“Fatıma’yı, Ali’ye nikâhla!”

“İmam-ı Ali Radıyallahü Anh, Risale-i Nur ile çok meşguldür.”

Bediüzzaman Said Nursi

 Hz. Ali (ra) artık evlilik çağına gelmişti. Akrabaları, yakınları baskı yapıyordu:

“Git ve Fatıma’yı kendine iste” diye.

Fakat Hz. Ali bu durumdan hicap ediyordu. Ayrıca Peygamber’in (asm), Hz. Fatıma’ya (ranha) gelen bazı talipleri reddettiğini de duymuştu. Aslında karşısındakini hiç kırmadan red cevabı vermişti Peygamber Efendimiz (asm):

“Onun hakkında bir hüküm verilmesini bekliyorum” demişti.

Hz. Ali (ra), bu düşünceler içindeyken, Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir’e (ra) danıştı. Peygamber dostları, Hz. Ali’nin (ra) düşüncesini çok makul bulmuşlardı. Ve Peygamber’e (asm) gitmesi konusunda onu yüreklendirdiler. Ve nihayet Hz. Ali (ra), utana sıkıla Peygamber’in (asm) huzuruna çıktı. Peygamber Efendimiz (asm):

“Buyur ya Ali, hoş geldin. Sıkıntın nedir?” buyurdu.

Hz. Ali (ra):

“Hz. Fatıma’yı istemeye geldim!” dedi.

Peygamber Efendimiz (asm):

“Merhaba ve Ehlen!”buyurdu.

Hz. Ali (ra) cevabı pek anlayamamıştı. Ama olumsuz bir cevap almadığından da emindi. Fakat Peygamberimiz (asm) yine de Cenâb-ı Hakkın bu meseledeki hükmünü bekliyordu. Ve nihayet beklediği hüküm geldi:

“Fatıma’yı, Ali’ye nikâhla!”

Efendimiz (asm) bu İlâhi fermanı sevinç ve huzurla karşıladı. Artık bunu Fatıma’ya (ranha) bildirme vakti gelmişti. Allah Resulü, kızı Fatıma’nın yanına gitti. Ve kızların diri diri toprağa gömüldüğü Cahiliye Devri’nde, o kızına fikrini sorarak, İslâm’ın üstünlüğünü bir kez daha gösterdi:

“Kızım! Amcanın oğlu Ali, seninle evlenmek istiyor. Ne dersin?”

Hz. Fatıma’nın (r.anha) yüzü kızardı, başını öne eğdi. Ve cevap vermedi. Aslında bu kabul ettiğini gösteriyordu. Fakat Peygamber Efendimiz (asm) Fatıma’dan tam bir cevap istedi:

“Ey kızım! Vallahi, ben seni herkesten daha alim, daha faziletli, daha ahlâklı biri ile evlendiriyorum. Allah’ın senin için seçtiği iki kişiden razı değil misin? Bunlardan biri baban diğeri ise eşindir.”

Hz. Fatıma’nın (r.anha) hâlâ başı önde, gözleri yerde fakat yüzünde bir tebessüm vardır. Ve sonunda cevabını verir:

“Allah ve Resulünün razı olduğu kişiye ben de razı oldum!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir