Kadına yönelik şiddet ve kadın hakları

İslâmiyet kadına şiddeti yasaklamıştır

Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Nisâ Sûresi başta olmak üzere birçok sûrede kadın haklarıyla ilgili emir ve nasihatlerde bulunarak, insanlığa yol göstermiştir. İslâmiyet, bin dört yüz yıl önce kadınların haklarını muhafaza altına almış, “Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir” diyerek zulmün önünü kesmiş ve adaleti temin etmiştir. Zira, adaletin olmadığı yerde hak kuvvette olur. Bu yüzden İslâmiyet haklar üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizam ve sistemin veremediği müstesna bir makama sahip kılıp, kadınları hak ve hürriyet noktasında zirveye çıkarmıştır. Lakin günümüzde cahillik ve îmân zâfiyetinin olması, hak ve hürriyetin zarar görmesine neden olmuştur. Hâlbuki Bediüzzaman Hazretleri (ra) “Îman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar.”1 buyurmaktadır

Günümüz medeniyetinde kadınlar nice haksızlıklar yaşamaktadır. Okul, evlilik, kariyer gibi hayatın her kademesinden sıkıntılara, şiddete dahi maruz kalmaktadır. Gün geçtikçe kadına yönelik şiddet artmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre kadına yönelik şiddet, her yaştan, her eğitim grubundan, her bölge ve refah düzeyinden kadın için tehdit oluşturmaktadır. Bakanlığın, 2014 yılında Türkiye genelinde yaptığı araştırmaya göre, yaşanan şiddet olayları 5 başlık altında toplanmıştır. Bunlar “fiziksel şiddet, cinsel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve ısrarlı takip”tir. Hayatının herhangi bir döneminde fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı % 36, cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı % 12, psikolojik şiddete maruz kalan kadınların oranı % 44, ekonomik şiddete maruz kalan kadınların oranı ise % 30’dur. Bunlarla birlikte Türkiye genelinde, her 10 kadından yaklaşık 3’ü en az bir kez ısrarlı takibe maruz kalmıştır.2 Hâlbuki Cenâb-ı Hak kadına şiddeti yasaklamış ve “Kadınlarla iyi geçinin.”3 diye emretmiştir.

Peki yukarıdaki acı tabloyu ortadan kaldıracak, kadına yönelik haksızlıkları sona erdirecek şey nedir? Evet, yegâne şey terbiye-i medeniye yerine terbiye-i İslâmiyeyi hayatımıza ikame ettirmektir. Bu terbiye-i İslâmiye ile kadınlar fıtrî vazifelerinin farkında olmasına vesîle olup, erkeklerin de kadınlara bakış açısının değişmesine neden olur. Yani kadınları nâzik, lâtif, her zaman hakkının ve hukukunun korunması icap eden, yüksek ruhlu, şefkat kahramanları olarak görmeyi sağlar.

İslâmiyet’te kadın hakları

İslâmiyet dini, kadınların fıtrî vazifelerini ihmal etmemek şartıyla, şartları münasip olduktan sonra; eğitimlerine, öğrenimlerine, meslek sahibi olmalarına, ticaret yapmalarına, faaliyet ve çalışmalarına bir kayıt koymamıştır. Erkekler nasıl okuyor, meslek sahibi oluyor ve ekmek parası için çalışıyorsa, kadınlar da okuyabilir, meslek sahibi olup nafakalarını çıkartmak ve zor duruma düşmemek için çalışabilirler. Yalnız, kadınlar çalışma hayatında hakkını korumayı bilmeli, bu zamanın art niyetli insanları tarafından, hak etmedikleri ve lâyık olmadıkları şekillerde kullanılmalarına, menfaatlere âlet edilmemelerine dikkat etmelidirler.

Dinimiz sadece sosyal hayatta değil evlilik, boşanma gibi ailevî konular ve içtimâi meselelerde de kadınların hak ve hukukunu muhafaza etmiştir. Meselâ, bu haklardan biri mehir hakkıdır. Evlenirken ağırlığını koyup damat adayından istediği kadar mehir alabilir. Çünkü bu mehir kadınların hayat garantisidir. Harcama sahası, meşrû dairede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Kocası zorla ya da rızası olmadan mehire dokunamaz, ticaret için kullanamaz. Ayrıca mehirden dolayı kocanın kadının nafakasını sağlaması sorumluluğundan kurtarmaz, koca kadının nafakasını her zaman sağlamak zorundadır. Eğer sağlayamıyorsa kadının erkeği boşama hakkı vardır.

Kadının diğer bir hakkı ise seçme hakkıdır. Peygamberimiz (asm) kadınlardan da biat almıştır.4 Bu nedenle seçim söz konusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu İslâm bilginleri söylemişlerdir. Çünkü onların böyle bir hakkının olmadığına dair hiçbir delil yoktur.

Elhâsıl: On dört asır evvel gelen İslâmiyet kadına şiddeti yasaklamıştır. Kadın hakları, İslâmiyet’in gelmesiyle zirveye çıkmış ve hiçbir sistemin vermediği bir makama ulaşmıştır. Böylece dinimiz kadınlara lâyık oldukları değeri vermiş, onların hak ve hukukunu muhafaza altına almıştır. Her mü’min kadın, kendisine verilen bu değerin fakında olmalı, hak ve hukukunu çiğnetmemelidir.

Dipnot:

1. Bediüzzaman Said Nursi/ Tarihçe-i Hayat

2. https://kadininstatusu.aile.gov.tr/uploads/pages/kadina-yonelik-siddetle-mucadele-ulusal-eylem-plani/kadina-yonelik-siddetle-mucadele-ulusal-eylem-plani-2016-2020-icin-tiklayiniz.pdf

3. Nisâ Sûresi/19.

4. Mümtehine Sûresi/ 12.__

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir