Bağışıklığımızı nasıl güçlendirebiliriz?

Dr.Hasan Hüsnü EREN

drhheren@gmail.com

Son yüzyılın belki de en büyük salgını ile karşı karşıyayız. Hepimiz evlere kapandık, neredeyse ev içerisinde aile bireyleri birbirlerine sosyal mesafe oluşturarak yaşamaya başladılar. Herkeste büyük bir korku var. Bu büyük salgın için her devlet koruyucu önlemler açıklıyor ve uyguluyor. Sağlık Bakanlığı da virüs tehlikesinin başladığı günden itibaren hızlı bir şekilde Bilim Kurulu’nu oluşturdu ve hızlıca bazı tedbirler açıkladı, açıklamaya devam ediyor.Bu tedbirler sadece izolasyon yöntemleri ve dezenfeksiyon yöntemlerini içeriyor. Başkaca öneri duymuyoruz.

Peki bilim kurulunun açıkladığı bu yöntemler doğru mu? Evet doğru, fakat yetersiz. Çünkü konvansiyonel tıbbın virüs enfeksiyonlarına karşı bir çözümü yoktur. Böylesi büyük bir pandemi karşısında sadece temizlik ve izolasyon tedbirlerini uygulayarak kendimizi koruyabilir miyiz ? Bu sorunun cevabı da, HAYIR.

Bugün Bakanlığın uyguladığı tedbirler vatandaşın virüsten korunması için değil, hastalığın aynı anda herkese bulaşıp sağlık sisteminin çökmesinin engellenmesi gayretidir. Çünkü bu virüs en az toplumun % 60-70 ine bulaşacak. Sonuçta bu virüsten kaçış yok. Zaten asıl hedefin bu virüsün insanları enfekte ettiğinde, onlara büyük zararlar vermeden, onlar sağlıklarını kaybetmeden, doğal bağışıklıklarını kazanmaları olmalıdır. Peki bunun için ne yapmalıyız ? Bunun için yapmamız gereken tek şey virüs bize bulaşmadan bağışıklık sistemimizi güçlendirerek bu virüse karşı koyacak şekilde onu güçlendirmek olmalıdır. Çünkü virüsten kaçarak ondan kurtulamayız. Virüsü etkisiz hale getirip, sağlığımızı kaybetmememizi sağlayacak tek şey bağışıklık sistemimizdir. Bunun dışında bir yol, çare aramak da doğru değildir. Aşı için insanlar umutlu bekleyiş içerisindeler.Fakat aşı da çözüm olmayacaktır. Mevcut virüslere karşı geliştirilen aşıların başarı oranları bellidir. Ayrıca bu aşılar da aslında bağışıklık sistemimize virüsü tanıtıp ona karşı tedbir alması için ön bir bağışıklık cevabı oluşturmaya yöneliktir. Yani aşılar da etkisini bağışıklık sistemi üzerinden yaparlar. Öyleyse tek çare bağışıklık sistemimizi güçlendirmektir.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için neler yapmalıyız?

 

1.Beslenmenizi düzeltin:

Beslenmemize önem vermeliyiz. Beslenmemiz bağışıklık sistemine en fazla etki oluşturur. Bağırsak sistemini zorlayan, otoimmun cevaplara neden olan  buğday, süt, şeker gibi gıdaları azaltın mümkünse yemeyin. Özellikle rafine şekeri ve şekerden yapılmış tüm gıdaları hayatınızdan çıkartın. Hazır gıda ile beslenmeyi bırakın. Tencere yemekleri yaparak onları tüketin. Bulabildiğiniz ölçüde organik gıda ile beslenmeye çalışın. Alkol, sigara , ilaç kullanımı gibi kötü alışkanlıkları önleyin. Sağlıklı bir diyet programı uygulayın. Batı tipi beslenmeyi değiştirin. Yüksek karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden yağ, protein ve sebze ağırlıklı beslenmeye geçin, Yapabiliyorsanız günde 2 öğün yemek yiyin . (İntermittant fasting)

 

2.Mineral ve vitamin eksiğini tamamlayın:

Bağışıklık sisteminin yeterli çalışabilmesi için bazı vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Bunları genellikle besinlerle alırız. Fakat besinlerin yetiştirilme şekilleri, toprak içeriğinin değişmesi bazı önemli mineral ve vitaminlerin yeterince gıdalardan karşılanamamasına neden olmaktadır. Bu nedenle immun sistem ihtiyacı olan bazı önemli mineral ve besinleri içeren gıdaları bol miktarda tüketmemiz gerekir. Fakat immun sistemin güçlenmesi ve koordineli olarak çalışması için en önemli iki vitamin D ve C vitaminleridir.D vitamini normal şartlarda güneş ışığı etkisiyle vücudumuzda üretilir. Besinlerle çok yeterli eksikliği giderilemez. D vitaminin yetersizliğinin bazı nedenleri vardır. Bunlar ;

  • Modern Diyetler; karaciğer, sakatat, deniz ürünleri, tereyağı ve yumurta sarısı gibi besinlerin azlığı
  • Gastrointestinal inflamatuar bozukluklar; D vitamini emilimini azaltır.
  • Kortizol yükselmeleri veya kortizon kullanımı;  D vitamini düzeylerini tüketebilir.
  • Adrenal stres ve obezite; D vitamini eksikliğine katkıda bulunur.
  • Yaşlılık; Güneş ışığından D vitamini üretim verimliliği azalır.
  • Dışarı çıkarken daima güneş koruyucu kullanmak
  • Güneşsiz bir ortamda yaşamak

Virüse karşı etkin bir farnakolojik ilaç: C vitamini

D vitamini virüs vücuda girdiğinde onu hemen tanıyacak ve bağışıklık sistemine düzenli bilgi aktaracak olan sistemin düzenli çalışmasına katkı sunar. Bu nedenle D vit kan değerlerinin yüksek olması önemlidir. Son çalışmalar D vit düzeylerinin 50 nmol /l üzerinde olması yönündedir.

C vitamini virüse karşı korunmada önemli bir vitamindir. Pandemi sırasında C vitamini takviyelerinin virüse karşı etkisiz olduğuna dair bazı görüş bildiren hekimler, vatandaşın zihinlerinde karışıklık oluşturmuştur. C vitamini sadece vitamin olarak değerlendirilemez. Virüse karşı etkin bir ilaçtır. C vitamini kullanım şekline, dozuna, kullanım periyoduna göre farklı etkinlikler oluşturur. Düşük dozlarda, virüs saldırıları ve toksinler nedeniyle oluşan zararlı toksinlerin etkilerini nötrleyen güçlü bir antioksidan iken, yüksek dozlarda ve damar yolu ile uygulandığında virüsleri hatta kanser hücrelerini yok eden güçlü bir ilaçtır. Corona virüse karşı mutlaka C vitamini ascorbic acid yani katkısız etken madde şekliyle kullanılmalıdır. Ascorbic acid su kadar güvenlidir. Böbrek taşı yaptığı iddiası doğrulanamamıştır. İnsan ve birkaç canlı kendi C vitaminini üretememektedir. Bu nedenle C vitamini ihtiyacını dışardan karşılamak zorunluluğu vardır. Özellikle viral bir rahatsızlıkta C vitamini ihtiyacı artmaktadır. C vitamini ihtiyacını basit bir test ile anlayabilirsiniz. 1 çay kaşığı ascorbic asidi ( C vit) 1/2 bardak suya karıştırıp için. Bunu 15 dakikada bir tekrarlayın. İshal olana kadar bunu tekrarlayın. Vücud C vitami ihtiyacı olduğu sürece C vitaminini ince bağırsaktan emer. İhtiyaç kalmadığında emilmez ve C vitamini kalın bağırsağa geçer ve ishal başlar. Bu sizin ihtiyacınızı tam olarak gösterir. Sizi ishal eden miktarın % 75’i günlük kullanmanız gereken miktardır.

D ve C vitamini immun sistem için önemlidir. Bunun yanında iyot, magnezyum, çinko, selenyum düzeylerini de normal seviyeye getirmek önemlidir. Bunlara ilave olarak antioksidan takviyeler de alınabilir.

 

3.Uyku ve egzersize önem verin:

Sirkadyen ritim ancak yeterli bir uyku ile sağlanabilir. Ayrıca yorucu olmayan egzersizde bağışıklık sistemini destekler.

 

4.Günlük su tüketiminizi yeterli seviyelerde tutun:

Günlük tüketmeniz gereken su miktarını kilonuz x 0,03 formülü ile hesaplayabilirsiniz. İçtiğiniz çay ve kahve günlük tüketimimize dahil edilmez. İçtiğiniz bitki çaylarını tüketeceğiniz sıvı miktarı içinde hesaplayabilirsiniz.

 

5.Ozon uygulaması:

Ozon, korona virüse karşı bağışıklık sistemini güçlendiren etkili bir tedavi olmanın yanı sıra, aktif hastalık anında virüsü yok eden güçlü bir tedavi yöntemidir.

Konvansiyonel tıbbın virüse karşı önereceği fazlaca bir silahı yoktur. Fakat holistik tıp virüs profilaksisinde ve tedavisinde önemli ve etkili çözüm yolları sunar. Bu dönemde virüsten korunmak için izolasyon tedbirleri yanında bağışıklık sistemini güçlendirecek tedbirleri uygulamak önemlidir. Korona virüs enfeksiyonundan korkmayın, virüse güçsüz bir bağışıklık sistemiyle yakalanmaktan korkun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir