Bu temaşa bizim için

Arka penceremden ağaçları seyretmeye dalmışım. Bir ıhlamur ağacı var ki, beni başka âlemlere uçurdu. Rüzgarın esişine göre sanki her an başka bir bestenin ahengi ile çağıldıyor. Öyle bir coşkunluk eseri gösteriyor ki; yaprakları bu coşku ile notaların bizim bilmediğimiz ince frekanslarına dokunuyor. Kalbi hem neşeye, hem hüzne boğan nağmeler işittiriyor. Neşeye boğuyor, çünkü öyle bir âleme yolcuyuz ki, göz görmemiş, aklın idraki dışında nimetlerle dolu ebedi bir âlem. Hüzünlendiriyor zira bu nimetleri kaybettirecek ameller işlememiz her an mümkün. Kazanmak zor. Kaybetmek mümkün.

Şu var ki yürümek isteyene ebedi saadete ulaştıracak yol her an açık. Sen Rabbinin kıymetli bir kulusun ve kulak verirsen her an, her şeyden sayısız mesajlar almakta ve saadete çağrılmaktasın. Nereye gideceğini senin tercihlerin belirleyeceği için, tercihinde serbest bırakılmışsın.

Neyse mesajı aldık yine ıhlamur ağacımıza dönelim. Bazen yapraklarıyla çırpınarak yerlere eğiliyor, bazen iştiyakla sonsuzluğa uzanıyor, bazen de bir durgunlaşıyor ki, sanki kalbinin ta içinde zikrediyor. Halden hale geçiyor, her anı bir başka güzel.

Hani insan da manevi âlemlerinde halden hale geçer ya. Bir durgunlaşır, bir coşar. En kötüsü de dünyaya dalıp, büsbütün hissizleşmektir. Halbuki insanın idrak kapasitesi o kadar geniştir ki, bütün âlemi gezip seyran edebilecekken, dar bir alanda hapsolup, manevi bunalımlarla boğuşur. Rabbini gerçek anlamda tanımadıkça da tefekkür ve zikir kapıları kendisine açılmaz. Nice güzellikler, hakikatler, önünden öylece gelir geçer de haberi bile olmaz.

Ağaçlar öyle bir duaya amin diyor ki, yaprakları bin bir dilli bir zikrin ahengiyle her an Rabbini anmaktadır. Bir sabah vaktinde kalbini Rabbine tamamiyle açıp bir dinleyebilsen, seni ulvi, uhrevi, manidar âlemlere götürür, farkında olmadan sen de ağaçların zikrine katılırsın. Onların duasına sen de amin dersin ki, ebede kapı açan, ebedi arzulayan duygular sarar seni. Dünyanın faniliğinin ötesinde ebedi bir âlemin varlığı seni rahatlatır. Derdin varsa unutur, seni sıkan her türlü ağırlığın yükünden kurtulursun.

Sadece ağaçlar mı, şu bin bir renkli çiçekler de ebedin bir temsilcisi olarak, üzerlerindeki san’atı Allah namına seyrettirmenin sevinci ile cilvelenir, daha da bir renklenirler. Günü gelip, vazifesi sona erdiğinde üzerindeki elbiseleri soyunup, toprağa teslim ederler. Ellerindeki tohumları da gelecek bahardaki temaşa sahnesine atarlar. Ta ki yeni vazifedarlar gelip, Rabbinin eşsiz san’atını teşhir etmeye devam etsinler.

Gören gözler, hisseden kalpler, coşabilen gönüller için ne ibretli sahneler vardır şu âlemde. Cenab-ı Hak insan gibi şerefli bir mahluka nasip etmiştir bu temaşayı. Ne mutlu bize ki insanız görebiliyor, duyup anlayabiliyoruz, bu temaşadan murat edilen anlamları. Rabbim bizlerin gönül gözümüzü daimi açık tutsun, bu temaşadan, daimi O’nunla birlikte olmaktan ayırmasın bizleri inşaallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir