Cihannüma bir neşriyat hizmeti

Yayın dünyasında (içinde bulunduğumuz ay itibarıyla) 50. yılına giren Yeni Asya gazetesi, dergiler gurubumuzun da içinde yer aldığı Yeni Asya Neşriyat’ın doğmasına vesile olan verimli bir tarla hükmündedir. Yeni Asya’ya yayın dünyasına önemli isimler kazandıran bir okuldur da diyebiliriz. Bu ay “Not Defteri” sayfalarımızı Yeni Asya’ya ayırdık…

Yeni Asya gazetesi ilginç bir tevafuktur Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan Boğaz Köprüsünün hizmete açıldığı gün yayına başlar. İstanbul Cağaloğlu basın tarihindeki adıyla Bab-ı Âli o yıllarda neşriyat dünyasının merkezi durumundadır.

1970’li yıllar hem dünyanın, hem de ülkemizin fırtınalı yıllarıdır. Dünyada 1968 kuşağı diye anılan bir gençlik müziği, edebiyatı, sineması ile varoluşu, hayatı sorgularken bunun akislerinden ülkemiz de nasibini alır. Ülke 1960 İhtilalinden çıkmış toparlanmaya çalışırken, yeni bir ihtilalin öncü sesi olan “Muhtıra” günlerini yaşarken sosyal hayatta da bir kavram kargaşası görülmektedir. İşte Yeni Asya gazetesi insan hakları ve demokrasi adına hadiselere Risale-i Nur penceresinden bakan bir gazete olarak yayın dünyasında yerini alır. Gazetede yayınlanan makaleler, dizi yazılar, romanlar zaman içinde kitaplaştırılır. Risale-i Nur Neşriyatı haricinde Yeni Asya Neşriyat’ın kitap yayınları böyle başlar: Minyeli Abdullah, Yavuz Sultan Selim, Tarihin Şeref Levhaları….

Yeni Asya gazetesinin arşivlerini incelediğimizde ilk yayın gününden itibaren hanım yazarların da çalışmalarının yer aldığını görürüz. Gençlik, kadın, evlilik, çocuk eğitimi, iktisat, tesettür gibi kadın ve aileyi ilgilendiren konularda hemen her gün makaleler yazan hanım yazarlar ‘’şahs-ı manevinin parmakları’’ olan ‘’mübarek katibeler’’ olarak Yeni Asya tarihinde yerlerini alırlar. Onların bu çalışmaları erkeklerin de desteğiyle zaman içinde Can Kardeş, Bizim Aile, Köprü, Genç Yorum dergilerimizi meyve verir.

İlk günden itibaren “İlham” köşesi ile gazetede makalesi yayınlanan ve halen de aynı isimli sayfasıyla dergimizde her ay çalışması çıkan Sevgili Mümine Güneş, ev hayatına yönelik yazılarıyla Sevgili Ruhan Yapar Yüncüler, şiirleriyle Sevgili Nazmiye Keseli, çocuk eğitimi yazılarıyla Bakiye Hanım ve daha niceleri… Hemen hepsinde yazıya zaman ayırabilmeleri için ortam hazırlamaya gayret sarf eden baba ve eş desteğini görmemek mümkün değil.

Mümine Güneş ve Ruhan Yapar Yüncüler bakın o günleri nasıl yad ediyorlar:

Mümine Güneş: Cihannüma bir dava için yazdık

İttihat gazetesi benim tohum attığım, Yeni Asya ise sünbüllendiğim yerdir. Meçhul bir yolun başında iken bizi istikamet üzere bir yola dahil eden, insan olarak dirilişimize yol açan ve bu günlere kadar elimizi bırakmayan Yeni Asya’dır.  Ben Yeni Asya’da yazmaya başladığım zaman, rahat ve sessiz bir ortamda çalışabileyim diye babam evimizin bodrumunda bana bir odacık yapmıştı. Ben odamdan çıkıp, onların yanına gelmedikçe asla rahatsız etmezlerdi. Burada kitap okur, tefekkür eder, yazı yazmaya dair bir ilham geldiğinde de hemen daktilomun başına geçerdim. Yazımı otobüsle götürürdüm gazeteye.  Başta Mustafa Polat ağabey olmak üzere bir çok fedakar ağabeyle de tanışmış oluyordum bu vesile ile. Onların kardeşane, samimi ilgileri beni son derece mutlu ediyordu. Hele Mustafa ağabeyin odasında demleyip ikram ettiği çayın tadını hâlâ unutmuyorum. Bir gün ikram ettiği çay son derece sıcak olduğundan ağzım yandı da o kadar helallik diledi ki, son derece mahcup oldum.  Güzel günlerdi. Hatırladıkça gözlerim dolar.  Yazıya kabiliyetim vardı ama yazı yazmak düşündüğüm bir şey değildi. Rüyamda görmüştüm.  Bana birileri “Sen yazar olacaksın” diyordu. Oysa ben ressam olmak istiyordum. Resimlerimi göstermiştim.  Beni Güzel Sanatlar’ın ikinci sınıfından başlatacaklardı. Babam gitmeme müsaade etmedi. Kısa bir süre sonra Risale-i Nur’la tanışmam ve gazeteye yazı yazmam gündeme gelince de babamın çok yardımını gördüm.  Şükürler olsun ki Allah kulunu çok güzel istihdam etti. Fevkalade üstün, hayırlı ve cihannüma bir davanın mensupları ile bir araya getirdi.  Rabbim bu davanın mensuplarına daima yardım etsin. Muzaffer kılsın. Aralarına ayrılık tohumları ektirmesin. Daima bir ve beraber olmanın bilincinde olarak dünya durdukça, muvaffakiyetle hizmetlerine devam etsinler inşaallah…

Ruhan Yapar Yüncüler: Kutlular abiden dersler dinlerdik

Ben Risale-i Nur Talebesi olan babam vasıtasıyla çocukluktan itibaren risaleleri ve gazetemizi tanıdım. Babam Kırklareli’ne yolu düşen, Risale-i Nur’la bir şekilde bağlantılı herkesi mutlaka eve getirir, ikramlarda bulunurdu. Daha sonra İstanbul’a taşındık. O dönemde bir süre Yeni Asya’da yazı yazma imkanı da buldum. Kutlular abiden dersler dinlerdik. Bu iman hareketini üstadımızın tarzında sürdüren ve Risale-i Nur’ların matbuat lisanında sesi olan Yeni Asya’nın 50. Yılına da şahit olmanın mutluluğunu da yaşatan Rabbime şükürler olsun. Her dönem hakkın, haklının mazlumun yanında olan gazetemizin 50. Yılını tebrik ediyorum.

Hülasa

Onlar Yeni Asya’da yazan öncü hanım yazarlar.  Şimdilerde hanım yazarlardan oluşan geniş bir kadro hem gazetemizde, hem de dergilerde yazmakta. Bu kervan kadını erkeği, genci yaşlısıyla kıyamete kadar yola devam edecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir