Mezar taşlarını değil, kendini oku!

Bir mezar taşı dikildi önüne aniden,

Sen de kimsin dedi ürkerek.

Konuştu mezar taşı,

Onun da bir dili vardı, sessiz ama anlamlı.

Sen dolaşıyorken böyle gayesiz,

Ya ölüm habersizce geliverirse,

Sen de bir mezar taşı olacaksın.

Bir mezar taşında okunacaksın.

Bilmem kimin oğlu, bilmem kim diye.

Sana bir faydası olacak mı bu okunmanın,

Sen kendini yaşarken okuyamamışsan.

Ben de yaşıyordum bir zamanlar,

Kendimi okuyamadım, zamanım varken,

Şimdi bu mezar taşında okunmanın,

Bir isimden öte bana nesi kaldı ki?

Gerçek kimliğimi zamanında okuyabilseydim,

Aklım hiç sormadı, sen kimsin diye?

Bilincim uyanamadı, puslu rüyalardan

Lüzumsuz uğraşlar peşindeydim hep.

Ah kendimi bilip, yaratılış sırrımı çözebilseydim,

Ömür treni kaçmadan Rabbime kulluk edebilseydim.

Mezar taşındaki ismim bir işe yaramıyor.

Suallerimi cevaplayamadım ne yazık ki!

Şu tarihte doğmuş, bu tarihte ölmüş.

Bunu başkaları okuyor, mezar taşlarında.

Ben cevabımı verememişim, eyvahlar olsun.

Rabbim Allah diyememişim, bunu kimse bilmiyor.

Gelip geçiyorlar yanımızdan şuursuzca,

Yazık çok genç ölmüş, bu da biraz fazla yaşamış.

Peki seni nerede bekliyor ölüm?

Mesele az ya da çok yaşamak değil,

Ebedi hayatını kurtarabilecek amelleri seçmek.

Mezar taşı okuyacağınıza uyanın artık!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir