Zarar bize dokundu

Vakti nevbahar şimdi İstanbul,
Pencerelerden seyre dalıyorum.
Açelyalar kardelenlerle yarışıp yenik düşerken,
Mimozalar sararıp, sessizce hüzne dalmışlar.

Çarşı pazar parklarda kırlarda sûkun,
Baharı dinliyor şehir ve meskun.
Leylaklar, erguvanlar, gülümserken mor salkım,
Arılar, kelebekler, kuşlar pek coşkun.

Size kalsın bu bahar gökkuşağı ve çiçekler,
Bir sabah melteminde, rayihalarına müştak ruhlar.
Varsın gülzarda gazelhan olsun andelip,
Heyhat Emirgan’da boynu bükük laleler.

Şimdi gülşen de sana vuslat ey bülbül,
Bahtımızda firak düştü faslı bahar,
Rayihalarını getir güllerin fısılda kulağımıza,
Martıların, yunusların zikriyle coşarken berr ve bahr.

Doya doya yaşayın Nevruzunuz şen ola,
Buğulu camların ardından bir garip gurbet,
Ah ki cumasız bir sela vakti,
Aklıma şehriyârî İstanbul düştü.

Karınca gibi kaynayan Eminönü sessiz,
Sultanahmet mahsun, Süleymaniye kimsesiz,
Nerede Eyüpsultan’da Ramazan’a şehr-i ayin,
Nerede ezanlarla secdelere koşan sacitlerin.

Garip kaldı vaktin nabzını tutan camilerin,
Görünmüyor cami kuşları Abidinlerin,
Nerede saf saf  kıyama duranlar,
Beş vakit huzurda huzur bulanlar.

Sure-i Ahzab 33 ayetin vakti nüzulü  gibi,
“Evlerinizde oturun eski cahiliye adetlerinde olduğu gibi

Açılıp saçılmayın ey insanlar,

Allah sizden kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”

Amenna ve saddakna işittik ve iman ettik,
İsmi Kuddüs parlıyor arzda ve semâda,
Bir musibet-i amme ki temizlik şartı,
Revaç buldu alemde abdestin farzı.

Öyle çirkin cürümler ki ağır gelmiş gibi arza,
Cehennem dahi gelirken gayza,
Görünmeyen hurdebini bir mikroba yenildi beşer,
Şu virüs dedikleri vazifeli bir nefer.

Bir anda koydu dehr-i cefaya,
Kalmadı kimsede iştiyak zevk-i sefaya,
Tâ yapıştı ciğere devirdi nice pehlivan yiğitleri,
Hem o Kahhâr-ı ı Zülcelalinden almıştı emri

Ey Rabbim Yunus Aleyhisselam nedametiyle geldik tevvab kapına
La ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin,
Eyüp Aleyhisselamin duasıyla yalvarıyoruz; Rabbi inni Messeniyeddurru ve en te Erhamurrahimin,
Zarar bize dokundu.

Camilerimiz cemaatsiz, Ramazanlarımız teravihsiz,
Mescit-i Nebevi misafirsiz kaldı,
Beytullah ta pervane misali taifler nerede,
Kabe’nin karşısında boynu bükük bir serçe.

Şimdi ma-i Nisan okşuyor sırmalı hicabı,
Mescid-i Aksa dilhun, katmerlendi hicranı,
Ümmetin elemi ile müteessir, ol Resulü Kibriya,
Zarar bize dokundu medet ya dâ fi al belliya.

Unuttuk nisyana daldık temelsiz dünyayı baki,
Aciz bedeni layemut sandık,
Ey cümle dertlere deva veren Şafii hakiki,
Rahmetenlilalemin Habib’i Zişan hürmetine,
Hıfz eyle, merhamet buyur ahir zaman ümmetine.

Emine Bayram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir