Ailenin manevî bağları

Aile, Hz. Adem (as) ve Hz. Havva’dan günümü­ze tüm semavî dinlerde ölümün de ayıramayacağı köklü bir kurum olarak görülmüştür. Maneviyatın temelinden sarsıldığı asrımızda, evlilik kurumu zedelenmekte, boşanmalar, gayr-i meşru ilişkiler, sokak çocukları, aile içi şiddet, özgürlük adı altında sorumsuz hayat tarzları toplumda kargaşaya yol açmaktadır. Ahlâkî bir zemine oturmayan “mo­dern” yaşam tarzı doğum yeri ve beşiği olan ma­teryalist Batı dünyasına mutluluk getirmediğin­den günümüzde Kilise-Hükümet işbirliği ile yeni aile politikaları üretilmekte, hukuken boşanma zorlaştırılmaktadır…

Bediüzzaman Said Nursî’nin “haysiyet-i milliye­timize yakışmaz”1 dediği boşanma oranları Batıya göre düşük olsa da, gidişatımız aile yapısının gele­ceği açısından alarm veriyor. Uzmanların birleşti­ği bir gerçek var; birbirlerine aşkla bağlandıklarını söyleyerek evlenen gençler, problemlerine çözüm üretemiyor, evlendikten çok kısa bir zaman sonra soluğu mahkemede alıyorlar. Güvenin, saygının, muhabbetin ne şekilde ve nasıl tesis edilmesi ge­rektiğini bilmiyorlar. Filmlerin etkisiyle cinselliğe indirgenmiş aşk anlayışı yaygınlaşmış durumda. Evliliği kurtarmak için; “Mutlu evliliğin sırları, bo­şanmayı durdurmanın yolları” gibi en çok satanlar listesindeki manevi temellerden uzak kitaplar ve internet sitelerindeki rehberlik yazıları yetmiyor.

Ailenin medya vasıtasıyla gittikçe yozlaştırıl­maya çalıştığı çağımızda eşler arasında sağlıklı bir iletişim nasıl gerçekleşir? Eşler arasındaki say­gı, sevgi ve şefkat nasıl devam ettirilebilir? Bu ve benzeri soruların doğru cevaplarını, ancak inanç ve kültür kaynaklarımızda bulabiliriz;

Nikâh bağı

Nikâh eşlerin birbirlerine ve Rablerine “ebe­di hayat arkadaşı olmak üzere” verdikleri sözdür. Bağdır, akittir. “Beraberliğimiz için imzaya gerek yok!” sloganından öte anlamlar taşır. Kur’ân’ın deyimiyle “ülfet ve ünsiyet” üzerine kurulan evliliğin nezaket, affedicilik, sabır ve pay­laşım esaslarına dayandırılması zorunludur. Bu be­raberliğin; birbirini ihmal etmek, tenkit ve dediko­dularla zindana çevrilmemesi gerekir. Eşlerin şevk­lerini, aşklarını, hayretlerini paylaşmaları, sevinçte ve hüzünde birbirine ortak olmaları lezzetleri ar­tıracak; kederleri ise azaltacaktır. Boşanmalarda etkin faktör olmaya başlayan internet arkadaşlığı gibi “sanal” değil, gerçek, ebede uzanan bir payla­şımdır bu. “Kalbe mukabil bir kalb”2 formülüyle kurulan ai­lelerde “Her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir cenneti kendi hanesidir” hakikati gerçekleşir.

Ebedî beraberlik

Kur’ân ve hadislerde; aile bütünlüğünü bozu­cu, güven, sadakat, fedakârlık, hürmet, muhabbet duygularını zedeleyici her türlü davranıştan sakın­dırıcı yol tavsiye edilir. Anne-baba-çocuklar-kar­deşler-akrabalar arası iletişim hep bu rota üzerine tesis edilir. Eşler sadece bu dünyada değil, ahiret âlemlerinde de birbirlerinin ebedî hayat arkadaş­larıdır. Boşanma, Allah’ın hoşlanmadığı helâl ola­rak sunulur inananlara.3 Anne ve babamız sadece bu dünyada değil, ahirette de ebeveynimizdir. Onlara “Of!” bile dememek gerekir. Bediüzzaman “Aile hayatının hayatı samîmî, ciddî, vefâdarâne hürmet, hakikî şefkat, fedakârane merhamettir” der.4 Hakikî hürmet, samîmî şefkat ve merhamet ise ancak ve ancak ebedî beraberlik fikriyle olabilir. Ahiret inancı olmazsa merhamet göstermelik olur, hürmet yapmacıklaşır, menfaatler de araya girince mü’minin dünyadaki cenneti olan aile hayatı ce­henneme döner… Gerçekten de ahirete iman, insa­nın şahsî ve sosyal hayatını düzenler. Kişinin ailesi­ne, akrabalarına, komşularına, çevresine bakış açısı değişir; bütünleştirici, kucaklayıcı olur. Bilir ki, Allah “Kul hakkı ile karşıma gelmeyin!” buyurmuştur…

Üçlü saç ayağı: Güven-saygı-sevgi

Tüm insanî ilişkilerde dengenin vazgeçilmez üçlüsüdür bu formül. Huzurun sigortasıdır. Eşler birbirlerine güven duymalıdırlar ki, hürmet ve mu­habbet devam edebilsin. Güven sarsıldığında, say­gı ve sevgi duyguları da kırılır. Kırılan şeyler manevi ise tamiri çok zordur. Bediüzzaman’ın ailede ebedi mutluluğun formülünü sıralarken “emniyet”i yani güveni “hürmet ve muhabbet”ten öne alması bu açıdan ilginçtir. Eşlerin güven, saygı ve sevgiyi sarsacak davranışlardan kaçınmaları gerekir. Aksi takdirde, sosyal hayatta adeta kokmuş yara hük­münde olan “aldatılan eşler” gerçeği kaçınılmaz hale gelir. Hanımlar Rehberi’ndeki ifadeyle “terbi­ye-i medeniye,” aile hayatını “hayvancasına geçi­ci bir beraberlik-ebedi bir ayrılık” kısır döngüsüne hapseder.5

Eşim en iyi arkadaşımdır

Arkadaşlıklarda darıltmamak, kıskandırmamak asıldır. Kadın için eşinden başkasının nazarlarını çekecek, cazip görünecek güzelliklerini sergileme­si, teşhir etmesi ebedi arkadaşlık bağını zedeler. İmandan gelen “ebedi arkadaşlık bağına” ihtimam gösterilmelidir. Böyle davranmak imandan kay­naklandığı gibi, aynı zamanda insaniyetin de ge­reğidir.

Ailede şefkat ve merhamet

Şefkat, karşılık beklemeyen sevgidir. Şefkat şefkati doğurur. Müşfik olan bilerek kötülük yap­maz, bağışlayıcı da olur. Şefkatli kişilerin iyi eş ol­maları daha kolaydır.

Evlilik emek ister

Teknolojinin sunduğu cazip ve aklı uyuşturan sesler, görüntüler, sanal sohbet ortamları aile fert­lerini küçükten büyüğe etkilemekte, hazlarının esiri durumuna getirmektedir. Böyle bir ortamda eşlerin birbirlerine ve çocuklarına özel zamanlar (sohbet ortamları, kitap okuma saatleri) ayırmala­rı önemlidir. Bu gayret evi “otel” olmaktan çıkarır “yuva” yapar.

Diğergam olmak

Peygamberimizin (asm) kızı Hz. Fatma’yı (ra) evlendirirken verdiği öğüt evlilik yaşantısında eşler arasındaki tüm dertlere de dermandır: “Sen Ali’ye cariye ol ki, o da sana köle olsun!”

İffet-sadakat

Cinsellikte sınır tanımamak ahlâkî değerlere saldırıdır. Bu taarruzda insanın yaratılışına yerleş­tirilmiş ve (dünya imtihanının gereği) sınır konul­mamış olan kuvve-i şeheviye silah olarak kullanı­lır. “İnsaniyet-i kübra” olan İslâmiyet bu duyguyu iffetle sınırlandırmış, inananlara iffeti tavsiye et­miştir.

Hülasa

Kur’an ve Sünnet ışığında sonsuz âlemlere namzet aileyi bir arada tutan kudsî bağlar bunlar­dır. Tüm aile fertlerinin bu bağlara ihtimam gös­termesi gerekir.

Dipnotlar:

1. Bediüzzaman Said Nursî, Hanımlar Rehberi.

2. Bediüzzaman Said Nursi, İşaratül İcaz.

3. “Allah’ın helal kıldıkları arasında en sevmediği şey boşanmadır” (Hadis; Ebu Davud).

4. Bediüzzaman Said Nursi, Şuâlar.

5. Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir