Üç nokta

Üşümek… Havanın soğuk halini içinde hissetmek. Koşar adım eve gelip, sobayı yakıp yamacına oturmak. Ellerini ovuşturarak bir süre beklemek. Beden ısınmaya nasılda müheyya. Sonra kalkıp çay demlemek. Isınmayı tüm hücrelerince hissetmek için bir bardak çayı eline alıp tekrar sobaya yaklaşmak. Sobanın içinden gelen tatlı çıtırtılarla yayılan ısı, bedene işlemeye başlayınca bir sakinlik ve gevşeme hali bedende. Bir yandan da çay. “Rahatlamak işte böyle bir şey” derken ruhunun hâlini hissetmek… Sanki içinde hâlâ ısınmayan bir yerler var. “İyice bir sarınayım geçer belki” hissiyle üzerine bir de örtü örtmek. Fakat nafile. Beden ısınmış olsa da ruh ürpermede… Bıraksa kendini, titreyecek. “Bu böyle olmayacak” deyip oturduğu yerden kalkıp bir ileri bir geri yürümeye başladığı sırada gözü saate takılıp “Sahi akşam ezanı okundu” diyerek zamanı hatırlamak. Sonra “Ne kadar kalmış acaba bir bakalım Yatsı ezanının vaktine” diyerek yaklaştığında takvimde gördüğü, sadece saatin hâli değil mevsimin ve ayında hâli… “Cemre düşmüş… Ve bugün Recep ayının biri” Sahi havanın ısınma bahar ile… Ruhun da ısınması ancak manevi baharla olacak. O halde işte gelmiş manevi bahar. Üç ayrı cemre her bir ay. Recep, Şaban, Ramazan… Üç nokta misal… Üç nokta nasıl cümledeki manânın devamını ihsas ettirirse, bu üç ay da kişinin amel defterindeki sevabın devamını anlatır. Zira “Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şaban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadir’de otuz bine çıkar. Bu pek çok uhrevî faideleri kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhur-u selâse” hakikatiyle muazzam bir ticaret hâli. Ve bu aylar içinde yapılan dualar ise… “Şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me’muldür.”

Evet, evet… Ruh ancak duâyla ısınır. Ancak duâ halindeki ferahla ferahlanır. Bir örtü gibi örtmeli ruhun üstüne duayı. Sıcacık olmalı.

“Haydi” der içinden. “Soğuk suyla alalım abdesti. Bedenin kısacık üşümesine bedel, namaz ve duayla sıcacık olsun ruh… Üç nokta koyalım amel defterine. İnşaallah kârlı bir ticaretle semeredâr olsun bâkî hayatımız. Ve mübarek olsun üç aylarımız… Şuhur-u selâsemiz…”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir