Ord.Prof.Dr. Ali Fuat Başgil

(1893-1967)

Ali Fuat Başgil, 1893’ün Aralık ayında Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğdu. Bölükbaşıoğulları’ndan Hâfız İbrâhim Efendi’nin torunu, Mehmed Şükrü Efendi’nin oğludur. İlk tahsilini Çarşamba’da, orta tahsilinin ilk yıllarını İstanbul’da yaptı. 1914’ten itibaren tahsilini yarıda bırakarak yedek subay sıfatıyla dört yıl Kafkas cephesinde savaştı. Orta tahsilinin geri kalan kısmını Paris Buffone Lisesi’nde tamamladı (1921). Yüksek öğrenimine Grenoble Hukuk Fakültesi’nde devam etti. Paris Hukuk Fakültesi’nde “Boğazlar meselesi” konulu teziyle doktor oldu; ayrıca Paris Siyasî İlimler Okulu ile Edebiyat Fakültesi’nden diploma aldı. Lahey Devletler Hukuku Akademisi’nin kurlarına devam ederek burayı bitirdikten sonra yurda döndü (1929).

İlk görevi Maarif Vekâleti Yüksek Tedrisat umum müdür muavinliğidir. 1930 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’nde açılan imtihanı kazanarak doçent oldu. Bir yıl sonra aynı fakültenin Roma hukuku profesörlüğüne tayin edildi. 1933 yılının sonlarına kadar Hukuk Fakültesi’nde Roma hukuku, Gazi Terbiye Enstitüsü’nde de medeniyet tarihi dersleri okuttu. İstanbul Üniversitesi’nin kurulması üzerine Teşkîlât-ı Esâsiyye hukuku dersini okutmak üzere buraya geçti. Ayrıca Mülkiye Mektebi’nde hocalık yaptı; İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi müdürlüğünde de bulundu (1937). Hatay Anayasasını hazırladığı gibi 1937’de Hatay’ın bağımsızlığı konusunda Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti Komisyonu’nda Türk heyetinin hukuk müşavirliğini yaptı. 1939 yılında ordinaryüs profesör oldu. Türkiye’de ilk defa İş Hukuku dersini ihdas etti ve bu dersi okuttu. 1938-1942 yılları arasında İstanbul Hukuk Fakültesi dekanlığı yaptı. Kısa bir süre Ankara’da Hukuk Fakültesi ile Mülkiye Mektebi’nde Esas Teşkilât Hukuku dersleri verdi. 1943’te tekrar İstanbul Hukuk Fakültesi’ndeki kürsüsüne döndü; Hür Fikirleri Yayma Cemiyeti’ni kurdu (1947). 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nde Millî Birlik Komitesi tarafından 147 öğretim üyesiyle beraber üniversiteden uzaklaştırıldı. Daha sonra bu öğretim üyelerinin özel bir kanunla üniversiteye iade edilmelerine rağmen o bunu bir haysiyet meselesi yaparak üniversiteye dönmedi. 10 Nisan 1961’de de emekliye ayrıldı.1

 

Yaşasın Millet

Hürriyet sevdalısı bir hukukçu olarak her türlü baskıcı sistemi reddeden ve bu uğurda hapis yatan, yıldızının bir türlü barışmadığı darbecilerden tehditler alan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil, konuştuğu kürsülerden “Yaşasın Millet!” diye haykırarak inerdi. Başgil, 1961 yılında Adalet Partisi Samsun listesinden bağımsız aday olarak Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından sonra Cumhurbaşkanlığı’na adaylığını koyar. Fakat 27 Mayısçıların baskılarından dolayı adaylıktan çekilir. Daha sonra da senatörlükten de istifa eder ve 1962 yılında İsviçre’ye gider. Cenevre Üniversitesi’nde Türk Tarihi ve Dili Kürsüsü’nde görev yapar. 1965 yılında tekrar eve dönen Ali Fuat Başgil o yılki seçimlerde Adalet Partisi’nden milletvekili seçilir. Yaşadığı dönem içinde “Liberal Devlet, Liberal Laiklik” anlayışını savunan, her türlü otoriter baskıcı sistemi reddeden ve ayaklı bir hukuk okulu olan Ali Fuat Başgil 17 Nisan 1967 yılında vefat eder. Cenazesi büyük ve vicdanlı bir kalabalık tarafından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilir.2

 

Hayatı boyunca ilmî haysiyet ve vakarını korumuştur

Ali Fuat Başgil hayatı boyunca ilmî haysiyet ve vakarını korumasını bilmiş, bir anayasa hukuku hocası olarak gerektiği zaman ilmî kanaatlerini yayın organlarında ve eserlerinde çekinmeden açıklamış, hatta bu uğurda hapse girmeyi dahi göze almıştır. Türk hukukçuları arasında siyasî, sosyal, hukukî sahalarda en çok çaba gösteren ve en çok eser veren Ali Fuat Başgil’in fikirlerinde büyük ölçüde hürriyetçi Batı düşüncesinin tesiri hâkimdir. Din ve laiklik hakkındaki görüşleriyle Diyanet İşleri Reisliği kanunu tasarısı ve 27 Mayıs 1960 İhtilâli ile ilgili tenkitleri büyük ilgi uyandırmış ve tartışma konusu olmuştur.

 

Bediüzzaman’ın dostuydu

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden merhum Bayram Yüksel, bir hatırasında Başgil’in şöyle dediğini aktarıyor: “Bir zaman Profesör Ali Fuat Başgil, ‘Üstadın ilmine hayranım. Bizim tahsil ettiğimiz ilimle, Üstadın ilmi mukayese edilemez. Üstada Cenab-ı Hak öyle bir ilim nasip etmiş ki; umman gibi, aştıkça kabarıyor. Bir deniz ki içine girdikçe giriliyor. Bundaki ilmin ucu bucağı yoktur. Diğer eserleri, ilimleri müstesna, yalnız Türkiye’de Osmanlı lisanını muhafaza ettiği kâfidir. Çünkü onun eserleri aynı zamanda Osmanlı lisanını muhafaza ediyor‘ demişti.”

Nur Talebelerinden Nurettin Tokdemir, bir ziyaretinde Başgil ile hatırasını paylaşıyor: “Önemli fikir şahsiyetlerini ziyaret ediyorduk. Gittik, Ali Fuat Başgil, Nurettin Topçu, Bekir Bey… Topçu bir yeis tablosu çizdi, nefes alacak yer kalmadı. Bir kardeşimiz elini kaldırdı, Bekir Berk elini uzaktan salladı. Adamın cesaret-i medeniyesi kırıldı. Onu Ord. Prof. Ali Fuat Başgil gördü: ‘Buyur evlâdım’ dedi, ‘bir şey mi söyleyecektin?’  ‘Eğer izniniz olursa, ukalalık kabul etmezseniz, haddimi aşarak ifade edeyim, bir genç olarak size Üstadımızdan bir pasaj okuma emrini verir misiniz?’ ‘O da buyur evlâdım’ dedi.  ‘Bediüzzaman Hazretleri’ne demişler ki; ‘Neden bu zindan-ı atalete düştük? Bu İslâm dünyası neden tembellik zindanına düştü? Niye vazifesini yapmıyor? Bu tembellik, bu atalet ne?’ Bediüzzaman buna karşı şöyle bir cevap veriyor: ‘Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rast gelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı ‘Ümidinizi kesmeyin.’ (Zümer Sûresi, 39:53) kılıcını istimal ediniz.’ Bir baktık ki Ali Fuat Başgil’in gözlerinin altından yaşlar iniyor. O kardeşimize ismini sorduktan sonra, Nurettin Topçu’ya döndü: ‘Bak’ dedi ‘gençlere Bediüzzaman gibi ümit ve şevk aşılayacaksın. Senin gibi yeis değil’ dedi. Sonra dışarı çıkıldı. Bekir Abi, o gencin omuzuna vurarak, ‘Keçeli tebrik ederim’ dedi. O da “Ee abi” dedi “Elinle beni susturuyordun ya…” 3

 

Dipnotlar

1) https://islamansiklopedisi.org.tr/basgil-ali-fuat

2) www.yeniasya.com.tr

3) Ali Ulvi Kurucu, Gecelerin Gündüzü, Haz. M. Düzdağ, Marifet Yayınları, İstanbul, 2004, s.434.


Kaynaklar

Hasan Basri Erk, Meşhur Türk Hukukcuları, [baskı yeri ve tarihi yok], s. 513-514.

Fuat Başgil, Din ve Laiklik (İstanbul 1954), İstanbul 1985, s. 16, 178, 204 vd.

Mehmet Gökalp, Ord.Prof.Dr. Ali Fuad Başgil, İstanbul 1963.

el-Mevsûʿatü’l-ḥarekiyye (nşr. Müessesetü’l-Buhûs ve’l-meşârîu’l-İslâmiyye), Amman 1403/1983, I, 187-188.

Niyazi Özdemir, “Ali Fuad Başgil”, Zaman, İstanbul 16 Mayıs 1989, s. 3.

Ezel Erverdi, “Başgil, Ali Fuat”, TDEA, I, 343.


 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir