Kur’ân’ın kadına verdiği özlük hakkı: Mehir

Mehir, nikâh akdi sebebiyle erkeğin kadına ödediği veya ödemeyi taahhüt ettiği nikâh bede­lidir. Nikâhı yapılan kadın için mehir bir hak; nikâh eden erkek için ise bunu ödemek farzdır. Başka bir ifadeyle mehir, Kur’ân’ın kadına verdiği özlük hakkıdır. Peygamber Efendimizin (asm) ifadesiyle mehir, kocanın, ırzını kendine helâl etmesi karşılı­ğında kadına vermekle yükümlü olduğu bedeldir.1 Mülkiyeti kadına aittir. Tasarruf hakkı kadınındır.

Kadına mehir namına olmayarak takılan takı­ların mülkiyeti de kadına aittir. Çünkü kadına ta­kılmıştır. Kadın dilerse kendi rızasıyla bunu evi ve geçimi için harcar, dilerse harcamaz.

Mehir olarak verilecek mal ister belirlensin, ister belirlenmesin, kocanın onu vermesi gerekir. Hatta taraflar mehir verilmemesi konusunda an­laşsalar bile, erkek az veya çok kadının mehrini vermekle mükelleftir. Çünkü mehir Allah’ın em­ridir.

Kur’ân şöyle buyurur: “Evlendiğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ile verin.”2 Peygamber Efendimiz (asm) bütün evliliklerde mehrin mutla­ka verilmesini emretmiştir.

Mehir nikâhın bir unsuru veya şartı değil, bir bağış veya bir hediye değil, nikâh akdine rıza gös­teren kadının hakkıdır. Nikâh esnasında bu hak hiç mevzubahis edilmese dahi kadın bu hakkını alır. Bu hak, nikâh esnasında verilebileceği gibi, kocanın bir borcu olarak daha sonra da verilebilir. Koca bu borcunu mutlaka vermelidir. Koca verme­yip, kadın da hakkını helâl etmediği takdirde, koca kul hakkı yemiş olur.

Nikâh kıyılmadan kadın mehri hak etmiş ol­maz. Eğer nişanlılık sırasında kendisine mehir na­mına bir şey verilmişse, nikâh kıyılmadan ayrılık vaki olduğunda, ayrılığa sebep kim olursa olsun, kadın mehir namına aldığı şeyi geri iade eder. Eğer kendisine hediye namına ziynet takılmışsa ziyneti de geri verir.

Belirlenmiş olma durumuna göre mehir

Mehir belirlenmiş olup olmama durumuna göre iki türlüdür:

1. Mehr-i müsemma: Nikâh akdi sırasında belirlenmiş olan, adı ve miktarı konusunda anlaş­maya varılmış olan mehirdir.

Âmir bin Rabî (ra) bildirmiştir: Fezare oğul­larından bir kadın, mehir olarak bir çift ayakkabı karşılığında evlendi. Resûlullah (asm) kadına:

“Nefsinin karşılığı ve hakkın olduğu halde bir çift ayakkabıya razı oldun mu?” buyurdu.

Kadın: “Evet!” dedi.

Bunun üzerine Resûlullah (asm) buna izin ver­di.3

2. Mehr-i misil: Mehrin miktarı nikâh akdi es­nasında belirlenmemişse, kadın dengi olan kadın­ların aldığı kadar mehir almaya hak kazanır. Buna ortalama mehir veya rayiç mehir de denebilir. Eğer nikâh esnasında her hangi bir miktar üzerinde an­laşmaya varılmamışsa kadın mehr-i misil alır.

Mehrin ödeme zamanı

Mehir peşin veya veresiye olma durumuna göre iki türlüdür:

1. Mehr-i muaccel (Peşin mehir): Nikâh es­nasında peşinen verilen mehirdir. Mehir peşin vermek, hiç olmazsa cinsel beraberlikten önce bir kısmını vermek faziletlidir.

2. Mehr-i müeccel (Veresiye mehir): Nikâh esnasında verilmeyip sonraya bırakılan mehre mehr-i müeccel, yani veresiye mehir denir. Mehr-i müeccel için bir ödeme plânı belirlenmişse, bu plân çerçevesinde zamanı geldiğinde ödenmeli­dir. Eğer bir ödeme plânı yapılmamışsa boşanma anında veya eşlerden birinin ölmesi durumunda mehrin ödenmesi kadın lehine bir hak olur.

Mehir boşanmaya kadar ödenmediğinde, bo­şanma tazminatı olarak mutlaka ödenmelidir. Ka­dının hakkı olan bu tazminatı ödemeden kadın­dan ayrılmak, kocanın kadına yapacağı en büyük zulüm ve haksızlıktır.

Günümüzde boşanan kadınlara mahkemeler­ce boşanma tazminatı olarak belirlenen nafaka, toplam olarak eğer mehr-i misil miktarına ulaşı­yorsa, şüphesiz mehir niyetiyle verilebilir. Böylece Kur’ân’ın mehir ile ilgili emri yerine getirilmiş, kul hakkı çiğnenmemiş olur.

Mehrin miktarı:

Mehrin en az miktarı üzerinde tartışılmış, en çoğu üzerinde tartışılmamıştır. Çünkü mehrin üst limitini Kur’ân serbest bırakmıştır. Kur’ân buyurur ki: “Hanımınıza yükler dolusu mehir vermiş olsa­nız bile…”4

Mehrin en azı Hanefîlerce on dirhem (yakla­şık 32 gram) gümüştür. Şafiîlerce ve Hanbelîler­ce mehrin üst limiti gibi alt limiti de, yani en azı da taraflara bırakılmıştır. İmam-ı Malik’e göre ise mehrin en azı çeyrek dinar altın veya üç dirhem gümüştür.

Alım satım kapsamına giren her mal mehir olabilir.

Eğer on dirhem gümüşten daha az bir mehir belirlenmişse, İmam Züfer’e göre kadın mehr-i misil almaya hak kazanır.5

Kadın hangi durumda ne kadar mehir hak eder?

Şu üç durumda, mehrin tamamını vermek ko­caya farz olur:

1. Cinsel birliktelik sağlanmışsa: Nikâh akdin­den sonra cinsel birleşme meydana gelmişse, he­men ardından boşanma olsa bile mehrin tamamı­nı vermek kocanın borcudur. Eğer mehrin tamamı daha önce verilmişse, cinsel birleşmeden sonra meydana gelen boşanmada koca geriye hiçbir şey almaz.

Bu hakkı Kur’ân şöyle bildiriyor: “Hanımınızı boşayıp başka biriyle evlenmek isterseniz, evvel­ki hanımınıza yükler dolusu mehir vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şeyi geri almayın.”6

2. Halvet-i sahîha meydana gelmişse: Nikâh akdi yaptıran kadın ile erkek, cinsel birleşmelerine dinî veya tabiî bir engel yokken, tenha bir yerde baş başa kalırlarsa halvet-i sahiha meydana gel­miş olur.

Dinî engel: Eşlerden birinin veya ikisinin Ra­mazan orucu tutuyor olması, ihramlı olması, ka­dının hayızlı veya lohusa olması, cinsel birleşmeye dinî birer engel olduğu için, bu durumlar halvet-i sahihanın meydana gelmesine de engeldir.

Tabiî engel: Eşlerden birinin veya her ikisinin küçük olması, cinsel birleşmeye güç yetiremeye­cek kadar hasta olması, eşlerin yanında üçüncü bir şahsın bulunması cinsel birleşmeye tabiî birer engel olduğu için, bu durumlar halvet-i sahihanın meydana gelmesine de engeldir.

Mehir konusunda halvet-i sahiha, cinsel bir­leşme hükmündedir. Eşler eğer halvet-i sahiha­dan sonra boşanmışsa, koca mehrin tamamını vermek zorundadır. Eğer mehir vermişse verdiği mehirden hiçbir şey geri almaz.

Kur’ân buyurur ki: “Verdiğiniz mehri hanımları­nızdan nasıl geri alırsınız ki, siz birbirinize o kadar yakın oldunuz, karı koca olarak o kadar hukuku­nuz geçti ve onlar nikâh sırasında sizden, hakla­rını koruyup gözetmeniz hususunda kuvvetli bir ahit almıştı.”7

3. Erkek ölmüşse: Nikâhtan sonra eğer erkek ölürse, kadın mehrin tamamını almaya hak kaza­nır. Burada cinsel birleşmenin veya halvet-i sahi­hanın meydana gelip gelmediğine bakılmaz. Eğer mehir belirlenmemişse, kadın mehr-i misil alır.

Kadın mehrin yarısını hangi durumda hak eder?

Mehrin belirlenmesi şartıyla, nikâhtan sonra, cinsel birleşme veya halvet-i sahiha olmadan ev­lilik sona ererse, kadın belirlenen mehrin yarısını almaya hak kazanır. Bu durumda eşler boşanma sebebine göre hareket edebilirler. Eğer boşanma­ya sebep erkekse, erkek mehrin hiç olmazsa yarı­sını vermeden kadını serbest bırakamaz.

Eğer boşanmayı kadın istiyor ve boşanma kar­şılığında mehrinden vazgeçeceğini de bildiriyorsa, ancak bu durumda kadına mehir verilmez.

Delili şu âyettir:

“Eğer onları daha temas etmeden boşar da, onlar için bir mehir takdir etmiş olursanız, o halde mehrin yarısını vermek gerekir. Eğer kadın ken­di hakkından vazgeçer ve mehri bağışlarsa veya nikâhı elinde bulunduran erkek tamamını verirse o başkadır. Sizin mehrin tamamını vermeniz ise takvaya daha yakındır. Aranızda fazileti ihmal et­meyin. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızı hakkıyla görür.”8

Hangi durumda mehir yerine hediye verilir?

Mehrin miktarı belirlenmeden nikâh kıyılmış, ancak cinsel birleşme veya halvet-i sahiha önce­sinde ayrılık (boşama) olmuşsa, bu durumda ka­dına uygun bir hediye verilir.

Delil şu âyettir:

“Kadınlarınızı, daha kendilerine temas etme­den ve bir mehir takdir etmeden boşamanızda bir günah yoktur. Ancak onları, gönüllerini alacak bir şeyle faydalandırın. Zengin olanın gücü yettiğin­ce, fakir olanın da haline göre, iyilikle bir şeyler vermesi gerekir. Bu, başkalarının hukukuna riayet edip iyilik yapmak isteyenler üzerine bir haktır.”9

Hangi durumlarda mehir verilmez?

1. Sahih olmayan bir nikâh akdi yapılır ve cinsel birleşme olmadan ayrılık meydana gelirse mehir vermek gerekmez. Meselâ nikâhı kıyılan eşlerin bi­risinin bulunmadığı, bulunmayan eşin şahitlerden birisine ya da nikâhta hazır bulunan birisine vekâ­let verip vermediği bilinmediği, şahidin bulunma­dığı veya şahitlik şartlarına haiz olmayan birisinin şahitliğini yaptığı, eşlerden birisinin açık ve an­laşılır biçimde ‘evet’ demediği veya ‘hayır’ dediği nikâhlar sahih nikâh değildir. Böyle sahih olmayan nikâhlar erkeğe mehir mesuliyeti getirmez. Sözlü­lük ve nişanlılık da mehir mesuliyeti getirmez.

2. Sahih bir nikâh akdi yapılmış olsa da, cinsel birleşme veya halvet-i sahihadan önce kadının fi­iliyle veya isteğiyle ayrılık meydana gelirse mehir verilmez.

Dipnotlar:

1. Nesâî, Talak, 44

2. Nisâ Sûresi: 4

3. Tirmizî, Nikâh, 21

4. Nisâ Sûresi: 20

5. Hidâye, 1/204

6. Nisâ Sûresi: 20

7. Nisâ Sûresi: 21

8. Bakara Sûresi: 237

9. Bakara Sûresi: 236

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir