“Doğal ürünler yaparken, evim atölyem oldu.”

Evde doğal ürünler yaptığınızı biliyoruz. Bu ürünler nasıl yapılır, içerikleri nelerdir?

Doğal olduğuna inandığım ürünler yapıyorum. Doğalın asıl anlamı el değmemiş saf haldir. Evimde katı ve sıvı zeytinyağlı sabun, roll-on, krem hatta çamaşır makinesi tozu ve elde yıkama sıvısı yapıyorum. Kısacası mutfağımdan ve banyomdan atmam gereken tüm hijyen ürünlerinin yerine yenilerini üretiyorum. Bunlar tabi ki amatör uygulamalar. Bahsettiğim sabun için zeytinyağı, su ve sabun mayası (kostik) kullanıyorum. Sabun yapmak, yoğurt mayalamak gibi aslında. Ortam şartları uygun ayarlandığında harika bir reaksiyonla, mükemmel bir sabununuz olabilir. Benim atölyem, evim ve bahçem. Burada eşimin desteğiyle ürünlerimizi elde ediyoruz. 

Bu ürünlerinizin piyasadaki ürünlerden farkı nedir?

Bu ürünler elde yapılan ve kişiye özel ürünlerdir. Kesinlikle kâr amacı gütmeyen, hobi gibi başlayan bir iş benim için. Bu alanda büyük bir eksiklik olduğunu düşündüğüm için kişilere sunma çabası içindeyim. Aslında bu bir doğal hayat seferberliğidir. Pazar piyasası oluşturmadan, rekabete girmeden bir bütünsellik peşindeyim. 

Sizi doğal ürünler yapmaya yönlendiren ne oldu?

Doğal ürünler yapma çabam, kızıma sağlıklı bir yaşam sunabilme amacıyla başladı. Benim iki çocuğum var. Üç yaşındaki kızım ne yazık ki ‘retinoblastoma’ yani retina kanseri rahatsızlığıyla doğdu. Onkoloji tedavisi sırasında, doktorumuzun tavsiyesiyle, ona vereceğim meyve ve gıdaların sirkeli su ile dezenfekte edilmesi gerekiyordu. Mesleğim gereği, marketten alınan sirkelerle, müsbet bir sonuç alamayacağımı biliyordum. O yüzden kendi doğal sirkelerimi yapmaya başladım. Kızım için attığım her kimyasalın ürünün yerine, doğalını koymam gerekiyor. Bu yüzden çalışmalarıma devam ediyorum.

Ürünlerinizi satışa nasıl başladınız?

Bir gün komşum gelip boğazının ağrıdığını söyledi. Kendi yaptığım sirkelerden ikram edip, içmesini istedim. İçtiği gün ağrısının geçtiğini söyledi. Kendisine biraz daha vermek isteyince, sirkeyi satın almak istediğini ifade etti. İşte o zaman işler değişti. Komşularımız artık benden sirke alır olmuştu. Ben de bunu ufak ve az ölçülerle yaparak satmaya başladım. Böylece satış anlamında da faaliyetlere başlamış oldum.

Çevrenizden destek aldınız mı?

Ne yazık ki çevrem hemen destek vermedi. Özellikle yakın akrabalarımın “Bu sabun gerçekten köpürüyor mu? Yüzümüzü de yıkayabilir miyiz?” muhabbetleri en az 6 ay sürdü. Manevi destekçilerim ablam ve eşim oldu. Ama her şeyin başı sabır. Olumsuzluklar karşısında yıkılmadım. Yapmam gerekiyordu, çünkü ben bir anneyim. Annelik duygusu muhteşem bir duygu. Bakın beni bugünüme getirdi.

Piyasada yaygın olan temizlik ve hijyen maddeleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Bugün kanser bu kadar yaygınken, kadınlarımızın rahimleri alınıyorken, çocuklarımızda hiperaktivite bu kadar artmışken, asıl sebep sadece yediklerimizmiş gibi empoze ediliyor. Perde arkasındaki deterjanlar ve kimyasallar neden söz konusu edilmiyor? Biz neden sadece 3 günde bağırsaklardan tamamen atılan gıdaların peşine düştük? Neden organlarımızın, genlerimizin hasarına sebebiyet veren, hatta yıllar boyu bizim hücrelerimizde yer eden bu kimyasalları perde arkasında bıraktık? Yediklerimizin en helâlini ararken, neden deterjanların helâlini aramıyoruz? Lütfen okuyucularımız bunları bir düşünsünler.

Sizin ürünleriniz, hem doğal olup, hem de uygun fiyatta olmasının sebebi nedir?

Empati ile iş yapıyorum. “Ben bunu yer miyim? Bu fiyata alabilir miyim?” diye düşünüp hareket ediyorum. Eğer bunu böyle düşünmeye devam edersem, biliyorum ki bu pazarda payım olmayacak. Çünkü gerçekten kâr amacı gütmeyen iş yapma çabasındayım. Mümkün olduğunca da ürünlerimi uygun fiyatlarda tutmaya çalışıyorum.

On iki çeşit sabununuz var. Bunların özellikleri neler?

Hepsinin ayrı bir hikâyesi var aslında. Mesela hindistancevizi yağlı sabunu, kızım için yaptım. saçları biraz canlansın, hızlı uzasın, dolgunlaşsın diye. Oğlumun alerjisi ve hassas bir cildi olduğu için de ona kadife yumuşaklığını verecek keçi sütlü sabun yaptım. Katranlı sabunu ise ayak mantarına da çare bulmak için yaptım.

Yaptığınız ürünlerden birinin tarifini bizimle paylaşır mısınız?

Meşhur sirke tarifini paylaşayım o halde. 10 litrelik bir cam kavanozunun yarısına kadar elma doldurun. Elmalar küçük küçük çekirdekleri ile beraber doğranacak. Üzerine 1 su bardağı ev yapımı doğal sirke karıştırın ve 6 saat bekleyin. Sonra üzerine 1 çorba kaşığı hakiki kestane balı ekleyin. 3 saat de böyle beklesin. Sonra tamamına su doldurun. Kavanozun ağzında 4 parmak boşluk bırakın. Ağzına tülbent veya kağıt havlu kapatıp, paket lastiği takın. Mutfağın bir köşesine bırakın ve günde iki kere karıştırın. 7 gün sonunda elmalar dibe çökecektir. Bundan sonra karıştırmayı bırakın ve üzerinde sirke anası oluşmasını bekleyin. 3 hafta da öyle kalsın. Tadına bakarak keskinleşip keskinleşmediğine karar verebilirsiniz. Tadı güzelse meyvelerini süzün. Dinlenmeye aldığınızda yeniden sirke anası oluşacaktır. Bu sirke anası oluştuktan ve tabana doğru çöktükten sonra 1 taşım kaynatın. Soğuduktan sonra da kavanozlayın. Şifa olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir