Karanlıkta kalanlar!

Tohum hiçlik makamına soyundu.

Âleme şöyle bir baktı,

İçinde gizlendiği sandukçası artık yoktu.

Bağrındaki yazıları o yazmamıştı yazıldığını da bilmiyordu.

Bilemediği bir yalnızlık,

Bir hiçlik içinde kayboldu.

Kaybolmadığının bilincinde olarak,

Heyecanla titredi.

O yok olmak istemiyordu.

Bilinsin, okunsun istiyordu.

Sırlı yazıları çözecek olan tecelliyi,

Onun bilinmesini sağlayan iradeyi,

Rabbinin rahmetini bekliyordu.

Âlemlere ibret olacak,

Rabbinin güzel isimlerini okutturacak,

Bir kitap gibi açılacaktı sahifeleri.

Sonra çözülmeye başladı.

Kelimeler bir bir canlandı.

Bir, bir daha derken,

Üzerine döşendi yapraklar, çiçekler.

Bir gün birisi onun güzelliğini övdü,

Yaratanın isimlerini anarak.

O gün daha bir güzelleşmişti.

O yaratanın mektubuydu,

O’nun isimleriyle endam ediyordu.

Görebilene ne mutlu,

Göremeyene körler bile özenmiyordu.

Yazık gözleri görüyorken,

İlahi ibretlere kapalı olanlara,

Yapılacak ne var ki,

İnatla karanlıkta kalanlara…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir