Berat Gecesi

Şabanın on beşinci gecesine “Berat Gecesi” denmesinin sebebi Yüce Allah’ın bu gece tövbe eden ve ibadet edenlere “Kurtuluş Beratı” vermesinden dolayıdır. Günahkârlara cehennemden kurtuluş beratı verilirken günahı olmayan velî kullarının da derecelerini yükseltir ve onlara da ziyana uğramama garantisi ve beratı verilir.

Peygamberimiz (asm) “Berat gecesi Yüce Allah halkına rahmet nazarı ile nazar eder. Müminleri bağışlar, kâfirlere mühlet verir, kin ve haset ehlini dahi tövbe edene kadar hallerine terk eder ve tövbe etmelerini bekler” buyurdular. Sonra devam ettiler: “Müminlerin Ramazan ve Kurban olmak üzere iki bayram günü olduğu gibi meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Onlar da Berat ve Kadir Gecesidir”1 buyurdular.

Bu mübarek geceye “Berat Gecesi” denmesinin sebebi tövbe eden müminlere bu gece mahkemede suçlulara verilen berat gibi beratın yazılmasıdır. Bu sebeple bu geceye ayrıca “Rahmet Gecesi” adı verilmiştir. Berat kişinin suçtan ve günahtan kurtulması demektir.

Berat gecesinin beş özelliği vardır. Bütün hikmetli işler bu geceden itibaren ayrılmaya ve takdir edilmeye başlar ve Müfessir Hz. Abdullah b. Abbas’ın (ra) açıklamasına göre “Kadir Gecesinde” nihayet bulur.2 Bu gecede yapılan ibadetlerin sevabı diğer gecelerden daha fazla ve bereketlidir. İlâhî rahmet bu gece her şeyi kuşatır. Allah’ın af ve mağfireti artar. Bir rivayette bu gece kıble Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Harama çevrilmiştir. Yine bu mübarek gecede Peygamberimize (asm) şefaat yetkisi verilmiştir. Yine bu gece Zemzem kuyusunun suyu açık bir şekilde çoğalır ve coşar. Bu da Allah’ın rahmetinin arttığına işaret kabul edilmiştir.3

 

Berat Gecesinde ibadet

İslâm âlimleri, Yüce Allah’ın rahmetini Recep’in ilk Cuma gecesinde, Şaban ayının ortasında ve Ramazan ayının sonunda coştuğunu, bu sebeple Recep’in ilk haftası, Şaban’ın ortası ve Ramazan’ın son günlerinin faziletli olduğunu belirtmişlerdir.4

Kur’ân-ı Kerîm’de “Bu gecede tüm hayırlı işler karara bağlanır.”5 buyrulur. Bu gecenin Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu ve takdir edilen işlerin “Kulların rızıkları ve ecelleri gibi önemli meseleler olduğu”6 Peygamberimiz (asm) tarafından ifade edilmiştir. Bundan dolayı Yüce Allah bu gecede Azrail’e (as) o sene içinde öleceklerin isim listesini teslim eder. Yine hacca gideceklerin isimleri belirlenir. Bundan sonra ona ne bir eksilme ve ne de bir ilave olur.7

Bir diğer rivayette “Şaban’ın ortanca gecesi her tarafı kaplayan rahmet, merhamet ve lütuftan tövbe etmedikleri takdirde şu kimseler istifade edemezler:

  1. Allah’a ortak koşanlar,
  2. Kalpleri düşmanlık taşıyanlar ve kavgacılar.
  3. Müslümanların arasına fitne sokanlar,
  4. Akraba bağını koparanlar,
  5. Gurur ve kibirle elbiselerini yerde sürüyenler,
  6. Anne ve babalarına isyanda devam edenler,
  7. Devamlı içki içenler,
  8. Allah Resulü (asm) ve müminlerle alay edenler.”8

 

Ramazan orucun fazileti

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Masiyete karşı kendinizi koruyasınız diye sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç sizlere de farz kılınmıştır”9 buyurur. Bu sebeple Ramazan ayı korunma ve oruç ayıdır. Korunma takva demektir, takvanın özünde kalp ve gönül temizliğini, akıl ve kalbin Allah’a yönelmesini de kapsamaktadır.

Hz. Peygamber (asm) bir çok hadislerinde orucun faziletini açıklamış ve “Kim Allah’a inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.10 buyurmuşlardır.

Yine “Kişi büyük günahlardan kaçındığı takdirde, beş vakit namazlar, cumadan cumaya ve Ramazan’dan Ramazan’a, aralarında işlenen günahlara kefarettir.”11 buyurarak Ramazan orucunun bir yıllık günahlara kefaret olduğunu da haber vermiştir.

Oruç insanı kötülüklerden, günahlardan ve cehennemden koruyan bir kalkandır. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Kalkan savaşta sizi koruduğu gibi oruç da cehennem ateşinden korur.”12 Yine, “Oruç sahibini koruyan bir kalkandır. Oruçlu kimse saygısızlık yapmasın, ahlâksızca konuşmasın. Eğer birisi kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkışırsa, iki defa, ‘Ben oruçluyum, ben oruçluyum’ desin, ona bulaşmasın.”13 buyurmuşlardır.

Orucun mükafatı o kadar büyüktür ki sevabını melekler yazmaktan aciz kalırlar. Nitekim Peygamberimiz (asm) “Yüce Allah’ın “Ademoğlunun her ameli kendisinindir. Yalnız oruç müstesna, o benimdir. Onun mükafatını verecek olan da benim.” buyurur.14 Zira “Her iyiliğin mükafatı on mislidir. Ancak oruç böyle değildir. Oruçlu yemesini içmesini ve şehvetini sırf benim için terk ediyor. Onun mükafatını ben vereceğim.”15

İnsanın bütün maddî manevî, dünyevî ve uhrevî kazanımı Allah’ın kendisine verdiği vücut, sıhhat ve ömürledir. Öyle ise bunlara şükür gerekir. Bu nimetlerin şükrü ve zekâtı ise oruçtur. Nitekim “Oruç bedenin ve sıhhatin zekatıdır” denilmiştir. Her nimet ancak sabırla ve başlandığı andan itibaren sonuna kadar sebat etmekle kazanılır. Peygamberimiz (asm) “Oruç sabrın yarısıdır. Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur.”16 buyurmuştur.

Oruçlunun mükafatını Peygamberimiz (asm) şöyle anlatır: “Beş vakit namazını kılan, Ramazan orucunu tutan, zekâtını veren, yedi büyük günahlardan sakınan hiçbir Müslüman yoktur ki, cennetin kapıları ona açılmış olmasın. Ona ‘Güven içinde Cennete gir!’ denilir.”

 

 

Dipnotlar

1)  Geylânî, Gunyetü't-Talibin, 87-88.

2) Vehbi Efendi, Hülasatü'l-Beyan Tefsiri, 13: 5251.

3) M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, 5: 4295.

4) Tuhfetü'l-İhvan, 42.

5)  Duhan Suresi, 44: 4.

6) Beyhakî, Şuabu'l-İman, 5: 253.

7) Suyutî, Dürrü’l-Mensur, 13: 254; Taberî, Tefsir, 13: 109.

8) İbni Mace, İkame, 191; Süyutî, Dürru’l-Mensur, 7: 403-404; Abdullah İbni Eyyub, Mübarek Günlerin-Gecelerin Fazileti, s.64

9)  Bakara Suresi, 2: 183.

10) Buharî, İman, 28; Savm, 2, 4, 8, 9; Nesaî, Sıyam, 39.

11) Müslim, Taharet, 16.

12) İbni Mace, Savm, 1.

13) Buharî, Savm, 2; Müslim, Sıyam, 164.

14)  Müslim, Sıyam, 161.

15) Buharî, Savm, 2.

16) İbni Mâce, Sıyam, 44.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir