Evliliğinizi tamir edebilirsiniz

Röportaj: Elifnur UŞUNLU

 

Psikolog Özge Gökhan Kır ile “Evliliği Yıpratan Davranışlar” üzerine konuştuk. Aile içi rollerde dengesizlikler, iletişim eksiklikleri, anlayışsız davranışlar gibi birçok sebepler sıralandı. Yıpranan evlilikleri tamir etme yollarını, evlilik aşamasında olanlara verilen tavsiyeleri istifadenize sunuyoruz. Keyifli okumalar…

 

“Evliliği Yıpratan Davranışlar” konusunda sizden bilgi almak istiyoruz. Elbette kimse mutsuz olmak için evlenmiyor ama ilişkiler zamanla yıpranabiliyor. Sizce bunun sebepleri nelerdir?

Sizin de bahsettiğiniz gibi birçok kişinin hedefi doğru kişiyle evlenebilmek, doğru kişiyi bulabilmek ancak doğru kişiyi bulduktan sonra evliliği doğru şekilde devam ettirebilmek de çok önemli ama birtakım yanlış tutum ve davranışlar nedeniyle evliliklerin yıprandığını belki bitme noktasına gelmese bile artık stres kaynağı haline geldiğine şahit oluyoruz maalesef.
Bu konuda en sık karşılaştığımız problemlerden bahsedeceğim.

Birincisi:  “İletişim Hataları” iletişimle alakalı çok fazla alt başlığımız var aslında. Eşlerin kendilerini ifade ederken ve birbirlerini dinlerken yaptığı birtakım hatalar var. Sağlıklı bir iletişim ortamı kurulamadığı, paylaşım alanları daraldığı için ve problemlerin çözüleceği bir ortam sağlanamadığı için evlilikler gerçekten ciddi şekilde yıpranabiliyor.

En sık yapılan hataların başında “Aşağılamak ve Hakaret Etmek” geliyor. Mesela “Sen bu işten ne anlarsın!” ” Sen beceremezsin” “Kafan basmaz ki” gibi ifadeleri çiftler birbirine kullanabiliyor maalesef. Böyle bir durumda aşağılamaya maruz kalan kişide öfke ortaya çıkıyor ve kendini korumaya almak için eşinden uzaklaşmaya başlıyor, gerginleşiyor.

Böyle bir durumda kısasa kısas yapmadan, “Eşim beni aşağıladı ben de onun için bir aşağılama ifadesi kullanayım ben de onun canını yakayım” şeklinde bir tavra girmeden sınır koymak çok önemli.  “Kullandığın ifadeleri kabul etmiyorum çünkü bu ifadeler beni gerçekten çok yıpratıyor,sana karşı da öfke hissediyorum o nedenle bana bu ifadeleri kullanmamanı, daha dikkatli olmanı rica ediyorum”  şeklinde maruz kalan kişinin sınırını koruması davranışın devam etmemesi için çok önemli bir faktör.

Diğer iletişim hatasına baktığımızda “Yıkıcı Eleştiriler” yapıldığını görüyoruz yani yapıcı bir eleştiriden ziyade biraz canını yakmaya yönelik, yıpratmaya yönelik eleştiriler olabiliyor. Örneğin “Çocuklarla ilgilenmiyorsun, senden baba mı olur ki” gibi bir ifade ya da bayanlara karşı yıkıcı,aşağılayıcı,kırıcı ifadeler kullanılabiliyor ne yazık ki. Böyle durumlarla karşılaşıldığında yıkıcı bir eleştiriyi yapıcı bir eleştiriye dönüştürmek tabii ki mümkün. Yıkıcı eleştirilere örnek verecek olursak, eşiniz çocuklara yeterince zaman ayırmadığında “Bu konuda biraz daha hassas davranabilir misin, zaman ayırmak adına yeni bir plânlama yapabilir misin?” şeklinde eşler birbirlerine bazı tavsiyelerde bulunarak problemi yıkıcı hale getirmeden çözebilirler.

 

Aile büyükleri de bu sürece dahil olabiliyor. Edindikleri tecrübeleri paylaşmak istiyorlar. Burada kimi dinlemek gerekir? İletişimde yapılan hataların etkisi nedir?
Aile büyükleri duygusal oldukları için ne kadar iyi niyetli de olsalar zaman zaman yanlış yönlendirme yapabiliyorlar. Objektif olmaktan uzaklaşabiliyorlar farkında olmadan.O nedenle bizim bu konudaki önerimiz uzmana danışmaktır çünkü sorunların doğru şekilde çözülmesindeki en iyi kaynak uzman eşliğinde yapılmasıdır.

Yine iletişimde yapılan diğer hatalardan biri “Aktif Dinleme Yapmamak” yani eşlerden bir tanesi bir şey anlattığında diğerinin odaklanmadan, aktif bir şekilde onu dinlemiyor olması bu sırada telefon ile televizyon ile herhangi bir şey ile uğraşıyor olması. Tabi bu durum da eşler arasında yine gerginliğe yol açıyor ve ilişkiyi yıpratıyor. İletişim aktif bir şekilde yapıldığında amacına ulaşır. Gerçekten eşler birbirine verdiği değeri, birbirine odaklanarak dinlediklerinde gösterebilirler ve bu şekilde sağlıklı iletişim kurmak mümkün olur. Bu yüzden aktif dinlemeye özen göstermek önemli hususlardan biri.

Diğer iletişim hatası ise “Sözünü kesmek” bazen eşler diyor ki “Ben zaten eşimin ne söyleyeceğini biliyorum, onu dinlememe gerek yok ki” diyerek kısa kesmek adına hemen lafı almak ve götürmek istiyor ama aslında biz psikologlar olarak bile kimsenin ne söyleyeceğini bilemeyiz. Böyle bir sistem yok ancak tahminde bulunmamız mümkün olur ama kesin bir şekilde bilemediğimiz için yine iletişimde sıkıntıya götüren bir faktör olur.

Diğer bir iletişim hatası ise “İletişimi Tamamen Kesmek” yani “Küsmek” aslında. Eşlerin varlığını görmezden gelmek ona yokmuş gibi davranmak. Bu durum aslında eşinizi yokluğunuza alıştırmak anlamına gelir. Yavaş yavaş ilişki yıprandıkça yine kopuşlar, birbirinden uzaklaşmalar ve yabancılaşmalar başlar. İlişki belki devam ediyordur ama gerçekten yıprandığınız için bir süre sonra da kopuş noktasına doğru gidebiliyor.

İletişimi doğru kullanmak için duyguları da yönetmek gerekebilir. Duygularımız iletişimimizi ne kadar etkiler? Evliliğe zarar veren diğer problemler nelerdir?

Duyguların kontrolü ve duyguları doğru şekilde yönetmek hayatımızın kalitesini arttıran çok önemli bir faktör. Duyguları kontrol etmek ve  yönetmek için önce farkında olmak lazım yani kişinin kendini tanıması, fark etmesi, duygusunu kabullenmesi sonrasında duyguyu doğru şekilde ifade etmeyi öğrenmesi gerekir. Duygusunun farkında olmayan bir kişi duyguyu doğru şekilde ifade etmemesi sonucu beklentisini de mümkün kılmıyor ve kişi üzerinde bir gerginlik oluşuyor. Bu beceri aslında öğrenilebilen, geliştirilebilen bir beceridir. Bir takım okumalar yaparak, atölye çalışmalarına katılarak ya da uzman yardımı alarak herkes bu konuda kendini geliştirebilir. Eşler arasında gerçekten ciddi çatışmalara yol açan faktörlerden biri olmasına rağmen dediğimiz gibi yardım alarak bunun üstesinden gelmek tabii ki mümkün.

Diğer problemlere bakacak olursak ”Rollerdeki Karmaşa” demiştik en son. Erkekler bu konuda şöyle bir hataya düşebiliyorlar; iş odaklı bir hayat yani tamamen meslekî rolüne odaklandığında gerekli zaman ve enerjiyi ailesine, eşine ve çocuklarına ayıramıyor böyle olduğunda ihmal edilen,  kırgın, küskün ve kendini değersiz hisseden kişi gerginleşmeye başlıyor. Çocukların sorumluluğu tamamen bayana kalabiliyor bu da evliliği yıpratan diğer faktörlerden biri. Dediğimiz gibi dengeyi korumak çok önemli yani rollerimiz arasında benliğimizi, bireyselliğimizi öldürmeden hem eş rolünü gerektiği kadar devam ettirmek, zaman ayırmak hem annelik-babalık rollerine gereken zamanı ayırabilmek hem arkadaş rolüne zaman ayırabilmek ve sosyalleşmek sağlıklı bir birey ve sağlıklı ilişki için temel faktörlerdendir.

 

Kadın da bazen evliliği yıpratan davranışlar içerisinde bulunabiliyor. Erkek için iş odaklı ifadesini kullandınız. Kadınlar için neler söyleyebilirsiniz, en çok yapılan hatalar nelerdir? 

Kadınlar da yine eş rolünü çok abartmak isteyebiliyorlar. Her şeyi eşiyle beraber yapmayı istemek ”bir yere gidilecekse beraber gidelim, ne yapılacaksa beraber yapalım, sen artık bekarlık arkadaşlarını bırak birlikte ortak arkadaşlarımız olsun” şeklinde eş rolünü abartıp bireyselliği öldürmeye çalışabiliyor bayanlar. Tabii ki bağımlı bir ilişkinin altında başka patolojik faktörler var. Böyle bir durumda erkek kendini boğulmuş hissediyor ”nefes alamıyorum” şeklinde kendini ifade ediyor. Gerçekten sıkıntılı bir durum ve ilişkiyi yıpratıyor bu yüzden az önce de bahsettiğimiz gibi yine rollerdeki dengeyi korumak gerekiyor.

Diğer bir faktör de ”Sorumlulukların Dengesiz Paylaşılması” az önce de bahsettiğimiz erkeklerin çok iş odaklı olmaları durumunda bütün sorumluluk kadınlara kalabiliyor. Bütün sorumlulukları üstlenmeye çalışan kadın gerçekten yıpranıyor, benliğine ve bireyselliğine yeterli zamanı ayıramadığı için tükenme noktasına kadar gelebiliyor. Şimdi erkeklere sorduğumuzda diyorlar ki “Ben akşama kadar çalışıyorum, kazanıyorum, onların bütün maddi ihtiyaçlarını karşılıyorum zaten daha ne yapabilirim ki” ama orada atlanan bir şey var ki eşinizin sizin sevginize ve ilginize, sizinle beraber zaman geçirmeye ihtiyacı var, bu duygusal ihtiyaçlar göz ardı edildiği zaman ilişkiler gerçekten yıpranıyor, gerginleşiyor ve kopma noktasına doğru gidebiliyor. Bu konuda sorumluluklar dengeli bir şekilde paylaştırıldığında hiç kimseye ağırlık düşmediğinde hayatı daha kolay bir şekilde yaşamak ve yıpranmadan devam edebilmek mümkün olacaktır.

 

Peki evliliğe hazırlık aşamasında olan bireyler için tavsiyeleriniz nelerdir? Yıpranan evlilikler nasıl onarılır?

Çok güzel ve önemli bir konuya temas ettiniz. Evliliğe hazır olabilmek önemli. Herkes aynı yaşta aynı olgunluğa sahip olmayabilir. Önce kişi kendi bireysel olgunluğunu tamamlamış olmalı. Duygusal bir olgunluğa ulaşmış, sorumluluk alabilecek düzeye gelmiş olmalı daha sonra doğru eşi aramaya başlamalı. Kişinin kendini tanımadan ne istediğini bilmeden neye ihtiyacı olduğunu bilmeden doğru kişiyi bulması da mümkün değil. Önce kendimizi tanıyacağız. Kendimizi tamamlayacağız, eksik yönlerimizi telafi etmeye çalışacağız sonra doğru kişiyi aramaya başlayabiliriz. Öncesinde dediğimiz gibi herkesin kendi becerilerini geliştirebilmesi mümkün. Çünkü evlilik belli becerilerin yeteri kadar olmasıyla sağlıklı şekilde devam edebiliyor. Örneğin; iletişim bir beceridir aslında öğrenilen, geliştirilen bir beceridir. Duyguları tanımak beceridir. Çatışmayı çözebilmek, karar vermeyi bilmek, sorumlulukların paylaşılması noktasında, iş bölümü yapmak noktasında herkes kendi becerilerini yeteri kadar geliştirdiğinde kendi dengi kişiyi bulması çok daha kolay hale gelecektir. O nedenle önce bireysel olarak olgunlaşmak ve kendini tamamlamak lazım.

İlişkinizin yıprandığını, bazı çatışma noktaları olduğunu fark ettiğinizde emin olun ki siz istedikten sonra yardım alarak, uzman desteğiyle bir çok problemin üstesinden gelebilmek mümkün. Önemli olan bitme noktasına gelmeden, birbirinizi ve ilişkinizi çok fazla yıpratmadan zamanında doğru yardımı alabilmek. Doğru yardım ile doğru uzman desteğiyle bir çok meselenin üstesinden gelmek mümkün. Yardım almaktan çekinmeyin lütfen.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir