Teknolojiyle Adım Adım Tanışma

Klinik tecrübelerimiz ailelerin büyük bir çoğunluğunun, çocuklarını teknoloji ile çok erken yaşlarda tanıştırdığını gösteriyor. Buna sebep olarak bebek veya çocukla başa çıkma konusunda yaşanan zorluklar, çareyi teknolojiyi vermekte bulma, yemeği ekranla birlikte daha iyi yedirebilme, ebeveynin kendine zaman ayırabilmesi gibi birçok neden sayabiliriz. Özetle, çocuklara teknolojiyi sunmak, çocuğu ruhsal açıdan tanımaya ve ebeveynlik becerilerimizi geliştirmeye çalışmaktan daha kolay bir yol.

Çocuk söz konusu olduğunda teknolojiyi sunmanın yaşa göre değişim gösterdiğinden bahsetmek doğru olur. Teknoloji çağında, çocuğu teknolojiden tamamen soyutlamak veya tamamen teknolojiyle çevrelemek ideal yöntemler arasında yer almaz. Doğrusu yaşa uygun bir şekilde ve dozda çocuğu teknolojiyle tanıştırmaktır. Teknolojinin hiçliği çocuklarda narsistik zedelenmelere yol açar. Yaşıtlarının tamamına yakını teknolojiden haberdarken kendisinin bir bilgisinin olmaması çocuğun ruhsallığı açısından iyi bir yol değildir. Tamamen teknolojiyi sunmak ise yine çocuğun sahip olduğu ruhsal düzeye uygun olmayan içeriklere ulaşımını sağlayabileceğinden bu da önermediğimiz bir yol. Daha önceki teknoloji konulu yazımda fazla dozda teknolojinin sebep olduğu sorunlardan bahsetmiştim.

Yeni doğanlarda ve bebeklik döneminin tamamında ebeveynle canlı bir ilişkinin var olması bebeğin gerek beyin gerek ruh gerek fiziksel gelişimi açısından büyük önem arz eder ve hepsi bir bütündür. Bebeği yalnızca altı değiştirilen veya karnı doyurulan bir birey olarak değil bunları yaparken sevgi dolu bir şekilde yaklaşmamız gereken bir canlı olarak görmek gerekir. Ne yazık ki çiçek ve bitki bakımında gösterdiğimiz sevgi ve ilgiyi bebekler için de yeteri kadar göstermiyoruz veya göstermemiz gerektiğini bilmiyoruz.

Çocuklar 3 yaşından önce teknolojiyle baş başa bırakılmamalı ve görsel yolla tanıştırılmamalıdır. Bu asla televizyon görmemeli demek değil. Elbette evde televizyon açıkken çocuk buna denk gelebilir. Burada kastettiğim şey, çocuğun teknolojiyle baş başa bırakılmaması gerektiği. Müzik dinlemek veya ebeveynle etkileşim halinde yapılan 5 dakikalık izlenceler de zarar vermez. 3 yaşından itibaren çocuğunuz ekranda bir şeyler seyretmeye başlayabilir. Bu yaş grubunda sürenin 15 dakikayı aşmaması gerekir. Bu süre çocuk 4 yaşına geldiğinde 20-25 dakikayı bulabilir. 5 yaşında ise 30 dk. ekranla baş başa kalmasında sakınca yoktur. Burada dikkat edilmesi gereken şey ise çocuğun internetle tanıştırılmaması gereğidir. Ne yazık ki çocuklar çok erken yaşlarda Youtube gibi video kanallarıyla baş başa bırakılmakta ve çocuğun buradaki davranışları üstün yetenekmiş gibi görülmekte ve gösterilmektedir. 8 yaş itibariyle bu süre 50-60 dakikalara çıkabilir. Çocuğun izlediği veya oynadığı şeye göre bu süreler 5-10 dakika değişim gösterebilir.

Burada yine önem arz eden nokta çocuğun 1 saatten daha uzun süre teknolojiyle baş başa bırakılmaması gerekliliğidir. Araştırmalar, ekran karşısında kalınan 1 saat ve üzeri sürenin çocukların beyin gelişimini oldukça olumsuz bir şekilde etkilediğini göstermektedir. Örneğin, her ne kadar 6 yaşındaki bir çocuğa günlük 30 dakika kullanımını önersek de, bu konuda çok zorlanan ebeveynler bu süreyi günde iki kez 30 dk. ya çıkarmayı tercih edebilirler. Yani çocuk sabah saatlerinde 30 dakika kullanıp, gündüz saatinde bir 30 dakika daha ekranla vakit geçirebilir. Yeter ki bu süre bir kerede 60 dakikayı geçmesin.

Çocuğunuzun oynadığı oyunlar kesinlikle yaşına uygun olan oyunlar olmalıdır. Bu yaş sınırlarını oyunları indirirken veya alırken inceleyebilirsiniz. Bu yaş sınırlamaları uluslararası standartlarda belirlenmektedir. Çocuğunuz 6 yaşında ise 6+ yazan oyunları oynayabilir. “Bizim çocuk olgun, 10+ oyunu da oynar” gibi bakış açıları kesinlikle yanlıştır. Çocuğunuzun olgunluğu ne düzeyde olursa olsun ruhsal yaşı sabittir. Yaş sınırlamaları yalnızca oyundaki şiddet vs. gibi unsurlara göre belirlenmez. Yani, oyunda şiddet olmaması çocuğunuzun yaşının ilerisindeki oyunları oynayabileceği anlamına gelmez. İçerik bize göre normal gelse de küçük çocuklar için ruhsal olarak hazır olmadıkları bir içerik olabilmektedir.

İnternet erişimine izin verebileceğinizi önereceğim yaş 12’dir. Göreceğiniz üzere, 12 gibi ileri bir yaşa internet erişimi izni veriyorken toplumumuzda çocukların çok büyük bir bölümü daha bebekken internetle tanışmaktadır. Çocuğunuzu sokağa tek başına bırakmakla internetle baş başa bırakmak arasında hiçbir fark yoktur. 12 yaşından itibaren çocuklara süre kısıtlamamız yok. Elbette aileler ev içinde çocuğun gerçek hayattan kopmayacağı şekilde bir süre sınırlaması getirebilirler. İnternet kullanımına erişim bu alanda özgürler anlamına gelmez. Bu yaştan önce ve sonrasında sosyal medya hesabı açmak isteyen çocuklar olabilir. Bu durumda çocuğunuzun hesabını kontrol edeceğinizi belirtmenizde fayda olacaktır. “Seni kontrol edeceğim çünkü sen daha çocuksun. Sana bazı şeyleri öğretmem gerekecek. Sen iyice öğrendikten sonra sen kendin yapacaksın.” Diyebilirsiniz. Ve ergenlik dönemine giren çocukları şu konularda bilgilendirmelisiniz:

  • İnternette paylaştığın şeyler sen silsen bile sonsuza kadar orada kalıyor. Veya başka insanlar senin paylaşımlarını kaydedebilirler. Bu nedenle internete koyduğun şeylere dikkat etmelisin ve özel şeylerini oraya koymamalısın.
  • Birtakım yabancı insanlar seni orada eklemek veya sana yazmak isteyebilirler. Yabancı kişiler kendilerini yanlış tanıtabilirler. Senin bilgilerini öğrenmeye çalışıp sana zarar verebilirler. Bu nedenle tanımadığın kimseyi kesinlikle kabul etmemelisin.
  • İnternet ortamında çok önemli olan şeyleri ve sırları konuşmamalısın. Bu tür şeyleri arkadaşlarınla yüz yüze konuşabilirsin. Orada yazdığın şeyleri başkaları da diğer insanlara gönderebilir ve senin sırlarını veya özel bilgilerini başkaları da öğrenebilir. İnternet güvenli bir yer değildir, o yüzden böyle yerlerde sırlarını paylaşmamalısın.

Çocukları bu konular hakkında bilgilendirdikten sonra çocuklarımıza güvenmemiz gerekir. Hali hazırda çocuklarıyla sağlıklı ilişkileri olan ve kural ve sınırları oturtmuş olan ebeveynler bu konuda çok sıkıntı yaşamazlar. Aksi bir durum var ise uzmandan destek almak faydalı olacaktır.

Yazının devamını Bizim Aile dergisi Ağustos sayısından okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir