Çocuk eğitiminde kısır döngü: Ödül ve ceza- 2

Klinik Psk. & Aile Danışmanı Banu Arslan

Geçtiğimiz ay ödül ve ceza kavramlarının yaşamdaki tezahürlerine değinmiştim. Bu ay, bu kavramların çocuk yetiştirme tarzı haline gelmesi halinde oluşan sonuçları başlıklar halinde irdeleyeceğim.

Ödül ve ceza;

Koşullandırır veya kabullenmeye neden olur

Çocuk tarafından kazanılması istenen bir davranış için sürekli ödül vaadinde bulunmak bir müddet sonra çocuğun vaat olmadan istenen davranışı yapmamaya başlamasına neden olur. Örneğin yemek yemesi için sürekli çikolata vaadinde bulunulan bir çocuk çikolata olmadan yemek yememeye başlar.

Olumsuz davranışın ortadan kalkması için uygulanan cezalar da bir süre sonra kabullenmeye neden olur ve çocuk, davranışı sonunda alacağı cezayı göze alarak durumu kabullenmeye başlar ama olumsuz davranışını da sürdürür. Örneğin davranışı sonucunda tablet kullanamayacağını bilen çocuk “Bir gün kullanmam napayım.” şeklinde düşünebilir.

Edilgenleştirir

Sürekli ödül veya sözel hatırlatmaların fazla olması durumunda çocuk yapması gerektiği şeyleri kendi iradesiyle yapamamaya, yapılması gereken şeylerin her seferinde yetişkin tarafından söylenmesine ihtiyaç duyar. Böyle bir çocuk sınıfta da sorumluluklarının her defasında öğretmeni tarafından hatırlatılmasını bekler. Özetle, ödül irade gelişimini engeller.

Otorite yerine geçer

Ödül ve ceza, uygulayıcıyı otorite bakımından aradan çıkararak yönetici konumuna geçer. Ödül ve ceza uygulayan ebeveyn, çocuğun gözünde kural koyamayan ve otorite uygulayamayan ebeveyn olarak görülmesine neden olur ve yaş büyüdükçe aradaki ilişkinin kalitesini zedeler. Kendi otoritesini ortaya koymak yerine bunu ödül ve ceza gibi dış faktörlerle uygulamaya çalışan anne baba, otorite rolünü ödül ve cezaya yüklediği için çocuk, anne babası orada olmadığında anne babanın ödül ve cezalar aracılığıyla koyduğu kuralları yok sayar.

Ahlâkî değerleri zedeleyebilir

Sıklıkla ceza uygulanan veya net kurallar koymak yerine ödüle başvurulan çocuklarda zamanla yalan söyleme davranışları görülebilir. Davranışları hakkında konuşulması ve düzenlemeye alınması yerine ceza alacağını bilen çocuk bundan kaçmak için yalana başvurabilir. Başvurduğu yalanın işe yaradığını gördükçe, yalan söyleme sorunu kişiliğine yerleşebilir.

Performansı düşürür veya pes etmeye neden olur

Sürekli ödül ve ceza ile desteklenmeye çalışılan çocuk performansını sorgulamaya başlar. Çünkü ödül ceza kavramında ilgilenilen şey “süreç” değil “sonuçtur”. Sürekli başarılı olması istenen çocuk bir süre sonra “Ya başarılı olamazsam?”, “Nasılsa birinci olamayacağım” gibi düşüncelerle performansını ortaya koymaktan çekinebilir veya çabalasa bile başarısız olduğunda hayal kırıklığına uğrar. Tüm bunlar sahip olduğu performansını düşürür.

İç motivasyonu zedeler

Ödül ve ceza yöntemiyle desteklenen çocuklar da iç motivasyon oluşumu durur. Yani çocuk yapması gerektiği şeyi yapması gerektiği için değil dışsal bir etken olan ödülü alabilmek için yapmaya başlar. Örneğin, iyilik yaptığında aşırı bir şekilde ödüllendirilen çocuk, iyilik kavramının öneminden uzaklaşarak, iyiliği ödül alma amaçlı yapılan davranış olarak benimser. Bunun yanı sıra, ödül ve ceza, süreci değil sonucu baz aldığı için çocuk hayata kazan-kaybet olarak bakar. Örneğin çalıştığı halde sınavından tam not alamayan bir çocuğa “Sen yeterince çalıştın, her zaman tam not alamayabilirsin, önemli olan emek vermendi” şeklindeki destek cümleleri yerine “Neden tam not alamadın?” diye sormak emeğin önemsiz olduğu, önemli olanın en iyi olmak olduğu algısının yerleşmesine neden olur. Böyle bir çocuk iş hayatında en iyi olabilmek adına sahip olduğu tüm iyi şeyleri feda eden birey haline gelebilir.

Vaatleri artırmak gerekir

Ödül sunmayı alışkanlık hale getirdiğinizde bir süre sonra dozu artırmanız gerekir. Üç yaşındaki bir çocuk sevdiği abur cuburları zevkle ödül olarak kabul ederken, altı yaşına geldiğinde artık abur cubur değil daha büyük şeyler isteyecektir. Bu istek belki ergenlik döneminde bir otomobil isteğine dönüşebilir. Ebeveyn olarak çocuğunuzun isteklerini nereye kadar karşılayabilirsiniz?

Ödül ve ceza yerine yapılabilecekler

* Maddi ödül yerine sosyal övgü verin. “Tebrik ederim, emek gösterdin. Çokça uğraştın.” gibi ifadelerle “sürece” odaklanın. Övgüyü şaşaalı kutlamalara dönüştürmeden, dozu koruyun.

* Yemek yemek, doğruyu söylemek, eşyalarını toplamak, tuvaletini kendi yapması gibi zaten yapıyor olması gereken eylemler sonucunda ödül vaat etmeyin, yapması bekleneni gerçekleştirdiğinde hafifçe sözel olarak övün.

* Sınır koyun ve net olun. Evinizdeki kuralları önceden belirleyin ve kuralların sabitleşmesi için sabırlı bir şekilde aynı tutumu eşler arasında iş birliği sağlayarak korumaya devam edin. Kurallarınızın korunması için ödül ve cezaya başvurmadan kararlı ve net tutumunuzun yeterli olacağını bilin.

* Ceza yerine bedel ödeme kavramını kullanabilirsiniz. Örneğin uyarınıza rağmen oyuncağını bilerek kıran çocuğunuza tekrardan kırdığı takdirde bir süre oyuncak alamayacağınızı haber verin ve kırdığında söylediğinizi yapın. Bedel ödetme, yaşanan durumla ilgili olmalı, bağımsız bir olaydan mahrum bırakma şeklinde olmamalıdır.

* Çocuğun özür dilemesi, ağlaması, bir daha yapmayacağım şeklindeki ifadeleri kararınızı etkilememelidir. Böyle bir durumda “Özür dilemen çok güzel, yaptığın davranışın doğru olmadığını anladığını görüyorum. Fakat kararımız devam edecek” şeklindeki ifadelerle sunduğunuz seçenek sunma sonucunda oluşan bedel ödeme sürecini sürdürün.

Çocuğun bu tutumlar karşısında ağlaması veya tepki göstermesi yanlış yolda olduğunuzu göstermez.

Mutlaka duygulardan söz edin. Örneğin bedel ödemesi gereken durumda kızıp öfkelenen çocuğunuzu görmezden gelmek yerine “Şu an bana tabletini elinden aldığım için kızdın. Tablet süresinin 20 dk. olacağını konuşmuştuk. Bu karara uyacağız” şeklinde cümlelerle ona geri bildirimler verin. Duygusu ebeveyni tarafından yansıtılan çocuk anlaşıldığını hissedecek ve olumsuz duygularla başa çıkmayı öğrenecektir.

* Öğrenmesi ve keşfetmesi için alan ve anlar oluşturun. Öğrenme sürecine ışık tutarak önemli olanın kazanmak veya birinci olmak değil emek vermek olduğu mesajını verin.

* Ebeveynlerden birinin serbest tutumda olması, çocuğun bu süreci içselleştirmesini zedeleyeceğinden anne baba olarak aynı dilden konuşuyor olmayı önemseyin.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir