Habîb

Allah (cc), Habîb-i Kulûb’dür, Mahbûb’tur. Yani, Cenab-ı Hak çok sevilen, çok istenen, çok aranan, çok arzû edilen; Kendisine sonsuz muhabbet duyulan, rızâsı istenen, emrine râzı olunan, tazim gösterilen ve itaat edilendir. Cenab-ı Hakkı seven ve O’na muhabbet duyan, O’nun rızâsına nâil olur ve ebedî saadeti kazanır.
Peygamber Efendimiz’in (asm) Cevşenü’l-Kebîr’de bildirdiği Habîb1 ve Mahbûb isimleri,2 Cenab-ı Hakkın inanan kalplerin sevgilisi olduğunu ifâde eder. Kur’ân’da fiil sîgası olarak mânâ itibariyle mevcuttur.
İlgili âyetleri inceleyelim:
“De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın”3
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrılar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.”4
Hâlık-ı Kerîm’in, insanlar içinde seçkin kulları bulunduğunu kaydeden Bediüzzaman, Cenab-ı Hakkın bilhassa Habîb-i Ekremini (asm) pek ciddî sevdiğini; binâenaleyh Resûlullahın (asm) sünnet-i seniyyesine uyanın, Allah’ın muhabbetini kazanacağını beyan eder.5 “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun. Tâ ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr ve Rahîm’dir,”6 âyeti bütün Müslümanları Allah Resûlünü (asm) sevmeye ve emânet bıraktığı sünnete uymaya davet etmektedir.
Bediüzzaman’a göre, dünyevî sevgiler hakîkî muhabbet değil, mecâzî muhabbettir. Mecâzî sevgililerin yüzünde fânîlik damgası görülmeli ve muhabbet doğrudan Cenab-ı Hakka yöneltilmelidir.7 Çünkü, Rabb-i Rahîm hakîkî sevgilidir. Kendisini rahmetinin en güzel meyveleriyle takdim etmektedir. İnsanın da buna karşı, muhabbetini yalnız Rabbine yönlendirip, ibâdetini yalnız O’na tahsis etmesi ve kendini Rabbine sevdirmesi kulluğunun gereğidir.8 Allah’ı sevmek ve Allah tarafından sevilmek insanın yükselebileceği mânevî mertebelerin en yükseğidir. Îmân bu sevgi mertebesinin en mühim iksiri ve anahtarıdır.

Kaynak: Yeni Asya Neşriyat/ Risale-i Nur’da Esma-i Hüsna
Dipnotlar:
1. Mecmuâ tü’l-Ahzâb, 2: 243.
2. Age 2: 255.
3. Âl-i İmrân Sûresi: 31.
4. Bakara Sûresi: 165.
5. Bediüzzaman Said Nursî/ Sözler.
6. Âl-i İmrân Sûresi: 31.
7. Bediüzzaman Said Nursî/ Mektûbât
8. Bediüzzaman Said Nursî/ Sözler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir