Dindar kadınların evlilik tercihleri-3

Acaba beni seviyor mu?

Evlenmek isteyen dindar kadınların kriterlerini incelemeye devam ediyoruz. Evlenilecek insanda aranan ilk özelliğin dindarlık olmasını etkileyen iki önemli husustan ikincisi şöyle karşımıza çıkıyor. Dindar genç kızlar dindar bir erkekle evlenmek istediler ve diyelim karşılarına böyle bir aday çıktı. Evliliğe karar verme aşamasında bazı beklentiler ortaya çıkıyor ki, maalesef ilk baştaki dindarlık kriterine gölge düşürür nitelikte olabiliyor. Günümüz genç kızları, daha evlenme kararı dahi verilmeden karşısındaki beyefendi tarafından sevildiklerine inandırılmak istiyorlar. Evlilikte küfüvlük kadar önemli bir şart varsa elbette bu sevgidir. İnsan muhabbet beslemediği biriyle nasıl dünya ve ahiretini paylaşabilir? Ne var ki dindar bir insanın namahrem birine karşı Cenab-ı Hakkın kalbine koymuş olduğu muhabbeti helal yolla göstermesi müşküldür.

Bu noktada dindar erkekler de büyük sıkıntı çekmekte gördüğüm kadarıyla. Çünkü evlilik üzerine meşru yolla yapılan bütün konuşma ve görüşmelerden sonra, genç kızı evliliğe razı etmek adına kendisinden beklenen sürprizler, çiçekler, sevgi sözleri ve hatta romantik evlenme teklifi gibi yerine getirmesi gereken daha birçok şey var. Bunları yerine getirmez ise evliliğe olan iştiyakını ispatlayamayacak, yerine getirmeye çalışsa dinî hassasiyetine ve helal-haram anlayışına ters düşecek. Genç kızların bu isteklerinin fıtrî bir yönü var elbette. Fakat gelenek-görenek belası, medyanın yönlendirmeleri yetmiyor gibi bir de mahalle baskısı şeklinde çevresinden aldığı mesajlarla fıtrî olarak yaşamak istediği bu duygu, erkenden körükleniyor ve yanlış karar vermemek adına, iyice emin olmak isteyerek evlilik kararını erteledikçe erteliyor. Ve eğer beklediğini göremezse, karşısındaki adam ne kadar dindar, kendine denk olsa da arada evlilik için gerekli olan muhabbetin tesis edilemediğini düşünerek evlilik kararından vazgeçiyor.

Elbette evlilik gibi ciddi bir karar, gerekli araştırmalar ve görüşmeler yapıldıktan, iki tarafın birbirine denk olduğuna karar verdikten sonra, arada muhabbet duygusunun oluşmaya başladığını hissederek verilmeli. Ancak o muhabbetin çok üst düzeyde ve şiddetli bir şekilde yaşanacağını düşünmek, evlilik aşamasındaki gençlere o yönde telkinler vermek bana göre öncelikle o gençlerin diyanetine bir saygısızlık. Çünkü o yaşa kadar kendini, nazarını haramdan muhafaza etmeye çalıştığını varsaydığımız iki dindar genç her ne kadar birbirlerinden hoşlanmak için gerekli sebepleri bulmuş olsalar da, bir anda duygularını boşa alıp kendilerini kaptıracak değillerdir. Bu nedenle bazen evli ablalarımızın “o kişiyi görünce zaten anlarsın, Allah kalbine öyle bir duygu veriyor ki!” gibi anlaşılmaz ve ölçülemez değerlendirmelerde bulunmaları genç kızların kafasını karıştırabiliyor. Çevresinde ve medyada gördükleri gibi bir duygu yaşayacaklarını zannedip yanılabiliyorlar. Halbuki herkes her duyguyu, aynı hız ve ölçüde yaşayacak diye bir şey yok. Daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi aşk nikahla birlikte asıl başlıyor.

Ben evlilik aşamasında olan arkadaşlarımla konuştuğumda şunu tavsiye ediyorum. Herkes kendi imtihanını yaşar. Bu yüzden evliliğe karar verme aşamasında kadın da erkek de kendi duygularını değerlendirmekle mesuldür. Eğer karşısındaki insanın duygularından veya kararından şüphe ediyorsa bunu açıkça sorabilir. Bu aşamada söz ve davranışlara mana yüklemek, aynı şekilde duygu ve düşünceleri karşı tarafa ima yolu ile aktarmayı tercih etmek, yanlış anlamalara ve yanlış beklentiler oluşmasına sebep olacağından evlilik gerçekleştikten sonra problem olarak karşımıza çıkabilir. Mesela, bir kadın eşi olacak insandan ilgi ve sevgi, romantizm görmeyi hayal edebilir, bundan daha doğal bir şey yok. Ama karşıdaki insanın bu beklentisini karşılayıp karşılamayacağı konusunda tereddüt yaşıyorsa bunu izale etmek için konuşması gerekir: “Ben evlendikten sonra böyle bir şey beklerim, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” Karşıdan aldığı cevaptan mutmain olma durumuna göre evlilik kararını verir. Aksi halde kalıplaşmış başka davranışlarla bunu anlamayı beklerse, hem yanılabilir, hem de karşısındaki insanın dindarlığına saygısızlık etmiş olur. Bu durum erkek için de geçerlidir elbette. Zaten evlilikte en önemli şeylerden birinin karşılıklı konuşabilmek olduğunu düşünüyorum. Bir kadın ve bir erkek eğer evlenmeden önce meşru ölçüde her şeyi konuşabiliyorlarsa, birbirlerini anlıyorlarsa bu hâl evlilikle beraber devam edeceği için ortaya çıkan problemlerin çözümünü kolaylaştıracaktır. Ama eğer konuşarak anlaşılma cihetine gidilmemiş, karşı cinsin kendisinden beklenen fiilleri yerine getirip getirmemesine göre değerlendirilmiş ise, evlilikten sonra hayal kırıklığı yaşanabilir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir