Müşrikleri secdeye getiren ayet

“Madem Kur’ân Kelâmullahtır; umum asırlar üzerinde ve arkasında oturan muhtelif tabaka tabaka olarak dizilmiş bütün nev-i beşere hitap ediyor, ders veriyor. Hem bu kâinat Hâlık-ı Zülcelâlinin kelâmı olarak rububiyetin en yüksek mertebesinden çıkıp, bu binler muhtelif tabaka muhataplarla konuşuyor, umumunun bütün suallerine ve ihtiyaçlarına cevap veriyor. Elbette mânâları küllî ve umumîdir.”     Bediüzzaman Said Nursi

 

Müşriklerin en çekilmez baskılarını arttırdığı bir Ramazan günüydü. Peygamber Efendimiz (asm) Kâbe’de ibadet ediyordu.  Ardından Kur’ân okumaya başladı.

Mekkeli müşrikler Peygamber Efendimizin (asm) etrafında toplandılar.  Onu engellemek istiyorlardı. Derken Kur’ân okuyan Peygamber Efendimiz’i (asm) dinlemeye başladılar.

Allah’ın Resulü (asm) Necm Suresini okuyordu.

Necm Suresinin beliğ ve veciz âyetleri müşrikleri çok etkilemişti. Hiç nefes almadan dinlemeye devam ettiler:

“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez. İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir. Şüphesiz en son varış Rabbinedir. Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır. Şüphesiz O, öldürür ve diriltir. Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır. Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir. Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve zengin kıldı. Şüphesiz O, yıldızın Rabbidir. Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helâk etti ve hiç kimseyi bırakmadı. Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi. (Yerin dibine geçen Lût kavmine ait) kasabaları da kaldırıp yere çarptı; Öyle ki, onlara sardırdığı musibeti sardırdı! O hâlde (ey insan!) Rabbinin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun? Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır. Yaklaşmakta olan (Kıyamet) iyice yaklaştı. Onu Allah’tan başka açacak kimse yoktur. Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur’an’a mı) şaşıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? Haydi! Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin!” (Necm Suresi: 38-62)

Son ayet secde ayetiydi.

Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) okudu ve secde etti.

Necm Suresini dinlemekle kendinden geçmiş olan Müşrikler topluluğu da Peygamber Efendimiz’le (asm) birlikte secdeye kapandılar.

Ama hemen ardından toparlanmaları geç sürmedi. Birbirlerinin yüzüne anlamsız anlamsız baktılar ve kendi kendilerine fısıldadılar:

“Ne yapıyoruz biz?”

Omuz silkip oradan uzaklaştılar.

Bu olay kulaktan kulağa Mekke dışına kadar taştı. İşitenler müşriklerin topluca Müslüman olduğu zannına bile kapıldılar.

Fakat işin bir hayranlık sonucu gayr-i ihtiyari meydan geldiği sonradan anlaşıldı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir