaba “Kısa boylu erkeğin yanına uzun boylu kadın yakışmaz” algısı nereden ve nasıl çıktı? Daha da önemlisi neye hizmet ediyor olabilir? Veya er­keğin genç görünümlü, kadının ise olgun gösterdi­ği durumlar ne zamandan beri ve ne sebeple bize yakışıksız gelmeye başladı? Bir erkek evlenmek istediği kadının beyaz tenli olmasını önemsediğini belirtiyorsa -ki beğenisini yadırgayamayız- onun bu isteğini yadırgayabilir miyiz? Bence bu tercihler eğer erkeğin kendi yakıştırması ise, duygularından gelen sesi dinleyerek bu isteklerde bulunuyorsa ona haksızlık etmemeliyiz. Zira Efendimiz’in (asm) tavsiyeleri erkeğin mutlaka evleneceği kadını gör­mesi ve onu beğenmesi yönünde. Yine kaynaklar­da rastladığıma göre bir erkek eğer fiziksel güzellik olmadan dinini koruyabileceğinden emin değilse güzellik şartını mutlaka aramalı. Çünkü helaline meyletmesi ve şeytanı yenmesi için bu durum ona bir zorunluluktur. Aksine olarak, sadece sün­net niyetiyle, zürriyetin devamı için evlenecek bir erkeğin güzelliği aramaması Zühd olarak ifade edilmiş. Yani dünya lezzeti aramayan kişiler için güzel bulmadığı kadın tercih edilen olmalı ki nefis terbiye olsun. Günümüzde dünya lezzeti aramayan bir erkek kalmadı, diye düşünmek doğru olmaz. Ancak şu da bir gerçek ki dindar erkeklerin evlilik tercihlerine dikkat ettiğimizde bu kriteri es geçen yok denecek kadar az olduğunu görüyoruz. Bu da günümüzde erkeklerin nefislerinin isteklerini göz ardı edemediklerini ya da kendilerini böyle bir ma­kamda görmediklerini, belki de böyle bir dertleri olmadığı için bu istekleri helal yolla da olsa tatmin etme arayışına gittiklerini gösteriyor. Bu nedenle dinin helal kıldığı bir şeyi yargılamak bize düşmez.

Erkeklerin; “Ailem, arkadaşlarım, çevremdeki­ler bu kadını yanımda gördüklerinde beğenirler mi, bana yakıştırırlar mı?” endişesinin, bilinçdışı bir şekilde, bu duyguları ne kadar etkilediğini, tartış­maya hakkımız olabileceğini düşünüyorum: Gerçek şu ki kadının bu gibi fiziksel özelliklerini değerlen­direrek onu beğeneceğini düşünen her erkek, bu özelliklere sahip olmayan bir kadını da beğenme potansiyeline fıtraten sahiptir. Dışarıdan gelen ve­rilerle şekillenip bilinç altına yerleşen bir fotoğrafla hareket etmek, onun için bir ihtiyaç halinde olan evliliği ona zorlaştırarak Allah muhafaza harama daha çok yaklaştırabilir. Bu meselede önemli olan erkeğin kendini gerçekten iyi tanıması, fıtratından gelen duygularla, dışarıdan gelen mesajların şekil­lendirdiği duyguları ayırt edebilmesi.

Ayrıca bu aşamadaki beğeniye etki eden kadı­nın yüz güzelliği veya diğer fiziksel özellikleri oldu­ğu kadar, belki de ondan daha fazla; ses tonu, jest ve mimikleri, hareketleri, hüsn-ü sîretini yaşayış ve yansıtışıdır. Zannedildiği gibi (veya ahlâksız med­yanın yansıttığı gibi) kadını cazip, hoş gösteren be­den güzelliği değil, bunun ötesindedir. Kadını sa­dece bir şehvet unsuru olarak gören zihniyetin or­taya koyduğu ölçülere ve fiziksel özelliklere sahip olmanın gerçekten “beden güzelliği “ olup olmadı­ğı da ayrı bir tartışmanın konusu. Öte yandan din­dar bir erkek, evlenmek istediği dindar bir kadının, nefsanî isteklerini karşılayacak fiziksel özelliklere sahip olup olmadığını nereden bilebilir? Bundan emin olması bir bakışla asla mümkün olmadığı için Efendimiz’in (asm) bu tavsiyedeki kastını doğru anlamak bizim faydamıza olacaktır. Mesele sade­ce kadının dış görüntüsünün göze hoş gelmesi ve belli kriterleri taşıması mı, yoksa o kadının sureten ve sireten sahip olduğu her şeyiyle bir bütün olarak erkeğe cazip gelmesi mi?

Burada yine akla kapı açmak niyetiyle bir mese­leye daha değinip geçmek istiyorum ki bu çalışma­nın sosyal hayata yönelik bir faydası olsun. Günü­müzde bazı dindar erkekler evlilik niyetiyle birinden yardım istediği zaman, birinci kriterlerini karşılayan bir kadını beğenip beğenmeyecekleri değerlendir­mesini onun fotoğrafının üzerinden yapıyor. Bir ka­dının küçük cenazesi hükmündeki fotoğrafı onun kendisinin sureten dahi göze hoş gelip, gelmeyece­ğine dair tam bir kaynak olamayacakken, erkeklerin “elektrik almak” yani kadının cazibesini anlamak için bu zayıf değerlendirmeyi yapması hem kadın için bir hakaret ve haksızlık, hem de erkek için bir nasipsizliktir bana göre. Evlenmek için önce diya­net ve güzel ahlâkı, ardından küfüv olmayı öne sür­mek, sonra da uygun bir aday karşısına çıkınca sa­dece fotoğrafa bakarak “beğenmemek” gerçekten üzücü. Bu durumda o erkeğin hem birinci kriterini gerçek anlamıyla düşünmesi, hem de sadece bir fotoğraftan bunu nasıl değerlendirebileceğini ciddi anlamda sorgulaması gerekiyor.

Sonuç yerine…

Bu yazıyı okumuş olan kadın veya erkek kim iseniz şunu belirtmek istiyorum ki bu yazıda gaye­miz, içinden bakamadığımız bir cins hakkında bazı yargılarda bulunup eleştirmek değildi. Erkekler için farkındalık meydana getirmek, kadınlar içinse er­kekleri anlamaya yardım etmek için tefekkürlerimi paylaştım. Bir de evlenmek isteyenlere Allah rızası için aracılık etmeye çalışanlara farklı bir bakış açısı sunmuş isem ne mutlu. Bir sonraki yazımızda gü­nümüzde evli dindar erkeklerin eşlerini beğenmesi için gerekli olan / olduğu söylenen birtakım özel­likleri de yine çevremizden aldığımız veriler ve bazı kaynaklar ışığında tartışmaya çalışacağız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir