Bize bir tutam baykuş gözler lazım

Yüce Yaratıcımız bütün kâinatı birbirinden farklı şekil ve suretlerde yaratarak her bir insanın penceresinden farklı isim ve sıfatlarının tecellisini gösterir. Bu tecelliler ile Cenab-ı Hakkın varlığı ve birliği bütün kâinatı kuşatır. Biz de Allah’ın bize sunduğu bu tecellilerden yola çıkarak insanlardaki bireysel farklılıklara değineceğiz. Yeryüzünde gelmiş geçmiş bütün insanlar farklı kabiliyetlerle var olmuştur. Bu henüz daha çocukluk çağlarında iken göze çarpmaya başlar. Özellikle erken çocukluk dönemi dediğimiz sıfır altı yaş aralığından sonra ilerleyen yaşlarda kabiliyetin farklılaşmaya başladığını en belirgin haliyle görürüz.

Peki bu kabiliyetler nerden gelir ve nelerden etkilenir? Bu kabiliyetlerin kaynağı şüphesiz genetiğimizde saklı. Ancak genlerimizin yanında bu kabiliyetleri çevresel faktörlerle destekleyerek geliştirilebileceğimizi unutmayalım. Peki bu sistem nasıl işliyor dersiniz? Daha somut olması adına boy uzunluğu açısından, genetik ve çevresel etkenleri örnekleyelim;

Herkese kendine has ve özel olan bir genetik yapı bahşediliyor demiştik. Bu genetik faktörler boy geninin, alt ve üst sınırını belirler. Çevresel faktörler ise, bu alt ve üst sınırlar dahilinde, nerede olduğumuzu belirler. Örneğin; genetiğin belirlediği üst sınırı 2.20 cm, alt sınırı ise 1.50 cm olan bir bireyin boyu 1.50 ile 2.20 cm arasında olur. Eğer çocuğun kabiliyetine ve ilgisine uygun olan çevresel uyarılarda bulunursak bu iki değer arasındaki doğru yeri bulmuş oluruz. Örneğin; bu yetenek Hidayet Türkoğlu gibi bir basketçi olmak ise amacımız tabi ki bu değeri üst sınıra yaklaştırmaya çalışmak olmalı. Demek ki gelecek sıçramalı, zıplamalı, yüzmeli oyunlar.

Burada en önemli ayrıntı ise çocuğu adeta baykuş gözleriyle gözlemleyerek doğru zamanda, doğru fırsatı yakalamak. Yeteneğini ilgi duyduğu anda keşfetmek ve desteklemektir. Peki bunu kaçırır ya da desteklemez isek ne olacak? Kaçınılmaz son. Kabiliyeti de, ilgiyi de en alt seviyeye çektik. Desteklenmeyen kabiliyetler de körelmeye mahkum. Hem gelecekte ilgisi tekrar doğsa da yetersizlik duygusu hep yakasına yapışacak… Peki ya tiyatroya ilgisi olan bir çocuğu sırf kabiliyeti var diye resme yönlendirsek ne olurdu? Muhtemel sonuç. Kurduğumuz baskı çocuğu ikisine de küstürecek. Bu sefer de gelecekte kabiliyeti olduğunu bilse dahi ilgisizliği yakasından olmayacak. Bunun için doğru amaca hizmet etmek adına eğitsel faaliyetlerde ve oyunlarımızda bunların bilincinde olarak düzenlemeler yapmalı. Oyunlarda da çocuklarımıza kabiliyetlerini hissettirerek düzenlerini kendilerinin oluşturmalarına fırsat sunulmalıdır.

Altın bilgi: İlgi ve kabiliyet birbirinden farklı iki kavramdır. İlgi insanların o şeyle meşgul olurken keyif duyduğu durumlara denir. Kabiliyet ise içimizde var olan yeteneklerin açığa çıkmasıdır. İlgilerimizde tamamen çevresel faktörler etkiliyken, kabiliyetlerimizde genetik faktörler daha çok etkilidir.

Altın söz: “Günümüzde yetişkinler, çocukları oyun esnasında oluşabilecek tehlikelerden korumakta abartılı davranıyor, onların kendilerine göz kulak olma ve muhakeme becerilerini fazlasıyla hafife alıyorlar.” Dr. Peter Gray

Altın oyun: Bu ay çocukların farklı kabiliyetlerini ve ilgilerini sergileyebilecekleri bir oyun kurmak istedik. Aynı zamanda oyundan önce konuştuğumuz ‘Yaratıcı’ kavramını da pekiştirmiş olduk. Neticede hepsi bu oyundan kendine düşen hissesini aldı.

Bir kavram üzerine konuştuktan sonra bu konuşmalarımızdan yola çıkarak bir tiyatro hazırladık. Biz 3’er kişilik iki grup halinde oynadık. Her grupta bir yazarı, bir kostümcü ve dekorcu bulunmalı. Herkes seçtiği göreve uygun olarak çalışmaya başlar.

Yazarımızın görevi: Kavramımıza uygun ve özgün bir tiyatro metni yazmak.

Kostümcünün görevi: Kostümcümüz oyuncuları kaşık kuklasıyla oluşturacak. Bunun için bir balonun ucunu kesip kaşığa geçiriyor ve sapın başladığı yerden bantlıyor. Ardından metindeki karakterlere uygun ifadeler/şekiller vs. çizip boyuyor.

Dekorcunun görevi: Tiyatroya uygun bir sahne tasarımı çizip boyamak.

Ortak görev: İhtiyaç halinde birbirine destek olmak. Dilerse tiyatroda oyuncu olarak bulunmak.

Ve gösteri başlıyor! Baykuş gözlerinizi takınmayı unutmayın. Keyifli seyirler…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir