KORONAVİRÜSTE SEYİR NE DURUMDA?

Dünyanın yeni gündemi  hastalıklar ve şimdilik(!) Covid -19….

Beden makinasının yaratıcısı Rabbimiz çok aktif, sürekli işleyen, sürekli yenilenen ve sürekli onarılan hayattar ve kıymettar  sanatlı bir cihaz yaratmış.

Cihazın onarılması içinde beslenmesi yoluyla  yenilenmede ve onarımda  kullanılacak maddelerin beden  içine alınması gerekiyor. “Gıdalarımız ilaçlarımız, ilaçlarımız gıdalarımızdır” diyen eski hekimlerimizden bu yana dünyada çok şeyler  olageldi. Hayat şeklimiz değişti, beslenmemiz değişti, gıdalar değişti.

İnsanla birlikte tüm mikroorganizmaları da yaratan Rabbimiz, bunların bir kısmını bize faydalı, bir kısmını da zararlı kıldı. Faydalı olanlar, bizimle birlikte doğal floramız olarak, ağız ve  burun mukozalarımız, cilt ve bağırsak gibi bölgelerimizde yaşarlarken , zararlı dediğimiz, bizde bulunmaması gereken kısmı ise hastalıklar oluşturmaya devam ediyor. Bakteriler, virüsler, mantarlar gibi farklı yapılardaki bu minik yaratıklar, vücudumuza alındıklarında, bedenin savaşçı hücreleri, bunları hemen bertaraf etme mekanizmalarını geliştiriyorlar. Aslında yenerek çıktığımız, her savaş bizi daha da güçlendiriyor.

Şimdilik Covid -19 dedim belli ki biz sistemlerimizi doğru koruma yöntemleri altına almadıkça yeni türler yeni  saldırılarla da karşılaşabiliriz. Biz şimdi korona ve belki daha farklı yeni  gelişebilecek  türlere  karşı  da hazırlıklı olmayı öğrenmek durumundayız.

Evet şu an gündemimizi meşgul eden koronavirüse biraz daha odaklanalım.

Virüs, sadece başka bir canlı  organizma hücresinde çoğalabilme yeteneğindedir. İçinde,  DNA ya da RNA’dan yapılmış, genetik bilgi taşıyan uzun moleküller; bunu  çevreleyen, bir protein kılıfı ve bunu da en dıştan saran  lipit (yağ yapılı) bir zarf bulunuyor. Ama bu yapı, onun, bağımsız tek başına yaşamasına yetmiyor . Vücudumuza da  bu hayattariyetlerini sürdürmek için giriyorlar.

Bedenimiz ise, böyle istilacı, paraziter bir yapı içeriye girdiği zaman, hemen onu dışarıya atabilme mücadelesine giriyor ki, bedenin bu yapısına immün sistem diyoruz.

Vücuda alındığında, ilk önce, hücre içi bağışıklık hücreleri olan makrofaj denen yapıyla,“etrafını sar, yakala, yok et!” emri harekete geçiyor.  Bir yandan da, daha kalıcı bir, koruma ve bağışıklık için bu yabancı ajana(virüse), antikor dediğimiz özel asker üretiliyor. Ta ki vücuda bir daha girdiğinde anında engellenilsin ve  hastalık yapamasın.

“Sâni-i Hakîm, beden-i insanı gayet muntazam bir şehir hükmünde halk etmiştir. Damarların bir kısmı telgraf ve telefon vazifesini görür. Bir kısmı da, çeşmelerin boruları hükmünde, âb-ı hayat olan kanın cevelânına medardırlar. Kan ise, içinde iki kısım küreyvât halk edilmiş… Diğer kısmı küreyvât-ı beyzâdırlar ki, ötekilere nisbeten ekalliyettedirler. Vazifeleri, hastalık gibi düşmanlara karşı asker gibi müdafaadır ki, ne vakit müdafaaya girseler, Mevlevî gibi iki hareket-i devriye ile sür’atli bir vaziyet-i acibe alırlar.”32.söz

İşte bu kureyvat-ı beyzalar ümmünitenin ana yapısını oluşturuyor.

Birden tüm dünyanın gündemine hızlıca giren yeni koronavirüs, ister mutasyona uğrayarak gelmiş ister laboratuvar ortamında üretilmiş olsun; “Biz şuan ne yapıyor, nasıl korunuyoruz ? Hergeçen gün yayılımı ne durumda? Nasıl beraber yaşamayı öğreneceğiz?”

Bu soruların  cevaplarını aramaya devam edeceğiz.

Çok bulaşıcı olduğunu ve  hızla yayıldığını, kişilere göre,  farklı bulgularla seyrederek,  ağır geçirme düzeyinin değiştiğini, başka grip virüslerine göre, ölümcüllük oranının çok yüksek olmadığını biliyoruz. Geçen zamanla birlikte,  biraz daha iyi anlamaya çalışıyoruz.  Nasıl kontrol edilebileceği konusu ise araştırma halinde.

Yapılan araştırmalara göre yeni koronavirüs, aerosol içinde 3 saate, karton üstünde 24 saate ve plastik-çelik üstünde de 2-3 güne kadar canlı kalabiliyor. Bu nedenle koronavirüs salgınından korunmanın ilkinin, sosyal temastan kaçınmak ve evde kalmaya çalışmak ; ikincisinin de, hijyen kurallarına uymak olduğunu artık biliyoruz .

Enfekte kişilerin çoğu, herhangi bir belirti vermeden hastalığı geçiriyor, ama bu dönemde de bulaştırıcı olmaya devam ediyor. Bu nedenle, koronavirüs testi yapılması için, semptom görmeyi beklememek gerektiği de ayrı bir gerçek. Fakat şu an sağlık sistemleri bu kadar kişiye test yapacak kapasitede değil. Bu durumda sosyal mesafeyi arttırmanın ve evde kalmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor!

Belirtilerin başlangıcından itibaren 10 gün geçtiyse ve en az 3 gün herhangi bir belirti göstermediyseniz, hastalığı bir başkasına bulaştırma riskiniz ortadan kalktığı düşünülmektedir. O yüzden tekrar tekrar tanı testi yaptırmanın gereği de yok. Ateş, öksürük ve nefes darlığı olmadığı sürece özel bir ilaç kullanımı gerekmiyor. Zaten özel bir ilacı olmamakla birlikte sadece diğer sistemleri koruyucu, başka hastalıklarda da kullanılan ilaçlar kullanılmaya devam ediyor.

İmmün sistemimizi nasıl doğru yönetmeliyiz?

Aşı gelişimi ne durumda? Aşılar güvenilir mi?

Hastalıktan korunmada beslenme ve vitaminlerin etkinliği ne kadar?

Akciğerler etkilendiği için zatürre aşısı olmalı mıyız ya da diğer grip aşıları işe yarıyor mu? Bir sonraki yazımızda bu sorularımızın cevaplarına odaklanalım inşaallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir