Karanlıklar içinde

Uçsuz bucaksız kâinatta bir küçücük insancık! Kalabalıklar içinde yolu bir gedanınki kadar tenha, garip. Sessiz sedasızlığına anlam veremez çoğu zaman kendisi bile.

Duyduğu, gördüğü, hissettiği, yaşadığı… Kendine uğrayan ne varsa her bir şeyin en sâkili olmaktan öteye geçemez gözünde. Öne eğmiş başını, hareketsiz duruşuyla sırf timsali varmışçasına soyutlar kendini hayattan. Ruhuna binmiş onca avaik, avazını duyan yok! Sıkıntılarını fark eden, kıvranışlarını umursayan yok gibi. Anlaşılmadığını, umursanmadığını, fark edilmediğini, hatta sevilmediğini bile aklından geçirmekten öte durmaz. Zaten karmakarışık olan aklı, fırtına misali esen yüreğine takılır çoğu kez. Ardından sürüklenircesine nereye gittiğini bilmeden öylesine savrulup durur.

Bitmeyen bahaneleri, bir türlü beceremediği kulluğuna galip gelir de, yüreğinin henüz yepyeni açılmış sayfalarında duran boşlukların feryadına kulaklarını tıkar. Sürekli bir arayış… Her şeye, hatta varlığına anlam yüklemeye çabalayan… Henüz çocuksu sıfatı, dupduru yüzüyle, bakışları cevheri arayan bir müdakkik kesilir çoğu zaman. Delili olan her şeye hayran olup, tefsir edilmemiş her birine gafil duranıdır ancak o.

Korkuları o kadar çoktur ki, yargılanmaktan-yadırganmaktan hatta alay edilmekten çekindiği için saklar. Onlarla baş edemeyince çareyi onlardan kaçmakta bulur. Kaçıp gizlenmek tek çaresi olur. Gizlenmeye çalıştığı dünyasında yarınlarını heder edecek öyle çok şey vardır ki aslında, lakin kendisini o dünyanın şahı sanır ancak. Onun gibi hayata toy olanları ifsad etmeye ömrünü adayanlar etrafını, hayatını kuşatmışken.

Elhasıl hayatının baharında, ömrünün en çalkantılı döneminden geçmektedir. Onu kendi iç dünyasında sürekli yaşadığı çalkantılardan sağ salim kurtarmak, hayatına rota çizeceği hengâmda ona yoldaş olup elinden tutmak, henüz çok yabancısı olduğu dış dünyanın tehlikelerinden onu koruyabilmek için ise…

Onun için yapabileceğimiz tek şey; ona sahip çıkmak!

Bir cevhere sadef olmakla, gencecik bir yürek korunur/ kurtulur karanlıklar içinde kaybolmaktan.

Ümitsizlik girdabında yarınlarının eriyip gitmemesi için. “İçinde evladım yanıyor…” diyenin çağrısına kulak verip, o göğe yükselen yangından birini daha çekip alabilmek için… Zira ümidini yitirmiş birinin yeryüzünde kaybedecek başka bir şeyi kalmamıştır zaten. Hayata/yarına dair ümitlerin sönmemesi için iman gerek.

“Yeis, mani’-i herkemaldir”1

Dipnot: 1. Tarihçe-i Hayat.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir