FORMATLANDIK!

Artık maddiyata, güzelliğe, yakışıklılığa, para pula ve mülke tapma dönemini bırakıp doğayı koruma, hayvanlara iyi davranma, yeşili artırıp betonu azaltma, gürültü-deniz-hava-toprak kirliliğini önleme ve aşırı tüketime karşı koyma zamanı geldi. İnsan ırkı olarak yaşadığımız gezegene zarar vererek, şımararak, bencilleşerek, zor ve muhtaç durumda olanları görmezden gelerek, sosyal medyadaki “like”ların peşine koşarak maneviyattan uzaklaştık. Yaşadığımız bu sert deneyimi, ortak bilinçle biz davet ettik. Bizi yaratan, doğaya bu kadar zarar vermemize daha fazla müsaade etmezdi. Yeni bir format attı, şimdi içe dönme, düşünme ve özeleştiri devri.

Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Ender Saraç korona günlerini farklı bir açıdan değerlendiriyor.

(Kelebek, 21 Nisan 2020)

 

GERÇEK TIBBIN ŞİFRELERİ

50 yıllık hekimlik tecrübemle gözlemledim, okudum, araştırdım bilgi süzgecimden geçirdim. Türk halkının sağlıklı yaşaması ve yaşlanması için, mutlu, enerjik ve verimli bir yaşam sürmesi için bir ezberi daha bozuyorum! Yüzlerce bilimsel referans ışığında genetik ve iyileşmez denen hastalıklar iyileşebilir. Voltaire’nin dediği gibi “Tıp bir sanattır, kişileri oyalar, bu arada vücut kendi kendini iyileştirir ve toparlar!” Evet, gerçekten tıp bir sanattır, objesi insan olan tek sanattır! Modern patoloji biliminin kurucusu olan Sir William Osler de “Tıp eğitiminde en önemli öğretmen hastadır” demiştir. Diğer bir deyişle, hastalık yoktur, hasta vardır! Her hastanın kendine has kişiliği ve özelliği vardır. Doğallıklarını kaybetmiş, işlenmiş, bozulmuş, kimyasallarla boyanmış, ilaçlanmış yapaylaştırılmış makro besinler yani yediğimiz sağlıksız proteinler, karbonhidratlar ve trans yağlar hücrelerin normal çalışmasını engellemeye başlayınca, makro besinlerin işlevlerini yapabilmeleri için gerekli olan, katalizör ya da kofaktör de dediğimiz mikro besinler yani vitamin ve mineraller de vücuda yeterli oranda giremiyor ya da vücutta etkili bir şekilde üretilemiyor. O zaman, tüm hücrelerimiz, tüm guddelerimiz, beynimiz, sinir sistemimiz, bağışıklık sistemimiz, gözlerimiz, tiroidimiz, kalbimiz, karaciğerimiz, pankreasımız, mide-bağırsak sistemimiz, üreme organlarımız, tırnaklarımız ve cildimiz dâhil, özetle bütün dokularımızda bozukluklar ve aksaklıklar ortaya çıkmaya başlıyor

Prof. Dr. Canan Karatay kitabı ”Gerçek Tıbbın 10 şifresi” ile köhnemiş yanlış bilgileri düzeltiyor. Olabildiğince katkısız ve organik gıdalarla bilinçli beslenmeye okurları davet ediyor.

 

KORONA GÜNLERİNDE TAVSİYELER

Mesleği gereği izole hayat sürdüren kişiler kendi deneyimlerinden yola çıkarak Koronavirüs nedeniyle evde kalanlara tavsiyelerde bulundular:

  • GÜNE ŞÜKÜRLE BAŞLAYIN!

Bütün ülke farklı duyguların kabarttığı dalgaların arasından geçiyor. İlk aşamalarda en çok gündeme gelenlerden biri öfkeydi. İnsanlar süpermarketlerdeki insanlara kızdı; stok yapan insanlara kızdı; evde kalmayan insanlara kızdı… Bunun yanı sıra, etrafta çok fazla korku var ve daha sonra insanlar kendilerini yalnız ve sıkılmış hissedecekler. Güne şikâyetlerinizi tekrarlayarak başlamayın. Hayatta olduğunuzu ve hâlâ iyi şeyler olduğunu hatırlayarak başlayın. Şükranla başlayın; ardından yeni gün ve zorluklarıyla yüzleşmek için Allah’tan yardım dileyin.

İngiliz keşiş Christopher Jamison. “Mahrum kaldığınız şeylerden ziyade sahip olduğunuz şeylere odaklanıp güne şükranla başlayın” diyor.

  • HABERLERE İTİBAR ETMEYİN!

Disipline ihtiyaç var. Her gün aynı sırayla aynı şeyleri yapın. Hafta sonlarını farklı biçimde düzenleyin; çünkü zamanın geçtiğini ayırt etmek zorundasınız. Televizyon haberlerine maruz kaldığınız süreyi azaltın. Şu anda bütün haberler sürekli değişim halinde ve hepsi de olumsuz. Günde yalnızca bir kez haberleri izlemek size farklı şeyler yapmak için de zaman sağlayacaktır. Bununla birlikte, egzersiz yapmak önemli. Fizikî olarak sağlıklıysanız, zihnî olarak da sağlıklı olmalısınız. Kitap okumak ve farklı bir şeyler yapmak buna yardım eder. Bu, yeni bir şeyler öğrenmek için de kusursuz bir fırsattır. Mahrum kaldığınız şeylerden ziyade sahip olduğunuz şeylere odaklanın. Bundan sonra neler olacağı meselesinden uzak durmaya çalışın. Yalnızca kontrol edebildiğiniz şeyleri kontrol edebilirsiniz.

Denizaltı kaptanı Ryan Ramsey     (Yeni Asya, 27 Nisan 2020)

 

AYDINLAR CAHİL OLDULAR

Cumhuriyetin ikinci kuşağı olan bizim dönemimizde, ikilem içinde yaşanan bir dünya vardı. Anne-baba Osmanlı ahlâkıyla yetişmiş, biz ise Cumhuriyet kuşağıyız. Babam hafızdı, Kur’ân’ı ezbere nameyle okuyordu. Babamın hafız olduğunu uzun süre söylemekten çekindim. Çünkü o dönemde İslâm’a doğru bakılmıyordu. Çok yanlıştı bu. Hayatım boyunca sadece şiddete karşı oldum; inançlara karşı olmadım. Yalnız içinde şiddet olan inançlara karşı durdum. “Ölmeye Yatmak”ta da kendi hayatımı yazdım. Yaşanan bu ikilemi anlattım. Anne ve babalarımızın yaşadığı dramı 30’umdan sonra anladım ben. Burada eski yazıyı bilen anne-babalarımız, aydınlarımız, yeni alfabe gelince cahil konumuna düştüler. Kökten değişim çok tehlikelidir. Alt yapısı olmadan değişim yapılmamalıydı. Yoksa dramlar yaşanıyor.

Edebiyatçı Adalet Ağaoğlu 90’lı yaşlarını sürerken Cumhuriyet tarihi ile ilgili öneml bir tahlil yapıyor. (Günaydın, 19 Ağustos 2019)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir