İlet-işim

Çocuklarımızın başkalarının düşüncelerini anlayabilmeleri, onlarla etkili iletişim kurabilmeleri, toplumun ahlâk ve görgü kuralları ile toplumsal hayata uyum sağlayabilmeleri için sosyal beceri gelişimi çok önemlidir. Sosyal becerilerin kazandırılması hususunda iletişim becerileri temeldir. İletişimin başlangıcını bebekle kurulan göz teması olarak kabul edebiliriz. Bu temas ile iletişime geçmek, aynı zamanda bebeklik dönemindeki doğru bağlanmayı gerçekleştirmenin de bir yoludur. Neticede bebek dış dünyayı annesi vasıtasıyla tanımaya başlar. İhtiyaçları yerinde zamanında ve yeterince karşılanan bir bebek kendini ifade edip ihtiyaçlarının anlaşıldığını fark eder ve anneyle güven bağı kurmaya başlar. Bu şekilde iletişimin temelleri atılmış olur. Ayrıca bu dönemde mimikler ve yüz ifadeleriyle, küçük adımlar atarak iletişime geçmeye başlamalıyız. Böylece bebeğimizin iletişime odaklanma ve insanların davranışlarından anlam çıkarma yeteneği gelişecektir. Bunun yanı sıra iletişime geçtiğimiz bebeğimiz kendine verilen değeri de hissederek ileriki dönemlerde diğer insanlara değer verme bilincinin temellerini oluşturmaya başlayacaktır.

Doğumdan itibaren sonraki dönemlerde de çocuklarımızın sosyalleştikleri ortamlar genişlerken çocuklarımız da eş zamanlı olarak gelişir. Bizler ise yeterli düzeyde gelişimle bu sosyalleşmeye ayak uydurabilmeleri için uygun zeminler ve fırsatlar sağlamalıyız.

Bize düşen görevlerin bir diğeri de çocuklarımızla iletişim kurarken empati yapmak. Lakin empatiyi yalnızca kendini başkasının yerine koymak ile tanımlamak bu kadar önemli bir kavrama büyük haksızlık etmektir.

En genel anlamda empati, objektifliğimizi kaybetmeden, bir başka ifadeyle kendi gerçekliğimizden kopmadan, kendimizi başka birisinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini kavrayabilmemiz ve karşımızdaki kişiye onu anladığımızı iletmektir. Bu minvalde çocuklarımızın davranışlarını anlamaya çalışırken olaylara öncelikle onların gözüyle bakmalıyız. Ne demek istediğini çocuk diliyle anlatmasını beklemeli, ardından ne söylemek istediğini ve bizim ne hissettiğimizi ona betimleyerek olaya ilişkin kendi duygumuzu ifade etmeliyiz. Örneğin; “Arkadaşın seninle silgisini paylaşmadığı için önemsenmemişlik hissediyorsun.” Gibi ifadeler uygun olanıdır. Yani “Hı hı seni anladım, anlıyorum” diyerek empatik bir anlayış ortaya koymuş olmuyoruz.

Aynı zamanda empatik anlayış ile iletişimde önemli bir diğer unsur olan ‘Ben dili’ ile ifadeyi de sağlayacağız. ‘Sen dili’ ile takındığımız çocuğumuzun kişiliğine yönelik suçlayıcı, eleştirel ve yargılayıcı tavırlar yerine, ben dili ile olumsuz bir davranış sonucunda yaşadığımız olumsuz etki ve duygularımızı açıklayan dürüst ve sorumlu bir kızgınlık ifadesi takınacağız. Böyle iletişim kurarak olayların aslını da görebileceğiz. Olayların aslını öncelikle çocuklarımızdan dinlemekle de karşılıklı saygıyı geliştirmiş olacağız. Ben dili ve sen dilini bir kaç örnekle daha da açalım:

“Saygısız, anneyle böyle konuşulmaz” yerine “Konuşma biçimin beni üzdü”

“Yeter, sus; soru sorma” yerine “Devamlı soru sorunca engellenmişlik yaşıyorum” gibi ifadeleri kullanmalıyız.

Altın tavsiye: İletişimde diğer bir unsur da muhataba göre söz söylemektir. Konu çocuğumuz olduğunda iletişim de çocukça olmalıdır. Seçeceğimiz dil açık ve sade olmalıdır. Muhatap çocuk olunca, onun boyuna inerek konuşmamız sağlıklı olacaktır. Bu şekilde seni anlıyorum mesajı vermiş olacağız. Aynı zamanda göz teması kurmamız da çocukla iletişimin en önemli noktasıdır. Bu şekilde de seni dinliyorum ve söylediklerine önem veriyorum mesajı vermiş oluruz. Yani sözün özü “Bir çocukla konuşup söz anlatmak, bir feylesofla konuşmaktan aşağı değildir.”

Altın söz: “Bir baba çocuğunu eğitirken, onun seviyesine inmelidir.” İmam-ı Ali (ra)

Altın oyun: İletişimde bir işi grupla yürütmek ve stres durumlarıyla baş edebilmek ve plân yapıp problem çözmek de önemlidir. Bu ay da bunların tümüne birden hitap edebilecek bir oyun kuracağız. Üstelik oyuncu sayısı da sınırsız! Öncelikle bir paket lastiğine, oyuncu sayısı kadar ip bağlıyoruz. İpleri eşit uzunlukta ve dengeli bağlanmamız gerekiyor. Düz bir zemine bir tane karton bardağı ters çevirip koyuyoruz. Üzerine de taşımak için bir pinpon topu. Herkes kendi ipinden çekerek lastiği açıyor. Bardağı sıkıştırarak, topu düşürmeden bir yerden başka bir yere taşıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir