“Psikolojik şiddet daha  çok yaralıyor”

Gün geçmiyor ki şiddet haberleri olmasın. Toplumdan ailedeki fertlere kadar, herkesi etkileyebilen bu gibi hadiselerin altında birçok neden var aslında. En başta öfke kontrolsüzlüğü sorunların büyümesine neden olabiliyor. Her ne olursa olsun, çözüm sakin kalmaktan geçiyor . Ani parlamaların doğurduğu acı sonuçları günümüzde görmekteyiz. Psikolog ve Aile Danışmanı Neriman Akyıldız ile, şiddetin etkilerini ve aile hayatına yansımalarını konuştuk. Akyıldız, “Fiziksel şiddet, bedensel olarak zarar verdiğinden görünür biçimdedir. Ancak psikolojik şiddet daha uzun soluklu ve daha yaralayıcı” diyor.

 

Ailede şiddet dediğimizde neleri konuşmalıyız?

Aile toplumun en küçük parçasıdır ve insanların psikolojik sığınağı olması gereken birimdir aynı zamanda. İyi günde kötü günde birlikte olma sözüyle çıkılan evlilik yolculuğu en küçük krizde dağılmaya hazır bir duruş sergiliyor günümüzde.

Toplumsal değerler aşındıkça, insanlar bireyselleşmeye doğru kaydıkça tahammül eşitleri de hayatın yorgunluğuyla beraber düşme eğilimi gösteriyor. Şiddet , insanı fiziksel ya da ruhsal olarak yaralayan her türlü davranıştır. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet veya cinsel şiddet, hepsi yaralayıcıdır. Fiziksel şiddet, bedensel olarak zarar verdiğinden görünür biçimdedir. Ancak psikolojik şiddet daha uzun soluklu ve daha yaralayıcıdır.

 

Fiziksel şiddeti net görebiliyoruz ancak psikolojik şiddetin içeriğine neler girebiliyor, açıklar mısınız?

Psikolojik şiddet uzun vadede daha çok yıpratan davranışlardır. Örneğin;

-Eşlerden birinin diğerini dinlemeyerek kâle almaması,

-Sık sık bağırmak, küfretmek,

-Aşağılamak,

-Alay etmek, dalga geçmek,

-Uzun süre küsmek araya duvar örmek,

-Evde sürekli gerginlik oluşturmak,

-Çalışmayan eşinden parasını esirgemek, cimrilik etmek,

-Eşini sürekli eleştirmek,

-Eşini başkaları ile kıyaslamak ve yetersiz hissettirmek,

-Eşinin gelişmesini engellemek,

-Herhangi bir fiziksel sorunu yokken cinsellikten uzak durmak,

-Eşine duygusal yakınlık göstermemek,

-Eşine sürekli laf sokmak, imâlı konuşmak,

-Eşinin her davranışına müdahale etmek,

-Eşini değiştirmeye çalışmak,

-Eşinin kök aileleri ile görüşmesini engellemek,

-Sürekli hakaret etmek, küçümsemek,

-Eşine sevgi göstermemek gibi davranışlar psikolojik şiddet kapsamına girer. Etkisini uzun vadede gösterir ve eşler birbirinden soğurlar.

Psikolojik şiddetin ne olduğunu bazen uygulayan da uygulanan da bilmez ve normal zannederler. Oysa her iki tarzda da psikolojik yardım alması gerekir.

 

Şiddet ister fiziksel ister psikolojik olsun, nedenlerine indiğimizde neleri görebiliriz?

Şiddetin her türlüsü sağlıklı çözüm yollarını bilmeyen, sorun çözmekten aciz insanların başvurduğu bir yoldur. Nedenleri arasında kişilik bozuklukları, alkol ve madde bağımlılığı limbik sistemlerinin zayıf olması gibi biyolojik veya psikiyatrik nedenler vardır. Ancak toplumda öfke kontrolsüzlüğünün normalleştirilmesi hatta öfkeli insanlara itaat edilmesi gibi yanlış yöntemlerde bulunabilir. Öfkeli olan eş, diğer eşe böyle davranarak boyun eğdiriyor, istedikleri yapılıyorsa da öfke kontrolsüzlüğü pekiştirilmiş olur. Toplumda ve medyada öfkeli bireylerin rol model olarak sunulması da şiddeti besleyebilir.

 

Öfkenin kontrol edilememesi de bir sebep ise öfke kontrolünü sağlamak için ne yapılabilir?

Öfke kontrolünün sağlanması için öncelikle insanların öfkeli davranışının pekiştirilmesi ve öfkesini kontrol etme ihtiyacı duyması gerekir.  Öfke, insanın fıtratında kendisini korumak üzere verilmiş son derece doğal bir duygudur. Öfkenin nasıl yansıtıldığı önemlidir. İnsanlar, öfkelendiği durum, olay ve kişileri analiz etmekle başlar ve öfke kontrolüne kendilerini gözlemleyip bu durum olay ve kişileri tespit ettikten sonra bunlara neden öfkelendiğini bulmalıdır. Bu durumlarda ne düşünmekte ve kendisi ile ilgili nasıl bir tehdit algılamaktadır veya hangi travmatik yaşantılarını çağrıştırmaktadır. Bu noktaları bulup çözümlemedikçe öfke kontrolsüzlüğünün sebeplerini ortadan kaldıramaz. Öfke anında yapılabilecek olanlar; derin nefes egzersizleri, gevşeme egzersizi ve ortamdan uzaklaşma gibi davranışlar yanlış tepki vermesini önler. Ancak öfle patlamalarının altında yatan nedenler çözümlenmedikçe bu önlemler sadece anlık önlemlerdir. İç ve dış ketlemesi ise sosyal öğrenme ile gelişen önleyicidir. Öfke, şiddete yol açması nedeniyle çözümlenmesi gereken bir problemdir.

 

Aile içindeki şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

Çocukların korkuyla yürekleri buz kesilir. Çocukluklarını yaşayamazlar. Sanki hep bir şeyler yapmaları gerekir gibi hissedip yapamadıklarından yetersizim, güçsüzüm gibi düşünceler oluşur. Hayata onlarla güveneceği ve çok sevdikleri anne babalarının tartışma veya şiddet ortamında güvenlik duyguları sarsılır. Özgüvensiz çocukların, gelecekte kendini değersiz, yetersiz hisseden yetişkinlerin büyüdüğü ev olur yuvaları.

Anne babaların çocuklarına verebilecekleri en büyük hediye birbirlerini sevmeleri, saygı duymaları ve huzurlu bir yuvadır. Özgüvenin de, başarının da, mutlu çocukluk anıları ve geleceğe sağlıklı nesiller olarak bırakmanın da kaynağında huzur dolu bir aile vardır.

 

Ailede şiddeti önlemek üzere çiftler hangi sorumlulukları almalıdır?

Mutlu olmak ve sağlıklı nesiller yetiştirmek üzere kurulan aile yuvasında huzurlu, mutlu olmak için neler yapmalıyız diye kafa yormalıdır. Evlenmeden önce kendilerini iyi tanımalı, evlilikten beklentilerini netleştirmeli, nasıl bir hayat standardı istediğine karar vermeliler. Eş adayını tanımalı onun evlilikten beklentileri ile kendi beklentilerinin örtüşüp örtüşmediğini değerlendirmelidir.

Çiftler sağlıklı ve saygılı iletişim kurma becerisini kazanmış olmalı kadın erkek fıtratını ve ihtiyaçlarını öğrenmeli ve problem çözme becerisi ve kriz durumlarında öfkesini kontrol etmeyi başarıp, çözüme odaklanabilmeyi başarmalıdır. İletişim becerileri, öfke kontrolü, kadın-erkek farklılıkları, problem çözme becerisi, sevgi dillerini tanıyıp, hitap etme, ortak değerler ve güven sağlayıcı davranışlar.

Çiftlerin en az bu mihenk taşlarına dikkat etmelerini önerebilirim. Sorunlarını çözemiyorlarsa Aile Danışmanlığı alabilirler. Psikolojik sorunlarını görmezden gelmek yerine daha kaliteli ve mutlu yaşamak için Psikolojik Danışmanlık da alabilirler. Yaşanabilecekken yaşanamayan güzel günlerine üzülmek yerine çözüm üretebilirler.

 

Aile içi şiddeti önlemek için toplumsal boyutta neler yapılabilir?

Toplumsal anlamda şiddeti önlemek için yaptırımlar ağır olan yaralar gelebilir. Ancak en etkili olan önleme yolu cezadan çok eğitimle olabilir. Son zamanlarda aileleri bilinçlendirmeye yönelik güzel çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalar artırılabilir. Ailelerin desteklenmesi, gelişmesine yönelik çalışmaların yanı sıra ailedeki problemlerin çözümünde yardımcı olabilecek ücretsiz Aile Danışmanlık Merkezleri kurulup, çoğaltılabilir.

Toplumda şiddeti özendirebilecek rol modeller yerine, sağlıklı modeller özendirilebilir. Medya ve yayın organları aileyi birbirine bağlayan değerleri yücelten ve aileyi eğitici programlar, diziler yapabilir. Bireysel olarak eğitim ve evlilik öncesi danışmanlıklar yine ücretsiz sunulabilir. Sağlıklı aileler, sağlıklı nesiller demektir. Ailelerin mutlu, çocukların yüreklerinin sıcacık olduğu, huzurlu toplum dileklerimle, sevgiyle kalın.

 

Kübra Örnek Korkmaz

Kubraornek@yeniasya.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir