Âdil bir Hâkime: Hesna Şener

1903-1975

Korkmadan, vazifesini hakkıyla yapan, vicdanlı ve adil bir hâkime Hesna Şener. İlk kadın hukukçu olarak vazife aldığı Denizli’de tesettür gibi kâinatı kuşatmış bir hakikatin serbestiyetine imza atarak, büyük hizmetlere vesile oldu. Üstelik ağır baskı nedeniyle herkesin korkup çekindiği bir zamanda imdada yetişti. Bediüzzaman’ın iltifatına mazhar olarak Hâkim-i Âdil namını aldı.

l903 yılında Senirkent’te dünyaya gelen Hesna Şener, eski alay müftülerinden Yarbay Nuri Beyin kızıdır. İlk, orta ve lise tahsilinden sonra Hukuk Fakültesini başarıyla bitirmişti. Bazı yerlerde geçen kısa memuriyet ve hizmetinden sonra Denizli’ye hakim olarak tayin edilmişti. l942 senesinden itibaren tam otuz üç yıl bu vazifede kaldı.

 

Tesettür Risale’sinin beraatine vesile oldu

Ahirzamana dair pek çok meseleyi açıklığa kavuşturan Bediüzzaman Said Nursî, tesettür konusunda müstakil bir risale yazarak, tesettürün “fıtrî bir hakikat” olduğunu ispatlamıştır. Bu eser ile Bediüzzaman, aynı zamanda açık saçıklığı yaygınlaştırmaya çalışan komitelerin maksatlarını ortaya koymuş, kadınları tesettür karşıtı ifsat şebekelerine karşı ikaz etmiştir. Bunlara karşı çıkanlar, Beşinci Şuâ ile birlikte Tesettür Risalesi’ndeki hakikatleri “suç unsuru” göstererek, farklı bahane ve plânlarla Bediüzzaman ve talebelerini suçlamışlardır. Bediüzzaman, 1943’de Kastamonu’dan Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’ne 126 talebesiyle beraber gönderilir. 1 Ve nihayetinde Denizli Mahkemesi’nden, 15 Haziran 1944’te oy birliği ile beraat kararı alınır. Bu tarihî kararın altında Mahkeme Reisi Ali Rıza Balaban ile birlikte Hesna Şener’in de imzası vardır. Böyle zor günlerde, çekinmeden hakikate göğüs germek, her yiğidin harcı değildir.  Böylece adını, tarihin altın sayfalarına “Âdil bir Hâkime” olarak yazdırır.

 

“Ben onu mânevî evlatlığıma kabul ettim”

Bediüzzaman,  bir mektubunda Hesna Hanımı ismen zikrederek teşekkür eder: “Mahkemede zabıt kâtibi ve azadan Hesna Hanım ve sorgu hâkimi gibi vicdanlı zatlara teşekkür ederiz. Ve onları unutmayacağımı, bilhassa başta Müftü Osman, Hasan Feyzi olarak çok ehemmiyetli kardeşlerime selâmımızı ve minnettarlığımızı bildiriniz.” 2

Ayrıca Bediüzzaman, Hâkime Hesna Şener’in akrabası olan talebesi Ali İhsan Tola’ya bir vazife verir: “Ali İhsan, Hesna kızıma selâm söyle, ben onu manevî evlâtlığıma kabul ettim!” Ali İhsan Tola, Hesna Şener açık olduğu için yanına gitmeye çekinir. Bunun üzerine Bediüzzaman tekrar ‘Manevî evlâdım Hesna’ya selâm söyle!’ der. Yine gitmeyince ‘Sen hâlâ gitmedin mi?’ diyerek azarlamıştır. Bunun üzerine gitmek bana farz oldu diyen Ali İhsan Tola, Denizli’ye gider.

Sonrasını ise Ali İhsan Tola, şöyle anlatıyor: “Vardım, odasına girdim, selâm verdim. Kısa kollu giymiş, etekler dizinde. Şöyle kapıya yakın bir yere durdum. Bana, ‘Gel bakalım koca Nurcu’ dedi. Hemşehrilik de var, Isparta, Senirkentliyiz. Akrabalık da var. Beni tanıyor. Ben de, ‘Sen de Nurcusun’ dedim. Böyle deyince orada bulunan bir görevliye, ‘Sen kapıyı kapat ve bize de iki çay söyle’ dedi. Bunun üzerine, ‘Üstaddan size selâm getirdim. “Manevî evlâdım Hesna’ya selâm söyle” dedi’ deyince Hesna Hanım başladı ağlamaya. ‘Ne dünyaya yaradık, ne ahirete. Babama kızıyorum. Beni okutacağına, köyümüzün çobanı sümüklü Hasan’a verseydi. Dinimi, Müslümanlığımı yaşar, çoluk çocuk sahibi olurdum. Enaniyetten, evlenmedim bile’ dedi. Dedim ki, ‘Hesna Hanım! Ona mânevî evlât olmak, o kadar basit bir şey mi? Bu sana yeter! ‘Acaba ona lâyık olabildik mi ki?’ dedi. Üstadın huzuruna vardığımda, durumu arz ettim. Üstad, ‘Ali İhsan, ben onun ismini gavsların, kutupların yanına yazdım, ona ben onlarla beraber duâ ediyorum. Erkekler korktu, ama o kendisini ortaya koyarak Kur’an dâvâsına taraftar çıktı. Yarın mahşerde Kur’an ona şefaatçi olacak!’ dedi. Bana da, ‘Aziz kardaşım. Akrabanız Hesnâ tesettürsüz diye, ona belki de darılıyordunuz. İşte bak, tesettüre riayet etmiyor dediğin o şefkat kahramanı, Tesettür Risâlesi’ni beraat ettirdi. ‘Essebebü ke’l fâil’ (Sebep olan yapan gibidir) sırrınca, bu hizmetten hâsıl olan hasenelerin, sevapların bir misli ona da yazılıyor. İşte bütün hasene, o beğenmediğiniz Hesna’nın şecaat ve cesaretiyle oldu’ dedi.” 3

Bediüzzaman’ın “Tam adaletini gördüğüm Hâkim-i Âdil namını alan ve lehimde onunla beraber çalışanları bu hakikî adalete hizmetleri için ahir ömrüme kadar unutamayacağım” dediği mahkeme azası Hesna Şener, 22 Temmuz 1975’te vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.

 

 

Dipnotlar:

1) Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 611.

2) Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 96.

3) Necmettin Şahiner, Son Şahitler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir