BİR BAHAR DAHA…

Her şey, yapraklarını döktüğü gün başlamıştı.

Ondaki hüzün bana mı geçmişti? Yoksa bendeki mi ona? Bilinmez…

Bildiğim tek şey o gün aldığım karardı.

Bu kupkuru dallar yeşerecekti elbet. Ben de bunu takip ederek anlayacaktım.

“Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” âyetine örnek, işte önümde duran kupkuru dallardı. Artık heyecanla beklemeye başladım. Ben bekledikçe geçen aylar sanki yıl gibi geliyordu.

Bu süreçte penceremin önünde onunla hasbihâl etmeye başlamıştım bile. Hergün konuşmadan yatmıyordum.

Sonra ağacımın dallarında renk değişimi dikkatimi çekti. Daha da sıkı tâkibe aldım. O rengini belli ettikçe; benim de yüreğim çarpıyor, yüzüme renk geliyordu.

Onun bana kattığı enerji ile “hayatıma giren en güzel şeysin” diye diye konuşuyorduk.

Günler geçmek bilmiyordu.

Sanki bebeğinin doğumunu bekleyen bir anneydim. Evet evet… Aynen o duygu durumundaydım.

Bir sabah kalktığımda …

 

Yazının devamı Bizim Aile dergisi Haziran sayısında.

 

Ayşenur YAŞAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir