Çocuk eğitiminde kısır döngü: Ödül ve ceza-1

Ödül ve ceza, dünyada gelmiş geçmiş tüm ebeveynlerin çocuklarına karşı farkında olarak veya olmayarak hayatlarında en az bir defa kullanmış olduğu birbirinden ayrı, bir o kadar da iç içe olan iki kavram. Esasen şunu belirtmeliyim ki, ödül-ceza kavramı yalnızca ebeveyn çocuk arasındaki ilişkide yer alan kavramlar değildir. Etrafınıza dikkatlice baktığınızda aslında hayatımızı ne kadar kuşattıklarını görebilirsiniz.

Market raflarında görebileceğiniz ‘2 alana 1 bedava’ olan ürünler o markayı seçmemiz için verilen ödüllerdir. Bir sinema şirketinin size sunduğu kart ile biletlerinizi aldığınız takdirde ‘8 biletten sonra 1 bilet hediye’ teşvikinin amacı kendi sinema şirketlerinden düzenli olarak hizmet almanızı sağlamaktır. Tüm bu ödüllerin amacı bizim seçimimizin ana odağı olma gayelerini taşır.

Siyasette de ödül yöntemlerine sıkça rastlayabilirsiniz. Siyasi profillerin dilinden duyduğunuz ‘kazanırsam şunu yapacağım’ benzeri cümleler o kişiyi seçmemiz için bize sunmuş olduğu imkanları bildirir.

İş hayatına baktığımızda, ‘müşteri veya satış sayısı kadar prim, iş kadar maaş’ kavramları markaların ürün satışını artırmak için yaptığı teşviklerdir. Çalışanın aldığı maaşın üzerine ek olarak prim verilmesinin amacı, çalışanlar arasında rekabeti artırmak ve daha fazla prim için çalışanların daha çok ürün satmalarını sağlamaktır. Çalışanlar da daha fazla prim alabilmek için gece gündüz çalışır, böylece firma da satışlarını artırır. Her iki taraf da kazancını artırmış olur.

Eğitim sektöründe de ödül ve ceza kavramından sıkça bahsedebiliriz. Özel okul ve eğitim merkezleri ile üniversitelerin öğrencilere sağladığı burs imkanlarının da hayır sağlamak dışında diğer bir sebebi vardır. Çalışkan öğrencileri bünyelerine kazandırmak ve böylece okullarının kalitesini artırmaktır. Çalışkan bir öğrenci bursla dershaneye kabul edilir, iyi bir üniversiteyi kazanır. Böylece dershane iyi bir üniversite kazanan öğrenciyi mezun eden bir yer olmuş olur. Bunun sonucunda da başka öğrenciler tarafından tercih edilme ihtimalini artırır. Diğer yandan, okulun kuralları dışına çıkmanız, okul içinde kabul edilemeyecek davranışlarda bulunmanız, okuldan atılmanıza sebep olabilir veya derslerinizi sıkı tutmamanız iyi ihtimal karnenizde bolca yuvarlakla karşılaşmanıza veya kötü ihtimalle de sınıfta kalmanızla sonuçlanabilir.

Trafik kurallarına uyulmadığı takdirde kesilen cezalar, geç ödemelerde bankalar tarafından üzerine faiz eklenilen kredi kartları, faturasını ödemediğiniz takdirde kesilen suyunuz veya elektriğiniz… Bu cezaların amacı, sizi ödeme yapmamaktan veya kurallara karşı uyumsuz bir tavır sergilemekten alıkoymaktır. Daha fazla ödeme yapacağını bilen ev sahibi faturalarını zamanında öder, trafik cezası almaktan çekinen kişi de trafik kurallarına uyumlu bir şekilde aracını sürmeye devam eder.

Sosyal çevreye baktığımızda ise; hediye almadığınız için size küsen, kendi sağladığı imkânı siz ona sunmadığınızda problem çıkaran, istemediği şeyi yaptığınızda sağlayabileceği imkânı sağlamayan, yani cezasını sizinle ilişkisini azaltarak veya zedeleyerek göstermeye çalışan insanlar… Her insan ilişkilerindeki beklentisi karşılanmadığında farklı tepkiler verir. Doğum gününü unutup kutlamadığınız için sizinle günlerce konuşmayan insanlar karşınıza çıkabilir ve siz bunun nedenini bile anlamayabilirsiniz.

Ebeveyn çocuk ilişkisindeki ödül-ceza kavramlarına değinecek olursak, aileler çocuklarının daha iyi yerlere gelebilmesi, daha iyi davranışlar sergilemesi veya olumsuz davranışlarını ortadan kaldırabilmesi gibi iyi niyetli nedenlerle birçok ödül ceza yöntemlerine başvurmaktadır. Yemek yemesi için tablet açmak veya en sevdiği yiyeceği vereceğini söylemek, iyi bir karne getirirse bisiklet alma vaadinde bulunmak, birine vurduğunda en sevdiği eşyasını elinden almak, odasına kapatmak veya zorla mola paspasına (!) koymak veya ‘bu davranışı bir daha yaparsan bir daha şunu yapamazsın’ şeklindeki tehdit ve şantaj içerikli cümleler sarf etmek, aile içinde kulağımıza en yakın gelen ve sıklıkla uygulandığını gördüğümüz ödül ceza tutumları arasında yer alır.

Görülen o ki, ödül ve ceza, hayatın birçok alanında bilinçli ve bilinçli olmayan bir şekilde kullanılan kavramlardır. Ödül ve ceza; teşvik, pekiştirme, istenilen hedefe ulaşma gibi nedenlere dayanan kısa süreli ve anlık çözümlerdir. Ve elbette uzun vadede birçok olumsuz sonuçlara neden olur.

Yukarıda bahsettiğim bazı ödül ceza yöntemlerin sonucunda herhangi bir olumsuz durum varlık göstermezken, bazıları birey veya toplum olarak geleceğimize dair yaşayacağımız problemler açısından sinyal verebilir. Bir fabrika çalışanına daha çok ürün çıkartabilmesi için ürün sayısı kadar prim ödemeniz ürün sayısını artırabilir. Fakat aynı şirket bir gün gelir açısından düşüş göstermeye başladığında çözüm olarak kaldıracağı prim ödeneği sonucunda çalışanların artık daha az çalışmaya başladıklarını görebilirsiniz. Daha önceden hızlı çalışmaları karşılığında prim alırlarken, şimdi neden prim almadan aynı düzeyde çalışsınlar?

Trafik cezaları tüm gelir grubundaki insanlar için eşittir. Geliri yüksek olanlar cezalardan etkilenmezken, geliri düşük olanların daha çok etkilendiğini söyleyebiliriz. Oysa bazı ülkelerde trafik cezaları kişilerin gelir düzeyi hesaplanarak belirlenmektedir.

Bu durumun yanı sıra zengin olan kişi, sonsuza kadar ceza ödeyebilirim düşüncesiyle trafik kurallarına da uyum sağlamama yolunu seçebilecektir. Tüm bunların sonucunda ödül ceza kavramının içinde ‘adalet’ kavramının da ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ebeveyn çocuk ilişkisinde ödül ceza yöntemlerinin sebep olduğu sonuçları, kişilerin üzerinde oluşturduğu etkileri ve ödül ceza yöntemlerini kullanmak yerine neler yapılabileceğine değineceğimiz bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir