Ramazan Ayının Fazileti

Ramazan kelimesinin harfleri üzerinden Ramazan ayına bakacak olursak “Ra” Allah’ın rızasını, “Mim” Allah’ın muhabbet ve sevgisini, “Dad” Allah’ın zimmet ve kefaletini, “Elif” Allah’ın kulu ile olan ülfetini, “Nun” ise Allah’ın nurunu temsil etmektedir.

Bu manaya göre Ramazan ayı rıza,  sevgi,  kefalet, ülfet, nur ve rahmet ayıdır. Ancak bütün bunlar Ramazan’ın hürmetini tutan ve bu ayı oruç ve ibadetle geçirenler içindir. Bu nedenle “Aylar içinde Ramazan beden içinde kalp gibidir, beldeler arasında Mescid-i Haram gibidir. Mescid-i Haram’a Deccal giremediği gibi, oruçlunun kalbine de şeytan giremez. İnsanlar arasında peygamber gibidir, peygambere gösterilecek hürmet ve saygı bu aya da gösterilmelidir” denilmiştir.

Peygamberimiz (asm) kalp için “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi ve doğru olursa bütün vücut iyi ve doğru olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin!    O, kalptir.”1  buyurmuşlardır. Aynı şekilde Ramazan ayında gereği gibi ibadet yapılır, oruçla ve Kur’ân ile geçirilirse diğer aylar da bundan hissedar olur.

Ramazan ayı oruç tutanlar için şefaatçidir. Ramazan Kur’ân ile bezendiği ve süslendiği gibi, kalpler de bu ayda iman ve Kur’ân nuru ile aydınlanır ve süslenir. Ancak Ramazan ayının bu özelliklere sahip olması ona bu özelliklerinden dolayı bedeni ve kalbi ile yönelmeyen ve ondan bu faziletleri istemeyene faydası olmaz. Zira insan ne kadar aç ve susuz olursa olsun, deryalar gibi sular ve sofralar dolusu nimetler olursa olsun kişi yemedikçe ve içmedikçe ona faydası olmaz. Ramazandan istifade etmek için de oruç tutmak, teravih dâhil beş vakit namazı kılmak, kalbini ve dilini Kur’ân ile meşgul etmek şarttır.

Peygamberimiz (asm) “Ümmetim Ramazan ayında oruç tutup namaz kılarlarsa bu ayı eda etmiş ve ziyan etmemiş olurlar” buyurdu. Sahabeler “Ya Resulallah! Ramazan ayını nasıl ziyan ederler?” diye sordular. Peygamberimiz (asm) “Bir kimse Ramazan ayında haram bir işe teşebbüs ederse, kötü ve yasaklanan amelleri işler, şarap içerse o kimsenin orucu makbul olmaz ve gelecek seneye kadar Allah’ın, meleklerin ve sema ehlinin laneti üzerine olur. Böylece Ramazan ayını zayi etmiş olur. Şayet iki Ramazan arasında tövbe etmeden ölürse Allah katında hiçbir iyiliği ve mükâfatı olmaz”2 buyurdular.

İnsan bir şeyi istediği zaman onun sebeplerine, bir şeyden kaçtığı zaman da ona sebep olacak şeylerden uzaklaşarak bu isteğine kavuşabilir.

Bu nedenle Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri “Cennet ucuz değil, mühim fiyat ister; cehennem lüzumsuz değildir; nice işler vardır ki yaşasın cehennem dedirtir” sözü ile amelin önemini vurgulamıştır.

Ramazan ayı ihlasla ibadet ayıdır. Nitekim Peygamberimiz (asm) bir hadis-i kudsîde Yüce Allah’ın “İnsanoğlunun her ameli kendisi içindir. Ancak oruç bunların dışındadır. Oruç sadece benim içindir. Onun mükâfatını da ben sonsuz hazinemden bizzat veririm”3 buyurarak oruca riya girilemeyeceğini ve tam bir ihlasla bu ibadetin yerine getirebileceğini bize müjdelemiştir. Bu nedenle oruç ibadeti nasıl tutulursa tutulsun Allah rızasını kazandıran bir ibadettir.

 

Sahabîlerin Ramazan Coşkusu

Rasûlullâh (asm) “Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan gecelerini ihyâ ederse, geçmiş günahları affolunur.”4 buyurmuştur. Sahabeler Ramazan’da çocuklarına da oruç tuttururlar ve camiye götürürlerdi. Hanım Sahabîlerden Rubeyyi’ bint-i Muavviz (r.a) diyor ki: “Biz aşure orucu tutardık. Küçük çocuklarımıza da tuttururduk. Mescide gider çocuklara yünden oyuncaklar yapardık. Onlardan biri yiyecek için ağladığında bu oyuncağı ona verir ve iftar vaktine kadar beklemesini sağlardık.”5 demiştir.

Sonra Sahabîler bir oruçluya iftar ettirmenin, bir açı doyurmanın sevabı peşinde koşar, devamlı olarak sofralarına misafir ararlardı.

Peygamberimiz (asm) “Gecede bir saat vardır ki, Müslüman bir kimsenin Allah’tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi, o saate rastlarsa, Allah dilediğini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır” buyrulmuştur.6

 

Kadir Gecesi Bin Aydan Hayırlıdır

Yüce Allah “Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır”7 ferman eder. Bu ise seksen üç senelik ibadet anlamı taşımaktadır. Yani bir mü’min Ramazan ayını ihya ederse (Kadir Gecesinin Ramazan ayı içinde gizli olmasının hikmeti ile) 83 sene ibadet etmiş gibi sevaba ve mükâfata nail olmaktadır. Tabiî ki bu “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” dediği Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) hürmetine ümmetine olan atâsı, rahmeti ve mükâfatıdır.

Nitekim Peygamberimiz (asm) şöyle anlatır: “Kadir Gecesi olduğu zaman Yüce Allah Cebrail’e (as) “Yeryüzüne in!” ferman eder. Sonra Ramazan ayının başından o geceye kadar ne kadar mü’mini cehennemden azat etmiş ise o gece onun misli kadar mü’mini cehennemden azat eder. Cebrail (as) elindeki yeşil sancağı ve yanında meleklerin büyüklerinden büyük bir kafile olduğu halde yeryüzüne iner. Sancağı Kâbe’ye diker. Altı yüz kanadını açar ve yanındaki meleklere “Ümmet-i Muhammed’in arasına karışınız” emreder. Melekler mü’minlerin arasına girerler. O gece ayakta duran ve namaz kılan, Allah’ı zikreden ve dua edenlere selam verirler. Ellerini tutar musafaha ederler. Dua edenlerin dualarına “Amin!’” derler. Tan yeri ağarana ve imsak vakti olana kadar böyle devam ederler.

İmsak vakti Hz. Cebrail’in (as) yanında toplanan melekler sorarlar: “Ya Cebrail! Allah Teâla Ümmet-i Muhammed’e ne yaptı?” derler. Cebrail (as) “Allah ümmet-i Muhammed’e rahmet nazarı ile baktı ve onlardan içkiye devam eden, ana-babasına isyan eden, akrabası ile alakayı kesen ve bid’at ehli olup mü’minlerden farklı inanç ve düşünceye sahip olanlar hariç tüm mü’minleri bağışladı” diye cevap verir.8

Bir başka hadislerinde Peygamberimiz (asm) “Şayet insanlar Ramazan ayında neler olduğunu ve Allah’ın ne gibi ihsan ve ikramlarına nail olduklarını bilmiş olsalardı senenin bütün günlerinin Ramazan olmasını isterlerdi”9 buyurdular.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de bu konuda şöyle der: “Seksen küsûr sene kıymetinde bulunan ve Ramazan-ı Şerifin mecmuunda  gizlenen”10  “Hadis-i Şerifin sırrıyla Ramazan-ı Şerifin nısf-ı ahirinde, hususan aşr-ı âhirde, hususan tek gecelerde, hususan yirmi yedi- sinde; seksen küsur sene bir ibadet ömrü kazandırabilen Leyle-i Kadrin ihyasına”11 çalışmalıyız.

“Âlem-i İslâmda Leyle-i Kadir telakki edilen bu Ramazan-ı Şerifin yirmi yedinci gecesinde”12 “… Leyle-i Kadir olma ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehitler o geceye Leyle-i Kadiri tahsis etmişler. Hakiki olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşaallah hakiki hükmünde kabule mazhar olur”13 demektedir.

Dipnotlar
1) Buharî, İman, 39.
2) Buharî, Savm, 4; Müslim, Sıyam, 166.
3) Buharî, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 16
4) Buharî, Teravih, 46.
5) Buharî, Savm, 47; Müslim, Sıyam, 136.
6) Müslim, Misafirin, 166.
7) Kadir Suresi, 97: 3.
8) Geylanî, Üç Aylar ve Fazileti, 117-118.
9) Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 3: 141.
10) Kastamonu Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, s. 61-132-201
11) Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul,  s.21
12) Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, s.157
13) Şualar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul,  s.430

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir