Risaleler meyve bahçesi gibi

Risale-i Nur’un modern insanın soru ve hastalıklarına çare olacağına inanıyorum. Eserler çağdaş. Said Nursî çok farklı bir üslûba sahip. Konuları toplumun ihtiyaçlarına göre ele alıyor. Risaleler hikmet dolu, herkese hitap ediyor. Sadâkat ve idrak seviyenize ve ne kadar ihtiyaç hissettiğinize göre bu eserlerden o derece istifade edebilirsiniz.

Risale-i Nur’un eşsizliğini keşfettim. İngilizce tercümelerinde Türkçe orijinali kadar derinlik olmadığını zannediyorum. Ama Said Nursî’nin şu sözlerini hatırlayalım: Risale-i Nur bir meyve bahçesi gibidir. Herkes eli ulaşabildiği kadar istifade eder. Bu Külliyatın tamamını okumak için ömrüm yeter mi bilemiyorum.

Geçtiğimiz Ağustos ayında vefat eden merhum Avustralyalı Müslüman gazeteci Peter Barnett’in Risale-i Nur ile ilgili sözlerinden…

 

Türkiye’nin Kurtuluşu…

İlkokuldan üniversiteye kadar devrimleri, Kemalizmi ders veriyoruz. Bugün, inandığı birçok fikirlerin kofluğunu anlayan gençlik, birşeye sarıldığında, karşısına Nur Risaleleri çıkıyor. Atatürk’ün Nutku karşısında, Said Nursî’nin Nur Risalelerini gürül gürül okunur bulduk…

Mahkemeye ‘Bu tarikat değil, mekteptir’ diye bilirkişi raporu yazdım. Beraat kararı verildi. Bediüzzaman meselesi; üzerinde düşünülecek tek meseledir! Türkiye’nin bütün meseleleri Bediüzzaman’da çözülüverir. Fikir olarak değil hakikî olarak… Türkiye’nin kurtuluş yolu Nurcular. (Risale-i Nur) Tek kurtuluş.

Geçtiğimiz Ağustos ayında vefat eden merhum şair, yazar ve sosyolog Prof. Dr. Cahit Tanyol’dan (1914-2020) Risale-i Nur’a  dair tespitler (Yeni Asya, 13 Ağustos 2020)

 

 

Demokrasinin peşini bırakmayalım

Askerî darbeler olmasaydı AB’ye girmiştik. Yasak, oto sansür getiriyor. Şiddete başvurmadıkça herkes istediğini söyleyebilir. Bizde yargının hatası. Suçlu olduğu ispat edilmeden hapse koyuyorlar. Davası görülene kadar 5-10 yıl geçiyor içeride… Hapse girenler bunu hak etmediği için çaresiz hissettim. Bu duygu beni çare aramaya itti.

Geçtiğimiz Temmuz ayında vefat eden edebiyatımızın önemli isimlerinden Adalet Ağaoğlu “demokrasinin peşini bırakmayalım” diyor.

 

 

Bir ağacı okuyabilirsiniz

Köyde geçirdim çocukluğumu. “Dedemin Bakkalı” kitabım, aslında benim kendi çocukluk öykümdür. Bakkal bekliyordum. Fakat bu, bütün ilköğretim müfredatını hızlandırılmış bir şekilde öğrenmek demek. Kapıdan giren herkesle konuşuyorsun bir kere ve dinliyorsun. Bir şey tartıyorsun, para üstü veriyorsun, toplayıp bölüyorsun… Okul orada devam ediyor bir anlamda. Hayatı okuyor olmak da çok değerli. Örneğin çocuklarımdan biri kitap okumaktan hoşlanmıyor. Ben de, peki diyorum, bir noktada hoşuna gidecek ama o zamana kadar şunu yapalım: Her gün benimle gel ve birlikte koruda bir saat yürüyüş yapalım. Gördüklerin hakkında konuşalım. Bunu okumaktan sayacağım diyorum, çünkü bu da okumak. Bazen camdan bakıp bir ağaç hakkında da konuşabilirsiniz. O ağacın meyvesi, düşen yaprakları, yaşı, geçirdiği hastalıkları, kimin diktiği ve bundan sonra ne olacağıyla ilgili. Bütün bunlarla tek bir ağaç da çocuk kitabı olabilir zaten. Bazen de tersten gitmek gerekiyor.

Yetişkinler için yazsa da çocuklara hitap etmeyi daha anlamlı bulan yazarlardan biri Şermin Yaşar. Risale-i Nur’da kullanılan kavramların ne kadar fıtrî olduğunu yazar Şermin Yaşar’ın  “Ağacı kitap gibi okumak”  tespitinden anlıyoruz  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir