Sosyal medyayı doğru kullanıyor muyuz?

Koronavirüs salgını ile birlikte sosyal izolasyonun uygulandığı ve insanların evde kaldığı sürede sosyal medya daha fazla kullanılmaya başlandı. Araştırmalara göre kullanıcıların yüzde 52’sinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının değiştiği belirlendi. Bu kapsamda sosyal medya eğitiminin gerekli olduğunu düşünerek Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM) Müdürü Prof. Dr. Levent Eraslan ile görüştük. Eraslan, sosyal medyada ölçülü hareket etmenin yollarını gösterdi.

 

Sosyal medya nedir, hayatımıza sunduğu avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?

Sosyal medya, sosyal ve etkileşimli içeriklerin üretilip paylaşılmasını sağlayan internet araçlarıdır.  Sosyal medya etkileşim unsurunu yaratan Web 2.0 teknolojisinin ortaya çıkarttığı ideolojik ve teknik unsurların üzerine kurulan ve kullanıcıların ürettiği içeriğin oluşturulmasını, değiştirilmesini ve paylaşılmasını sağlayan internet uygulamalarıdır. Dolayısıyla sosyal medya; medya yöneticileri dışındaki kişilerin de haber, metin, grafik, fotoğraf, video, müzik, oyun gibi içerikler üretmesini ve paylaşmasını, kullanıcıların farklı kişilerle birlikte ortak çalışmalar gerçekleştirmesini ve kullanıcıların topluluk oluşturmasını sağlayan araçlardır.

Sosyal medya bireylerin kişilerarası ilişkilerine katkı sağlar, bireylerin özgüvenini arttırır ve kişiliklerini daha iyi ortaya koymaları konusunda faydalıdır. Doğru kullanıldığında hızlı ve güncel bilgi akışı açısından verimlidir. Coğrafi sınırları ortadan kaldırır, kurumlar açısından değerlendirildiğinde fiziksel ortamın dışına taşıyarak kurumun ufkunu genişletir. Sosyal medya marka denkliği öğelerinin arttırmasını sağlamakta, kurumların pazarlama iletişimi faaliyetlerini çeşitlendirmekte, kurum çalışanları arasındaki işbirliğine, kurumların gelirlerine ve kârlılığına katkı sağlamaktadır. Dezavantajlara kısaca değinecek olursak; sosyal medya özellikle çocuk ve gençler açısından tehlikeli dijital içerikler barındırmaktadır ve bu bağlamda bu tehlikeli içeriklere karşı savunma mekanizması oluşturmak önemlidir. Sosyal ağların bilinçsiz ve aşırı kullanımı “yeni medya rahatsızlıkları” olarak tanımlanan psikolojik, sosyal ve fiziksel bağlamda çeşitli hastalıklara ve sosyal medya bağımlılığına sebep olmaktadır. Yine sosyal ağların fazla kullanımıyla, yüz yüze iletişim sekteye uğramakta ve kişinin aile bireyleri ile olan iletişimi kopma noktasına dahi gelebilmektedir. İnternet bankacılığı ve online alışveriş esnasında karşı karşıya kalınabilecek online dolandırıcılara yönelik de dikkatli olunmalıdır.

 

Çocuklar ve gençler başta olmak üzere her yaş grubu bireyler, dijital dünyadan gelen zararlara karşı nasıl korunabilir?

Bireyler dijital dünyadan doğabilecek zararlara karşı hem kendilerini, hem de çevrelerindeki diğer bireyleri, bilinçli ve yetkin bir sosyal medya okuryazarı olarak koruyabilirler. Sosyal medya okuryazarlığı kavramı; sosyal medyada dijital kimlik yönetimi, bilinçli bir şekilde içerik oluşturma, sosyal medyada paylaşılan içerikleri analiz etme ve anlamlandırabilme becerisi olarak tanımlanmaktadır.  Bu beceriler teknik anlamda bilgi ve yeterliliğe sahip olmayı, sosyal medyayı günlük hayatta ve iş hayatında amacına uygun olarak kullanmayı, sosyal medyayı eleştirel bir şekilde değerlendirebilmeyi ve dijital kültüre katkıda bulunmayı içermektedir.  Ayrıca sosyal medya okuryazarlığı sosyal medyada paylaşılan içerikleri tek bir kişinin görüşüne göre yargılamak ya da değerlendirmek de değildir. Sosyal medya okuryazarlığı herhangi bir konuyla ilgili birbirinden farklı görüşleri farklı yönleriyle incelemeyi ve değerlendirmeyi temel almaktadır. Bunun dışında sosyal medya okuryazarlığı paylaşılan içerikteki mesajlara yasak koymak ya da engellemek de değil, eleştirel bir bakış açısıyla her şeyi izleme ve değerlendirmektir.  Dolayısıyla da sosyal medya kullanıcıları sosyal medya hakkında yetkin olmalı ve kullanıcılara içerik paylaşma noktasında sınırsız bir özgürlük tanıyan sosyal medya platformlarında içerikleri doğrudan kabul etmemeli, yanlışlığını doğruluğunu eleştirel bir şekilde değerlendirmelidir.

 

Sosyal medyada geçirilecek süre neye göre değişir? Kullanım kontrolünü nasıl sağlayabiliriz?

We Are Social Digital 2020 Ocak Ayı Raporu’na göre Türkiye’deki toplam aktif sosyal medya kullanıcısı 54 milyondur. Günlük sosyal medya kullanım süresi için dünya ortalaması 2 saat 24 dakika iken Türkiye’de sosyal medya kullanım ortalaması 2 saat 52 dakika ile dünya ortalamasının üzerinde yer almaktadır. Günümüzde videolu içerik türleri en çok tüketilen içeriklerin arasındadır. İnsanlar telefon tablet ya da bilgisayar farkı gözetmeksizin sürekli olarak video içerikler tüketmektedir. Video içeriklere sahip Youtube platformunun dünyanın en çok ziyaret edilen ikinci sitesi olması da bunu doğrulamaktadır. WeAreSocial 2020 raporuna göre en çok ziyaret edilen sitelerin başında Google olurken ikinci sırada Youtube bulunmaktadır.

Yapılan araştırmalarda sosyal medya bağımlılığı biyopsikososyal problemlerle ilişkilendirilmektedir; bunun nedeni ise bağımlılığın biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutta birçok probleme yol açmasıdır. Tüm bu sorunları ve sosyal medya bağımlılığını ortadan kaldırıp sağlıklı bir internet ve mobil cihaz kullanıcısı olmak için takip edilecek çeşitli yollar mevcuttur. Bu bağlamda bir kullanıcının ilk olarak sosyal medya bağımlısı olduğunu kabul etmesi gerekmektedir. Kullanıcı birkaç günlüğüne, bir gün içerisindeki sosyal medya kullanım süresini ve kullanım biçimini bilinçli bir şekilde takip etmeli; bağımlı olmasına neden olabilecek çevresel, teknolojik (erişim kolaylığı, cihaz çeşitliliği, vb.), bireysel, sosyal ve psikolojik neden ve faktörleri düşünmeli ve bunları not etmelidir. Kullanıcı, engelleri aşma ve çözümleri entegre etme konusundaki zorluğu kabul etmeli; sosyal medya bağımlısı olmanın hayatında neden olduğu olumsuzlukları belirlemeli ve bunları teker teker ortadan kaldırmayı hedeflemelidir. Bireyin; hayatında istediği pozitif değişikliklerin listesini çıkarması, bir değişiklik plânı ve gerçekçi uygulama için zaman çizelgesi oluşturması, gününü nasıl geçireceğini tüm ayrıntıları ile plânlaması, vaktini daha verimli kullanabileceği yeni aktiviteler belirleyip bunlar için gerekli ortamı oluşturması, programında meditasyon ve nefes egzersizlerine yer vermesi de sosyal medya bağımlılığı ile mücadelesinde önemli yer teşkil edecektir. Son olarak kullanıcı, kademeli olarak sosyal medya kullanım süreni azaltmaya başlamalı, gerekirse ihtiyacı olan yeni becerileri (zaman yönetimi, öfke kontrolü, sosyalleşmek için iletişim becerileri gibi) kazanmak için profesyonel destek almalı, yaptıklarının yalnızca kendisini değil başkalarını da etkilediğini hatırlamalıdır.

 

SODİGEM olarak ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz? Yürütmekte olduğunuz “Temiz Sosyal Medya Kampanyası”ndan bahseder misiniz?

Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (SODİGEM), 2019 yılı Mayıs ayında kuruldu. Kuruluşundan bu yana geçen bir senelik süreç içerisinde SODİGEM, oluşturduğu bilimsel araştırma projeleri, dijital içerik, kitap, kitapçık, broşür ve kartekslerin yanı sıra; panel ve fuarlara katılım sağladı ve çok sayıda etkinlik gerçekleştirildi. Yine bu süreçte, “Etkin Sosyal Medya Kullanımı ve Dijital Güvenlik Eğitimi” SODİGEM uzmanları tarafından Eskişehir ili ve bağlı ilçelerdeki tüm lise ve dengi okullarda öğrenciler ile buluşturuldu.

SODİGEM olarak başlattığımız “Temiz Sosyal Medya Kampanyası” toplamda beş ana aşamadan oluşmaktadır. Bu beş ana aşama kampanyada sırasıyla; “Sosyal medyada ifşa ve nude atma akımı, sosyal medyada sanal kumar ve bahis, sosyal medya saldırganlığı, sosyal medya dolandırıcılığı ve sosyal medyada algı operasyonları” başlıklarıyla yer almaktadır. Amacımız, bu başlıklar hakkında sosyal medya kullanıcılarını bilgilendirmek ve ebeveynlere yol göstererek özellikle çocuklarımız ile gençleri sosyal medyadan doğabilecek zararlara karşı koruyabilmek, sosyal medya okuryazarlığı konusunda eğitebilmektir.

 

Online istismarın ve tehlikelerin merkezi haline gelen sosyal ağlara karşı başlatılan mücadeleye rağmen mağduriyetlerin önüne geçilemiyor. Sosyal medya ve video paylaşım sitelerinde çocukları bekleyen tehlikelere karşı ailelere ne tavsiye edersiniz?

Çocuk ve gençlerin akıllı telefon ve tablet gibi teknolojik cihazları erken yaşlarda kullanmaya başlaması ve sosyal ağ platformlarının çeşitlenmesiyle birlikte, dijital ortamlarda karşı karşıya kaldıkları tehlikeler çeşitlenmiş durumdadır. Çevrim içi duygusal, bilişsel ve cinsel çocuk istismarı, çeşitli montajlı içerikler, tehdit ve şantaj, tehlikeli akımlar ve challengelar, tehlikeli dijital oyunlar, çocuklar üzerinde yapılan algı yönetimi çalışmaları, illegal sanal bahis, anonim ve sahte hesaplar, sosyal medya saldırganlığı, sanal kumar ve betler ile dijital dolandırıcılık başlıklarını bu tehlikelere örnek olarak göstermek mümkündür. Çocukları dijital dünyadan gelen tehlikelere karşı korumada ise ailelere büyük görevler düşmektedir. Öncelikle aileler kendilerini eğitmeli ve kendi sosyal medya bağımlılıklarını azaltmalılardır. Dijital dünyanın sağladığı faydalar göz ardı edilmemeli ancak dijital güvenlik çocuklara erken yaşlarda anlatılmaya başlanmalıdır. Ebeveynler çocuklarına, gerçekte yapmak istemeyeceği bir şeyi online ortamlarda da yapmaktan kaçınması gerektiğini söylemelidir. Online dolandırıcılar tarafından çocukların yetişkinlere göre yanıltılması çok daha kolay olabileceğinden, finansal bilgiler çocuklar ile paylaşılmamalıdır. Ebeveynler çocuklarının kriminal saat dilimlerinde çevrimiçi olmadıklarından emin olmalıdır. Bu saatler çocuklar açısından en tehlikeli saatler olup; aileler tarafından denetim ve tespitlerin daha az olduğu saatlerdir. Çocukların abone oldukları kanallar ebeveynler tarafından mutlaka kontrol edilmeli gerekiyorsa abone olunmalı, her yüklenen içerik çocuklardan önce aileler tarafından izlenmelidir. Çocukların YouTube ve benzeri sosyal medya platformlarında ne tür içerikleri izlediklerini gösteren geçmiş kayıtları incelenmeli, geçmiş kayıtlarında ve abone oldukları kanallarda uygunsuz içeriklere rastlanıyorsa bir uzman eşliğinde duruma müdahale edilmelidir. Cihazlarda oturum açılan hesaplar doğru doğum tarihlerini göstermiyorsa ve 18 yaşın üstünde bir doğum tarihi girildiyse, VPN programları kullanılıyorsa, geçmiş kayıtlar sürekli temizleniyorsa ya da otomatik temizleyen araçlar kullanılıyorsa daha dikkatli olunmalı ve çocuklar bu konularda uzman eşliğinde bilgilendirilmelidir. Çocukların uygunsuz içeriklere maruz kaldıklarını anlamanın teknik yollarından bir tanesi ebeveyn denetim programlarıdır. Bu programlar, ebeveynlerin çocuklarını daha sağlıklı ve güvenli şekilde takip edebilmelerini sağlamaktadır. Google tarafından ücretsiz olarak sunulan “Ebeveynler için Google Family Link” en etkili ve kullanışlı araçlardan biridir. Windows işletim sistemleri ve IOS işletim sistemlerinin de dahili ebeveyn kontrol mekanizmaları bulunmaktadır. İşletim sistemleri gibi STEAM ve benzeri platformlar da ebeveyn denetim mekanizmaları barındırmaktadır. Ebeveyn denetim programları sayesinde; çocuğunuzu faydalı içeriklere yönlendirebilir, çocuğunuzun kullanmasını istediğiniz ve istemediğiniz uygulamaları belirleyerek kısıtlama getirebilirsiniz. Etkinlik raporları sayesinde çocuğunuzun en sevdiği uygulamalarda ne kadar zaman harcadığını görebilir, ekran başında kalma süresini denetleyebilirsiniz. Bildirimler sayesinde çocuğunuzun uygulama marketinden indirmek istediği uygulamaları onaylayabilir veya engelleyebilirsiniz. Uygulama içi satın alma işlemlerini yönetebilir ve çocuğunuzun cihazında belirli uygulamaları gizleyebilirsiniz. Çocuğunuzun nerede olduğunu görebilir ve dahası tüm bu işlemleri uzaktan kendi cihazınız aracılığıyla gerçekleştirebilirsiniz.

Eğitim, ticaret, iletişim, alışveriş, oyun gibi birçok mecraya hizmet veren sosyal medya ağlarında güven ortamı nasıl oluşturulur?

Hayatımızın bu kadar içinde olan sosyal ağların doğru kullanılması için eğitimler verilmesi gerekmez mi?

Sosyal medya bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?

Gelişen teknolojiyle birlikte bilgi kirliliği de arttı. Özellikle gündeme yönelik haberlerin daha çok yer aldığı Twitter gibi sosyal platformlarda, yanlış bilginin yayılmasını nasıl önleyebiliriz?

Kapak röportajımızın devamını Bizim Aile Dergisi Ağustos sayısından okuyabilirsiniz.

Abone olmak için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir